Kuraklık, bir bölgede buharlaşma ile kaybedilen suyun, yağışlarla sağlanan sudan daha fazla olması şeklinde tanımlanmaktadır. Bir yöreye kurak diyebilmek için o bölgede yağış ve su yetersizliğinin olması ve bu durumun süreklilik göstermesi gerekmektedir. Bir bölgedeki kuraklığı ve kuraklığın canlılar üzerindeki olumsuz etkilerini daha net bir şekilde ifade etmek için sadece yıllık yağış miktarını dikkate almak çogu zaman yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle yağış miktarı ile sıcaklık arasında bir ilişki kurulabildiği zaman, o bölgenin kuraklığı ve nemlilik durumu daha anlamlı bir şekilde ortaya konulabilmektedir. Bu çalışmada farklı orijinlerden yetistirilmiş 2+0 yaslı Toros sediri (Cedrus libani A.Rich.) ve Anadolu karaçamı (Pinus nigra Arn. subsp. pallasiana (Lamb.) Holmboe) fidanlarında, kuraklığa dayanıklılık tespitleri yapılmıştır. Her bir orijinden 2+0 yaşlı tüplü Toros sediri ve Anadolu karaçamı fidanlarında dikimden önce en az 3 fidanda B-H eğrisi çıkarılarak, araştırmaya konu fidanlarda, orijinler bazında ölçümler yapılmış ve su potansiyeli bileşenleri tespit edilmiştir. Bu bileşenler solma noktasındaki ozmotik potansiyel (SSP), doygun haldeki ozmotik potansiyel (DSP), solma noktasındaki serbest su içerilğgi (FWCzt), solma noktasındaki oransal su içeriği (RWCzt), birim kuru alğırlığa düşen simplastik su oranı (Vo/DW) ve kuru ağırlık oranı (KAO) dır. Arazi denemesi, farklı orijinlere ait 2+0 yalşslı tüplü Toros sediri ve Anadolu karaçamı fidanlarıyla ve Toros sediri için her bir orijinden 30, Anadolu karaçamına ait için ise 35 fidan kullanılarak, rastlantı blokları deneme düzenine göre kurulmuştur. Her bir tür için deneme alanı iki bloğa ayrılarak, bloklardan biri kuraklık stresine tabi tutulmuştur; diğer blokta ise Mayıs ayından Ekim ayına kadar periyodik olarak ayda bir defa sulama yapılmıştır. Deneme alanında vejetasyon dönemi başında ve sonunda her iki türde orijinler bazında fidan boyu ölçümleri yapılmıştır. Vejetasyon dönemi sonunda ise fidan yaşama yüzdeleri ve ibre kayıp oranları belirlenmiştir. Sonuç olarak, yaşama yüzdesi bakımından tür ve işlemler arasında istatistiki açıdan bir fark çıkmasına karşın orijinler arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Nispi boy artımı açısından varyans analizi sonucunda orijin ve işlemler arasında 0.01 düzeyinde anlamlı bir farklılık oldugu görülmüştür. Toros sediri ve Anadolu karaçamı orijinlerinin ibre kayıp oranları karşılaştırıldığında Toros sediri orijinlerinin ibre kayıp oranı yüzde değerlerinin daha düşük olduğu gözlenmiştir. Anahtar kelimeler: Anadolu karaçamı, Toros sediri, Kuraklık, Su stresi...
Drought is defined as condition in which amount of water loss by means of evaporation is more than amount of water provided by precipitation. To say drought for a region, existence of deficiency in precipitation and water amount and continuity of this situation is required. Taking only annual rainfall intensity into account is quite often insufficient to define drought in a region and negative effects of drought on living things in a more clear way. For this reason, when a relationship between rainfall intensity and temperature is defined, drought and humidity situation of that region can be discussed more expressively. In this study, endurance detection of Taurus cedar (Cedrus libani A. Rich.) and Anatolian Black pine (Pinus nigra Arn. subsp. pallasiana), which were cultivated from different origins, to the drought was conducted. Before the planting, by obtaining PV curves from 2+0-old tubed Taurus cedar (Cedrus libani A. Rich.) and Anatolian Black pine (Pinus nigra Arn. subsp. pallasiana) seedlings from every origin, water potential components were determined. These components are the water potential at wilting point (SSP), the water potential at full turgidity (DSP), the free water content at wilding point (FWCzt), the relative water content at wilting point (RWCzt), the symplastic water per unit dry matter (Vo/DW) and the dry weight ratio. Field test was set up according to Randomized Complete Block Design (RBC) by using 30 seedlings from each origin of Taurus cedar (Cedrus libani A. Rich.) and 35 seedlings from each origin of Anatolian Black pine(Pinus nigra Arn. Subsp. pallasiana). By dividing testing area into two blocks, for each type, one block was subjected to drought stress; on the other hand, watering was performed once a month from May to October in the other block. Seedling height measurements on the basis of origins in each type were conducted at the beginning and at the end of vegetation period on testing area. At the end of the vegetation period, survival percentages of saplings and needle loss ratios were determined. In conclusion, although a difference was observed between the types and processes statistically regarding percentage of survival, a difference between the origins was not seen. At the end of variance analysis, an important difference, as 0.01, was observed between the origins and processes with respect to height increase. When needle loss ratios of origins of Taurus cedar (Cedrus libani A. Rich.) and Anatolian Black pine (Pinus nigra Arn. subsp. pallasiana) were compared, it was observed that percentage values of needle loss ratios of Taurus cedar (Cedrus libani A. Rich.) is less than those of Anatolian Black pine (Pinus nigra Arn. subsp. pallasiana). Keywords: Anatolian Black pine, Taurus cedar, Drought, Water Stress.
Tez (Yüksek Lisans) - Süleyman Demirel Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Orman Mühendisliği Anabilim Dalı, 2007.
Kaynakça var.
Kuraklık, bir bölgede buharlaşma ile kaybedilen suyun, yağışlarla sağlanan sudan daha fazla olması şeklinde tanımlanmaktadır. Bir yöreye kurak diyebilmek için o bölgede yağış ve su yetersizliğinin olması ve bu durumun süreklilik göstermesi gerekmektedir. Bir bölgedeki kuraklığı ve kuraklığın canlılar üzerindeki olumsuz etkilerini daha net bir şekilde ifade etmek için sadece yıllık yağış miktarını dikkate almak çogu zaman yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle yağış miktarı ile sıcaklık arasında bir ilişki kurulabildiği zaman, o bölgenin kuraklığı ve nemlilik durumu daha anlamlı bir şekilde ortaya konulabilmektedir. Bu çalışmada farklı orijinlerden yetistirilmiş 2+0 yaslı Toros sediri (Cedrus libani A.Rich.) ve Anadolu karaçamı (Pinus nigra Arn. subsp. pallasiana (Lamb.) Holmboe) fidanlarında, kuraklığa dayanıklılık tespitleri yapılmıştır. Her bir orijinden 2+0 yaşlı tüplü Toros sediri ve Anadolu karaçamı fidanlarında dikimden önce en az 3 fidanda B-H eğrisi çıkarılarak, araştırmaya konu fidanlarda, orijinler bazında ölçümler yapılmış ve su potansiyeli bileşenleri tespit edilmiştir. Bu bileşenler solma noktasındaki ozmotik potansiyel (SSP), doygun haldeki ozmotik potansiyel (DSP), solma noktasındaki serbest su içerilğgi (FWCzt), solma noktasındaki oransal su içeriği (RWCzt), birim kuru alğırlığa düşen simplastik su oranı (Vo/DW) ve kuru ağırlık oranı (KAO) dır. Arazi denemesi, farklı orijinlere ait 2+0 yalşslı tüplü Toros sediri ve Anadolu karaçamı fidanlarıyla ve Toros sediri için her bir orijinden 30, Anadolu karaçamına ait için ise 35 fidan kullanılarak, rastlantı blokları deneme düzenine göre kurulmuştur. Her bir tür için deneme alanı iki bloğa ayrılarak, bloklardan biri kuraklık stresine tabi tutulmuştur; diğer blokta ise Mayıs ayından Ekim ayına kadar periyodik olarak ayda bir defa sulama yapılmıştır. Deneme alanında vejetasyon dönemi başında ve sonunda her iki türde orijinler bazında fidan boyu ölçümleri yapılmıştır. Vejetasyon dönemi sonunda ise fidan yaşama yüzdeleri ve ibre kayıp oranları belirlenmiştir. Sonuç olarak, yaşama yüzdesi bakımından tür ve işlemler arasında istatistiki açıdan bir fark çıkmasına karşın orijinler arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Nispi boy artımı açısından varyans analizi sonucunda orijin ve işlemler arasında 0.01 düzeyinde anlamlı bir farklılık oldugu görülmüştür. Toros sediri ve Anadolu karaçamı orijinlerinin ibre kayıp oranları karşılaştırıldığında Toros sediri orijinlerinin ibre kayıp oranı yüzde değerlerinin daha düşük olduğu gözlenmiştir. Anahtar kelimeler: Anadolu karaçamı, Toros sediri, Kuraklık, Su stresi...
Drought is defined as condition in which amount of water loss by means of evaporation is more than amount of water provided by precipitation. To say drought for a region, existence of deficiency in precipitation and water amount and continuity of this situation is required. Taking only annual rainfall intensity into account is quite often insufficient to define drought in a region and negative effects of drought on living things in a more clear way. For this reason, when a relationship between rainfall intensity and temperature is defined, drought and humidity situation of that region can be discussed more expressively. In this study, endurance detection of Taurus cedar (Cedrus libani A. Rich.) and Anatolian Black pine (Pinus nigra Arn. subsp. pallasiana), which were cultivated from different origins, to the drought was conducted. Before the planting, by obtaining PV curves from 2+0-old tubed Taurus cedar (Cedrus libani A. Rich.) and Anatolian Black pine (Pinus nigra Arn. subsp. pallasiana) seedlings from every origin, water potential components were determined. These components are the water potential at wilting point (SSP), the water potential at full turgidity (DSP), the free water content at wilding point (FWCzt), the relative water content at wilting point (RWCzt), the symplastic water per unit dry matter (Vo/DW) and the dry weight ratio. Field test was set up according to Randomized Complete Block Design (RBC) by using 30 seedlings from each origin of Taurus cedar (Cedrus libani A. Rich.) and 35 seedlings from each origin of Anatolian Black pine(Pinus nigra Arn. Subsp. pallasiana). By dividing testing area into two blocks, for each type, one block was subjected to drought stress; on the other hand, watering was performed once a month from May to October in the other block. Seedling height measurements on the basis of origins in each type were conducted at the beginning and at the end of vegetation period on testing area. At the end of the vegetation period, survival percentages of saplings and needle loss ratios were determined. In conclusion, although a difference was observed between the types and processes statistically regarding percentage of survival, a difference between the origins was not seen. At the end of variance analysis, an important difference, as 0.01, was observed between the origins and processes with respect to height increase. When needle loss ratios of origins of Taurus cedar (Cedrus libani A. Rich.) and Anatolian Black pine (Pinus nigra Arn. subsp. pallasiana) were compared, it was observed that percentage values of needle loss ratios of Taurus cedar (Cedrus libani A. Rich.) is less than those of Anatolian Black pine (Pinus nigra Arn. subsp. pallasiana). Keywords: Anatolian Black pine, Taurus cedar, Drought, Water Stress.