Koroner arter ektazisi, anjiyografik olarak epikardiyal koroner arterlerin normal koroner arter çapına oranla 1.5 kat veya daha fazla genişlemesi olarak tanımlanmaktadır. Nadir görülen bu koroner arter hastalığının sıklığı, farklı anjiyografi serilerinde % 0.3-5.4 olarak tespit edilmiştir. Koroner arter ektazisinde etiyolojik ajan olarak sıklıkla ateroskleroz suçlanmasına rağmen aterosklerozun tespit edilemediği olgularda etiyopatogenez tam olarak anlaşılamamıştır. Bu hastalık tablosunda bağ dokusu hastalıkları, hipertansiyon, insektisit ve benzeri toksik ajanlara maruziyet ya da çeşitli inflamatuvar olaylar etiyolojik ajan olarak öne sürülmüştür. İzole koroner arter ektazisi varlığında diğer arter ya da ven çaplarındaki ve damar duvarındaki değişiklikler sistemik bir etkene maruziyeti akla getirmektedir. Flor; toprak, su, kaya, hava, bitki ve hayvansal dokularda değişik miktarlarda bulunan bir halojendir. Normal şartlar altında insanlar günlük olarak zararlı olmayacak miktarlarda florlu bileşikleri alırlar. Ancak uzun süre günlük olarak alınan flor miktarı güvenlik eşiğini aşacak olursa florozis olarak bilinen kronik flor zehirlenmesi ortaya çıkar. Florozis sonucu, karaciğer, böbrek, kalp, kas, gastrointestinal kanal ve iskelet sisteminde patolojik değişiklikler oluşmaktadır. Kronik olarak flora maruz kalan hayvanlarda nitrik oksit üretiminin arttığı gösterilmiştir. Koroner arter ektazisinin patofizyolojisinde de aşırı nitrik oksit üretimi suçlanmıştır. Göller Bölgesi Türkiye'nin endemik florozis bölgelerinden biridir ve bu bölgede koroner arter ektazisi prevalansı üzerinde flor elementine kronik maruziyetin etkisi olup olmadığı bugüne kadar incelenmemiştir. Flor elementine kronik maruziyetin belirteci olarak serum sialik asit ve glikozaminoglikan oranının normal bireylere göre % 30 oranında azalması kullanılmaktadır. Çalışmamızda izole koroner arter ektazisi saptanan bireyler ile normal koroner arter saptanan bireyler arasında bu orana bakılarak flor elementine kronik maruziyet araştırılmıştır. Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Şevket Demirel Kalp Merkezi'ne Aralık 2005, Mayıs 2006 tarihleri arasında göğüs ağrısı ile müracaat eden ve efor testi pozitif çıkması üzerine koroner anjiyografisi yapılan; koronerlerinde de bir veya daha fazla damarında koroner ektazi tespit edilen ardışık 35 hasta çalışmaya alındı. Koroner anjiyografisi normal olan 35 ardışık hasta da kontrol grubu olarak çalışmaya alındı. Çalışmamızda koroner ektazili hastalar normal koronerlere sahip bireylerlerle karşılaştırıldığında sialik asidin, glikozaminoglikana olan oranının ortalama % 38,7 düzeyinde azaldığı tespit edilmiştir. Hastalarda ektatik segment sayısı ile sialik asit, glikozaminoglikan ve bunların birbirlerine olan oranları kıyaslandığında ektatik segment sayısı arttıkça sialik asit ve bahsedilen oranın anlamlı ölçüde azaldığı ve glikozaminoglikan düzeyinin anlamlı ölçüde arttığı tespit edilmiştir. Bu da bize ektatik segment sayısı arttıkça yani hastalık yaygınlaştıkça flor elementine olan maruziyetin arttığını göstermektedir. Bununla birlikte flor elementinin koroner yatak üzerine olan etkisinin daha detaylı incelendiği deneysel ve gözlemsel çalışmalara ihtiyaç olduğu açıktır. Anahtar Kelimeler: Florozis, Koroner Arter Ektazisi.
Coronary artery ectasy is defined as the angiographical expansion of epicardial coronary arteries 1.5 times or more as compared to normal coronary artery diameter. Frequency of this rare coronary artery disease is determined as 0.3-5.4 % in different angiography series. Although atherosclerosis is frequently accused of being the etiological agent in coronary artery ectasy, etiopathogenesis could not be comprehended exactly in cases when atherosclerosis cannot be determined. In this disease table, connective tissue diseases, hypertension, exposure to insecticide and similar toxic agents or various inflammatory events are suggested as the etiological agents. In presence of isolated coronary artery ectasy, changes in diameters and walls of other arteries or veins connotes exposure to a systemic factor. Flourine is a halogene found in earth, water, rocks, air, plants and animal tissue in various amounts. In normal conditions, people daily take flourine compounds in amounts without any harmful effects. However, if the amount of flourine taken daily exceeds the safety threshold, chronic flourine intoxication, known as fluorosis, arises. As a result of fluorosis, pathological changes appear in liver, kidney, heart, muscles, gastrointestinal tract and skeletal system. It is observed that nitric oxide production is increased in animals that are exposed to flourine chronically. Excessive nitric oxide is also blamed for pathophysiology of coronary artery ectasy. Lake District is one of the endemic fluorosis areas of Turkey and whether chronic exposure to flourine element has an effect on the prevalance of coronary artery ectasy has not been investigated in this district up until now. As a determinant of chronic exposure to flourine element, a 30% decrease of serum sialic acid and glicozaminoglican as opposed to normal individuals is used. In our study, considering this proportion, chronic exposure to flourine element is investigated between individuals with isolated coronary artery ectasy and individuals with normal coronary artery. 35 successive patients who consulted to Süleyman Demirel University, Faculty of Medicine Cardiology department Şevket Demirel Heart Center between December, 2005 and May, 2006 with a chest pain and who had coronary angiography after having positive results on exercise test; and who had coronary ectasy in one or more of his/her coronaries were included in the study. 35 successive patients with a normal coronary angiography were taken as the control group. In our study, it is ascertained that when compared with normal coronary individuals, patients with coronary ectasy had an average of 37.8% decreased sialic acid and glycosaminoglycan. When ectatic segment number and sialic acid, glycosaminoglycan and their proportion to each other are compared in patients, it is found that sialic acid and the mentioned proportion is decreased significantly and the level of glycosaminoglycan. is increased significantly. And this shows us that as the number of ectatic segment is increased, namely as the disease becomes widespread, exposure to flourine element increases. Nevertheless, it is clear that more detailed experimental and observational studies are needed to determine the effects of flourine element on the coronary course. Key Words: Fluorosis, Coronary Artery Ectasy.
Tez (Tıpta Uzmanlık) - Süleyman Demirel Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dalı, 2006.
Kaynakça var.
Koroner arter ektazisi, anjiyografik olarak epikardiyal koroner arterlerin normal koroner arter çapına oranla 1.5 kat veya daha fazla genişlemesi olarak tanımlanmaktadır. Nadir görülen bu koroner arter hastalığının sıklığı, farklı anjiyografi serilerinde % 0.3-5.4 olarak tespit edilmiştir. Koroner arter ektazisinde etiyolojik ajan olarak sıklıkla ateroskleroz suçlanmasına rağmen aterosklerozun tespit edilemediği olgularda etiyopatogenez tam olarak anlaşılamamıştır. Bu hastalık tablosunda bağ dokusu hastalıkları, hipertansiyon, insektisit ve benzeri toksik ajanlara maruziyet ya da çeşitli inflamatuvar olaylar etiyolojik ajan olarak öne sürülmüştür. İzole koroner arter ektazisi varlığında diğer arter ya da ven çaplarındaki ve damar duvarındaki değişiklikler sistemik bir etkene maruziyeti akla getirmektedir. Flor; toprak, su, kaya, hava, bitki ve hayvansal dokularda değişik miktarlarda bulunan bir halojendir. Normal şartlar altında insanlar günlük olarak zararlı olmayacak miktarlarda florlu bileşikleri alırlar. Ancak uzun süre günlük olarak alınan flor miktarı güvenlik eşiğini aşacak olursa florozis olarak bilinen kronik flor zehirlenmesi ortaya çıkar. Florozis sonucu, karaciğer, böbrek, kalp, kas, gastrointestinal kanal ve iskelet sisteminde patolojik değişiklikler oluşmaktadır. Kronik olarak flora maruz kalan hayvanlarda nitrik oksit üretiminin arttığı gösterilmiştir. Koroner arter ektazisinin patofizyolojisinde de aşırı nitrik oksit üretimi suçlanmıştır. Göller Bölgesi Türkiye'nin endemik florozis bölgelerinden biridir ve bu bölgede koroner arter ektazisi prevalansı üzerinde flor elementine kronik maruziyetin etkisi olup olmadığı bugüne kadar incelenmemiştir. Flor elementine kronik maruziyetin belirteci olarak serum sialik asit ve glikozaminoglikan oranının normal bireylere göre % 30 oranında azalması kullanılmaktadır. Çalışmamızda izole koroner arter ektazisi saptanan bireyler ile normal koroner arter saptanan bireyler arasında bu orana bakılarak flor elementine kronik maruziyet araştırılmıştır. Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Şevket Demirel Kalp Merkezi'ne Aralık 2005, Mayıs 2006 tarihleri arasında göğüs ağrısı ile müracaat eden ve efor testi pozitif çıkması üzerine koroner anjiyografisi yapılan; koronerlerinde de bir veya daha fazla damarında koroner ektazi tespit edilen ardışık 35 hasta çalışmaya alındı. Koroner anjiyografisi normal olan 35 ardışık hasta da kontrol grubu olarak çalışmaya alındı. Çalışmamızda koroner ektazili hastalar normal koronerlere sahip bireylerlerle karşılaştırıldığında sialik asidin, glikozaminoglikana olan oranının ortalama % 38,7 düzeyinde azaldığı tespit edilmiştir. Hastalarda ektatik segment sayısı ile sialik asit, glikozaminoglikan ve bunların birbirlerine olan oranları kıyaslandığında ektatik segment sayısı arttıkça sialik asit ve bahsedilen oranın anlamlı ölçüde azaldığı ve glikozaminoglikan düzeyinin anlamlı ölçüde arttığı tespit edilmiştir. Bu da bize ektatik segment sayısı arttıkça yani hastalık yaygınlaştıkça flor elementine olan maruziyetin arttığını göstermektedir. Bununla birlikte flor elementinin koroner yatak üzerine olan etkisinin daha detaylı incelendiği deneysel ve gözlemsel çalışmalara ihtiyaç olduğu açıktır. Anahtar Kelimeler: Florozis, Koroner Arter Ektazisi.
Coronary artery ectasy is defined as the angiographical expansion of epicardial coronary arteries 1.5 times or more as compared to normal coronary artery diameter. Frequency of this rare coronary artery disease is determined as 0.3-5.4 % in different angiography series. Although atherosclerosis is frequently accused of being the etiological agent in coronary artery ectasy, etiopathogenesis could not be comprehended exactly in cases when atherosclerosis cannot be determined. In this disease table, connective tissue diseases, hypertension, exposure to insecticide and similar toxic agents or various inflammatory events are suggested as the etiological agents. In presence of isolated coronary artery ectasy, changes in diameters and walls of other arteries or veins connotes exposure to a systemic factor. Flourine is a halogene found in earth, water, rocks, air, plants and animal tissue in various amounts. In normal conditions, people daily take flourine compounds in amounts without any harmful effects. However, if the amount of flourine taken daily exceeds the safety threshold, chronic flourine intoxication, known as fluorosis, arises. As a result of fluorosis, pathological changes appear in liver, kidney, heart, muscles, gastrointestinal tract and skeletal system. It is observed that nitric oxide production is increased in animals that are exposed to flourine chronically. Excessive nitric oxide is also blamed for pathophysiology of coronary artery ectasy. Lake District is one of the endemic fluorosis areas of Turkey and whether chronic exposure to flourine element has an effect on the prevalance of coronary artery ectasy has not been investigated in this district up until now. As a determinant of chronic exposure to flourine element, a 30% decrease of serum sialic acid and glicozaminoglican as opposed to normal individuals is used. In our study, considering this proportion, chronic exposure to flourine element is investigated between individuals with isolated coronary artery ectasy and individuals with normal coronary artery. 35 successive patients who consulted to Süleyman Demirel University, Faculty of Medicine Cardiology department Şevket Demirel Heart Center between December, 2005 and May, 2006 with a chest pain and who had coronary angiography after having positive results on exercise test; and who had coronary ectasy in one or more of his/her coronaries were included in the study. 35 successive patients with a normal coronary angiography were taken as the control group. In our study, it is ascertained that when compared with normal coronary individuals, patients with coronary ectasy had an average of 37.8% decreased sialic acid and glycosaminoglycan. When ectatic segment number and sialic acid, glycosaminoglycan and their proportion to each other are compared in patients, it is found that sialic acid and the mentioned proportion is decreased significantly and the level of glycosaminoglycan. is increased significantly. And this shows us that as the number of ectatic segment is increased, namely as the disease becomes widespread, exposure to flourine element increases. Nevertheless, it is clear that more detailed experimental and observational studies are needed to determine the effects of flourine element on the coronary course. Key Words: Fluorosis, Coronary Artery Ectasy.