Enerji insanoğlunun varoluşundan itibaren, insan yaşamının vazgeçilmez bir unsuru olmuştur. Günümüzde bu önem daha da artmıştır. Enerji ihtiyacının giderek artması ve buna karşılık enerji kaynaklarının sınırlı olması ekonomik bir sorun olan "enerji sorununu" gündeme getirmiştir. Bir ülkenin kalkınabilmesi için sanayileşmeye, sanayiinin ise enerjiye ihtiyacı vardır. Bu nedenle sanayiinin ihtiyacı olan enerjinin zamanında ve yeterli miktarda temini zorunludur. Her ülkenin kendi enerji ihtiyacını karşılayacak kadar enerji kaynağı mevcut değildir. Kendi kaynaklarıyla ihtiyaçlarını karşılayamayan ülkeler ithalat yoluyla bu ihtiyaçlarını karşılamaktadırlar. Orta Doğu ülkeleri ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri petrol ve doğalgaz başta olmak üzere enerji kaynakları bakımından zengin ülkelerdir. Avrupa ülkeleri ise enerji kaynakları bakımından fakir ülkeler arasında yer almaktadır. Ancak enerji kaynakları bakımından zengin olmak yeterli değildir. Bu kaynakların ekonomik ve etkin kullanılması ile enerji sorununa çözüm bulunabilecektir. Enerji ihtiyacının arttığı günümüzde tükenebilir (fosil) kaynaklar yerine yeni ve yenilenebilir alternatif kaynak arayışı sürmektedir. Bu kaynaklardan yararlanma yolları araştırılmaktadır. Özellikle rüzgar, güneş ve biyomas enerjiden yararlanılarak elektrik elde etme çalışmaları bir çok ülkede sürdürülmektedir. Ülkemizde de son yıllarda gerek nüfus artışı gerekse sanayileşme ve kalkınma yolundaki hamleler enerjiye olan talebi gittikçe artırmıştır. Ancak enerji kaynakları bakımından zengin olmayan ülkemizde, gerek mevcut kaynakların yeterince değerlendirilememesi gerekse yetersiz enerji kaynakları rezervi sık sık enerji sorununu gündeme getirmektedir. Ülkemiz linyit rezervleri bakımından zengin bir ülke olmasına rağmen mevcut linyitleri düşük kalitelidir. Üretim bölgelerinde yıkama tesislerinin (lavvar) bulunmaması nedeniyle kalorilerinin düşük olması bu linyitlerin sanayide kullanılamamasına neden olmaktadır. Hidrolik potansiyel bakımından; dünya hidrolik potansiyelinin % 1'ine sahip olan ülkemiz, kurulu güç bakımından onaltıncı sırada yer almaktadır. Fakat mevcut santrallerin kapasitesinin altında çalıştırılması bu kaynağın da etkin bir şekilde kullanımını engellemektedir. Yeni ve yenilenebilir kaynaklar bakımından ise sadece küçük çapta denemeler mevcuttur. Özellikle güneş enerjisi potansiyeli bakımından zengin olan ülkemizde henüz bu alanda bir uygulama söz konusu değildir. Enerji yatırımlarının çok büyük miktarda sermayeye ihtiyaç göstermesi, uzun dönemde kara geçmesi gibi nedenler özel sektörün bu alandaki yatırımlarını azaltmaktadır. Ayrıca son yıllarda özelleştirme uygulamaları ve kamu sektörü toplam yatırımlarındaki daralmaya paralel olarak, devletin bu alanda da yaptığı yatırımlar yetersiz kalmıştır. Sektördeki önemli bir sorun ise iletim ve dağıtım hatlarında görülen kayıp ve kaçaklardır. Ülkemiz enerji ihtiyacının büyük bir kısmının ithalat ile karşılandığı göz önüne alındığında enerjide verimlilik ve tasarruf kavramlarının önemi daha da artmaktadır. Tasarrufla ilgili olarak 1962 yılından beri uygulanan, özellikle gün ışığından daha fazla yararlanmaya yönelik tasarruf çalışmalarının sürdürüldüğü bilinmektedir. Ancak bilinçsizce kullanılan elektrikli ev cihazları enerji israfına neden olmaktadır. Bu nedenle elektrikli ev aletlerinin üretiminde yapılacak geliştirmeler ve kullanımın bilinçlendirilmesi ile elektrik enerjisinde büyük tasarruf imkanı ortaya çıkacaktır. Enerji sektöründe yaşanan sorunların en aza indirilebilmesi için; öncelikle yerli kaynaklarımız çok iyi değerlendirilerek üretime geçirilmeli, rezervi ve üretimi yeterli olmayan kaynakların ithalinde ise kaynak ve ülke çeşitlendirilmesine gidilmelidir. Dış ticaret açığının giderek büyüdüğü günümüzde ithal kaynaklara aktaracak döviz teminindeki güçlükler ortadadır. Ayrıca kişi başına elektrik enerjisi tüketimi dünya ortalamasının çok altındadır. Bu nedenle ülkemizde yeterli ve güvenli bir şekilde enerji arzının sağlandığı bir politikanın varlığından söz etmek mümkün değildir. Güvenirliği yüksek bir arz politikası geliştirebilmek için yerli kaynak aramalarına ve üretimine hız verilmelidir. Ülkemizde enerji sorunu doğru teşhis edilmiş fakat uygulamada bir takım eksikliklerin aksaklıkların olması, sektörde yapısal sorunları devam ettirmiştir. Bu nedenle enerji politikalarımız tekrar gözden geçirilerek ekonomik ve siyasi gelişmelere, değişen dünya konjonktürüne, çevre anlaşmalarına ve enerji fiyatlarına adapte olacak şekilde yeniden oluşturulmalıdır.
Tez (Yüksek lisans) - Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İktisat Anabilim Dalı, 2002.
Kaynakça var.
Enerji insanoğlunun varoluşundan itibaren, insan yaşamının vazgeçilmez bir unsuru olmuştur. Günümüzde bu önem daha da artmıştır. Enerji ihtiyacının giderek artması ve buna karşılık enerji kaynaklarının sınırlı olması ekonomik bir sorun olan "enerji sorununu" gündeme getirmiştir. Bir ülkenin kalkınabilmesi için sanayileşmeye, sanayiinin ise enerjiye ihtiyacı vardır. Bu nedenle sanayiinin ihtiyacı olan enerjinin zamanında ve yeterli miktarda temini zorunludur. Her ülkenin kendi enerji ihtiyacını karşılayacak kadar enerji kaynağı mevcut değildir. Kendi kaynaklarıyla ihtiyaçlarını karşılayamayan ülkeler ithalat yoluyla bu ihtiyaçlarını karşılamaktadırlar. Orta Doğu ülkeleri ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri petrol ve doğalgaz başta olmak üzere enerji kaynakları bakımından zengin ülkelerdir. Avrupa ülkeleri ise enerji kaynakları bakımından fakir ülkeler arasında yer almaktadır. Ancak enerji kaynakları bakımından zengin olmak yeterli değildir. Bu kaynakların ekonomik ve etkin kullanılması ile enerji sorununa çözüm bulunabilecektir. Enerji ihtiyacının arttığı günümüzde tükenebilir (fosil) kaynaklar yerine yeni ve yenilenebilir alternatif kaynak arayışı sürmektedir. Bu kaynaklardan yararlanma yolları araştırılmaktadır. Özellikle rüzgar, güneş ve biyomas enerjiden yararlanılarak elektrik elde etme çalışmaları bir çok ülkede sürdürülmektedir. Ülkemizde de son yıllarda gerek nüfus artışı gerekse sanayileşme ve kalkınma yolundaki hamleler enerjiye olan talebi gittikçe artırmıştır. Ancak enerji kaynakları bakımından zengin olmayan ülkemizde, gerek mevcut kaynakların yeterince değerlendirilememesi gerekse yetersiz enerji kaynakları rezervi sık sık enerji sorununu gündeme getirmektedir. Ülkemiz linyit rezervleri bakımından zengin bir ülke olmasına rağmen mevcut linyitleri düşük kalitelidir. Üretim bölgelerinde yıkama tesislerinin (lavvar) bulunmaması nedeniyle kalorilerinin düşük olması bu linyitlerin sanayide kullanılamamasına neden olmaktadır. Hidrolik potansiyel bakımından; dünya hidrolik potansiyelinin % 1'ine sahip olan ülkemiz, kurulu güç bakımından onaltıncı sırada yer almaktadır. Fakat mevcut santrallerin kapasitesinin altında çalıştırılması bu kaynağın da etkin bir şekilde kullanımını engellemektedir. Yeni ve yenilenebilir kaynaklar bakımından ise sadece küçük çapta denemeler mevcuttur. Özellikle güneş enerjisi potansiyeli bakımından zengin olan ülkemizde henüz bu alanda bir uygulama söz konusu değildir. Enerji yatırımlarının çok büyük miktarda sermayeye ihtiyaç göstermesi, uzun dönemde kara geçmesi gibi nedenler özel sektörün bu alandaki yatırımlarını azaltmaktadır. Ayrıca son yıllarda özelleştirme uygulamaları ve kamu sektörü toplam yatırımlarındaki daralmaya paralel olarak, devletin bu alanda da yaptığı yatırımlar yetersiz kalmıştır. Sektördeki önemli bir sorun ise iletim ve dağıtım hatlarında görülen kayıp ve kaçaklardır. Ülkemiz enerji ihtiyacının büyük bir kısmının ithalat ile karşılandığı göz önüne alındığında enerjide verimlilik ve tasarruf kavramlarının önemi daha da artmaktadır. Tasarrufla ilgili olarak 1962 yılından beri uygulanan, özellikle gün ışığından daha fazla yararlanmaya yönelik tasarruf çalışmalarının sürdürüldüğü bilinmektedir. Ancak bilinçsizce kullanılan elektrikli ev cihazları enerji israfına neden olmaktadır. Bu nedenle elektrikli ev aletlerinin üretiminde yapılacak geliştirmeler ve kullanımın bilinçlendirilmesi ile elektrik enerjisinde büyük tasarruf imkanı ortaya çıkacaktır. Enerji sektöründe yaşanan sorunların en aza indirilebilmesi için; öncelikle yerli kaynaklarımız çok iyi değerlendirilerek üretime geçirilmeli, rezervi ve üretimi yeterli olmayan kaynakların ithalinde ise kaynak ve ülke çeşitlendirilmesine gidilmelidir. Dış ticaret açığının giderek büyüdüğü günümüzde ithal kaynaklara aktaracak döviz teminindeki güçlükler ortadadır. Ayrıca kişi başına elektrik enerjisi tüketimi dünya ortalamasının çok altındadır. Bu nedenle ülkemizde yeterli ve güvenli bir şekilde enerji arzının sağlandığı bir politikanın varlığından söz etmek mümkün değildir. Güvenirliği yüksek bir arz politikası geliştirebilmek için yerli kaynak aramalarına ve üretimine hız verilmelidir. Ülkemizde enerji sorunu doğru teşhis edilmiş fakat uygulamada bir takım eksikliklerin aksaklıkların olması, sektörde yapısal sorunları devam ettirmiştir. Bu nedenle enerji politikalarımız tekrar gözden geçirilerek ekonomik ve siyasi gelişmelere, değişen dünya konjonktürüne, çevre anlaşmalarına ve enerji fiyatlarına adapte olacak şekilde yeniden oluşturulmalıdır.