UY'nun epileptik hastalarda kullanılan EEG aktivasyon yöntemlerinden biri olduğu bilinmektedir. Çalışmaya alınan hasta ve kontrol grubundaki olgulara PUY sonrası uyanıklık ve uyku EEG'leri çektik. Bilindiği gibi uyku EEG'si incelemenin hem süresini hem de ücretini artıran bir yöntemdir. Bu çalışmada, PUY sonrası tek seferde alınan uyku kayıtlarının yararını uyanıklık kayıtları ile karsılaştırdık. Amacımız, PUY sonrası uyanıklık EEG'sinin uyku EEG'si kadar verimli olup olmadığını, UY sonrası uyanıklık EEG'si mi, uyku EEG'si mi yoksa her ikisini de mi çekmemiz gerektiğini araştırmaktı. Bu çalışma, interiktal EEG'leri normal olan epilepsili 41 hasta ve 22 kişilik sağlıklı kontrol grubu üzerinde yapıldı. Hastaların 35'i antiepileptik tedavi altındaydı. Çalışmamızda hastaların tedavileri kesilmemiştir. Olgulara aile fertlerinin de yardımıyla gece uyku süreleri 4 saati geçmeyecek şekilde PUY uygulanmıştır. Olgular çekim için hafif karartılmış bir odaya ahnm1slardir. Uyku EEG çekimi öncesi her olguya oral olarak l000-1500mg kloral hidrat verilmiştir. Tüm olgulara, uykusuz bırakıldıkları geceyi takip eden sabah ve öğle saatlerinde, skalp elektrotlarıyla referans ve bipolar anterior, posterior ve koronal montajları içeren 24, 32 kanallı dijital EEG cihazı kullanılarak; göz açma ve kapama, hiperventilasyon ve fotik stimulasyon uygulanarak 20 dakika standart uyanıklık EEG incelemesi yapılmıştır. Bunu hasta uykuya başladıktan sonra çekilen 60 dakikalık uyku EEG'si kaydı izlemiştir. Elektrotlar uluslararası 10-20 sistemine göre yerleştirilmiştir. Uyku evreleri, Dement ve Kleitman'a göre sınıflandırılmıştır. Tüm EEG'ler değerlendirmede; epileptik anormalilik1er jeneralize veya lokalize, diken veya keskin dalgaları içeren paroksismal deşarjlar olarak tanımlanmıştır. Verilerin istatistiksel analizi, chi-square testi, Fischer's exact testi ve Mann-Whitney-U testi kullanılarak yapılmıştır. Çalışmamızın sonuçlarına göre, interiktal rutin EEG'leri normal olan hastaların PUY sonrası çekilen EEG'lerinde %51 oranında bozukluk, %46 oranında epileptik aktivite görülmüştür. Sonuçlar istatistiksel olarak da anlamlı bulunmuştur. PUY sonrası epileptik aktivasyon hastaların %41'inin uyku, %19'unun uyanıklık, %14'0000 ise hem uyku hem uyanıklık EEG'lerinde görülmüştür. Epileptik aktivasyon uyku EEG'lerinde daha fazla görü1se de bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Sonuç olarak, PUY takip eden uyanıklık ve uyku EEG'leri rutin EEG'lerden daha fazla epileptik aktivite ortaya çıkarır. PUY sonrası çekilen EEG'lerin diagnoza katkısı yadsınamaz. PUY sonrası sadece uyanıklık EEG'si çekmek, epileptik aktiviteyi ortaya çıkarmayabilir. PUY sonrası uyanıklık EEG'sini takiben uyku EEG'si çekmenin elektrodiagnoza daha fazla katkı sağlayacağı görüşündeyiz.
Sleep deprivation is a known activator of epileptiform EEG activity in patients with epilepsy. In the workup of these patients and control groups, EEGrecordings are performed following partial sleep deprivation both in the awake stateand during sleep. The latter significantly increases the duration and the cost of theexamination; the present study examines the relative yield in sleep tracing compared to the wake record obtained in a single-session wake-sleep recording after partial sleep deprivation. We analyzed the recordings of 41 adult patients who had normal interictal routine EEGs and 22 control groups. Thirty-five of the patients were treated with antiepileptic drugs at the time of the study. Anti-epileptic treatment was never discontinued in our patients. The recordings were performed in a darkened room in the morning or early afternoon after the night of wakefulness. All patients and control groups slept maximum 4 hours during the night of sleep deprivation with the help of the family members. After partial sleep deprivation, 1000-1500mg of chloral hydrate were administrated; 24, 32 channel 20 min standart awake EEG was performed, including hyperventilation and photic stimulation, followed by 60 min short sleep recordings after the patient fell asleep. The electrodes were placed according to 10-20 international system and EEG recorded with referential and bipolar anterior, posterior and coronal montages. The tracings were visually evaluated, the sleep stages being classified according to Dement and Kleitman. Epileptiform abnormality was defined as paroxymal discharge containing spikes or sharp waves, either localized or generalized. The chi-square, Fischer's and Mann-Whitney-U tests were used for statistical evaluations. According to our results, the activation rates of abnormality in 51% and epileptic activity in 41% with partial sleep deprivation showed statistically significant difference. Epileptiform activity was recorded in wake part in 19%; in 14% the activity was seen in both awake and sleep parts; and in 41% it was found in sleep part Although in these recordings the activity seemed to be more prevelant during sleep than during the wake state, there was not statistically significant difference between them. In combined wake-sleep recording following partial sleep deprivation in adults, sleep tracing may reveal epileptiform activity not demonstrated during the preceding wake EEG. In conclusion in a single-session wake-sleep recording after partial sleep deprivation, the sleep part reveals epileptiform abnormality in more patients than the preceding wake tracing.
Tez (Tıpta Uzmanlık) - Süleyman Demirel Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Nöroloji Hastalıkları Anabilim Dalı, 2000.
Kaynakça var.
UY'nun epileptik hastalarda kullanılan EEG aktivasyon yöntemlerinden biri olduğu bilinmektedir. Çalışmaya alınan hasta ve kontrol grubundaki olgulara PUY sonrası uyanıklık ve uyku EEG'leri çektik. Bilindiği gibi uyku EEG'si incelemenin hem süresini hem de ücretini artıran bir yöntemdir. Bu çalışmada, PUY sonrası tek seferde alınan uyku kayıtlarının yararını uyanıklık kayıtları ile karsılaştırdık. Amacımız, PUY sonrası uyanıklık EEG'sinin uyku EEG'si kadar verimli olup olmadığını, UY sonrası uyanıklık EEG'si mi, uyku EEG'si mi yoksa her ikisini de mi çekmemiz gerektiğini araştırmaktı. Bu çalışma, interiktal EEG'leri normal olan epilepsili 41 hasta ve 22 kişilik sağlıklı kontrol grubu üzerinde yapıldı. Hastaların 35'i antiepileptik tedavi altındaydı. Çalışmamızda hastaların tedavileri kesilmemiştir. Olgulara aile fertlerinin de yardımıyla gece uyku süreleri 4 saati geçmeyecek şekilde PUY uygulanmıştır. Olgular çekim için hafif karartılmış bir odaya ahnm1slardir. Uyku EEG çekimi öncesi her olguya oral olarak l000-1500mg kloral hidrat verilmiştir. Tüm olgulara, uykusuz bırakıldıkları geceyi takip eden sabah ve öğle saatlerinde, skalp elektrotlarıyla referans ve bipolar anterior, posterior ve koronal montajları içeren 24, 32 kanallı dijital EEG cihazı kullanılarak; göz açma ve kapama, hiperventilasyon ve fotik stimulasyon uygulanarak 20 dakika standart uyanıklık EEG incelemesi yapılmıştır. Bunu hasta uykuya başladıktan sonra çekilen 60 dakikalık uyku EEG'si kaydı izlemiştir. Elektrotlar uluslararası 10-20 sistemine göre yerleştirilmiştir. Uyku evreleri, Dement ve Kleitman'a göre sınıflandırılmıştır. Tüm EEG'ler değerlendirmede; epileptik anormalilik1er jeneralize veya lokalize, diken veya keskin dalgaları içeren paroksismal deşarjlar olarak tanımlanmıştır. Verilerin istatistiksel analizi, chi-square testi, Fischer's exact testi ve Mann-Whitney-U testi kullanılarak yapılmıştır. Çalışmamızın sonuçlarına göre, interiktal rutin EEG'leri normal olan hastaların PUY sonrası çekilen EEG'lerinde %51 oranında bozukluk, %46 oranında epileptik aktivite görülmüştür. Sonuçlar istatistiksel olarak da anlamlı bulunmuştur. PUY sonrası epileptik aktivasyon hastaların %41'inin uyku, %19'unun uyanıklık, %14'0000 ise hem uyku hem uyanıklık EEG'lerinde görülmüştür. Epileptik aktivasyon uyku EEG'lerinde daha fazla görü1se de bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Sonuç olarak, PUY takip eden uyanıklık ve uyku EEG'leri rutin EEG'lerden daha fazla epileptik aktivite ortaya çıkarır. PUY sonrası çekilen EEG'lerin diagnoza katkısı yadsınamaz. PUY sonrası sadece uyanıklık EEG'si çekmek, epileptik aktiviteyi ortaya çıkarmayabilir. PUY sonrası uyanıklık EEG'sini takiben uyku EEG'si çekmenin elektrodiagnoza daha fazla katkı sağlayacağı görüşündeyiz.
Sleep deprivation is a known activator of epileptiform EEG activity in patients with epilepsy. In the workup of these patients and control groups, EEGrecordings are performed following partial sleep deprivation both in the awake stateand during sleep. The latter significantly increases the duration and the cost of theexamination; the present study examines the relative yield in sleep tracing compared to the wake record obtained in a single-session wake-sleep recording after partial sleep deprivation. We analyzed the recordings of 41 adult patients who had normal interictal routine EEGs and 22 control groups. Thirty-five of the patients were treated with antiepileptic drugs at the time of the study. Anti-epileptic treatment was never discontinued in our patients. The recordings were performed in a darkened room in the morning or early afternoon after the night of wakefulness. All patients and control groups slept maximum 4 hours during the night of sleep deprivation with the help of the family members. After partial sleep deprivation, 1000-1500mg of chloral hydrate were administrated; 24, 32 channel 20 min standart awake EEG was performed, including hyperventilation and photic stimulation, followed by 60 min short sleep recordings after the patient fell asleep. The electrodes were placed according to 10-20 international system and EEG recorded with referential and bipolar anterior, posterior and coronal montages. The tracings were visually evaluated, the sleep stages being classified according to Dement and Kleitman. Epileptiform abnormality was defined as paroxymal discharge containing spikes or sharp waves, either localized or generalized. The chi-square, Fischer's and Mann-Whitney-U tests were used for statistical evaluations. According to our results, the activation rates of abnormality in 51% and epileptic activity in 41% with partial sleep deprivation showed statistically significant difference. Epileptiform activity was recorded in wake part in 19%; in 14% the activity was seen in both awake and sleep parts; and in 41% it was found in sleep part Although in these recordings the activity seemed to be more prevelant during sleep than during the wake state, there was not statistically significant difference between them. In combined wake-sleep recording following partial sleep deprivation in adults, sleep tracing may reveal epileptiform activity not demonstrated during the preceding wake EEG. In conclusion in a single-session wake-sleep recording after partial sleep deprivation, the sleep part reveals epileptiform abnormality in more patients than the preceding wake tracing.