Her birey, kurum ya da kuruluş ekonomik refah seviyesinin belirli bir düzeyin üzerinde olmasını arzulamaktadır. Bu istekler çerçevesinde ülkeler çeşitli görevler üstlenmek zorunda kalırlar. Bunun neticesinde ülkeler kendi sınırları çerçevesinde ekonomik gelişmeyi sağlamak yükümlülüğü altına girmektedirler. Bunun sonucunda ülkeler bulundukları sınırlar içerisinde bölgeler arası farklılıkları içerebilmek için farklı politikalar uygulayabilmektedirler. Ülkelerin uygulamış olduğu bu politikalar seneler itibariyle farklılık gösterebilmektedir. Dünya tarihinde meydana gelen bazı olaylar (II. Dünya Savaşı, Petrol Krizi gibi), ülkelerin çoğunda maddi tahribatlar meydana getirmiştir. Meydana gelen maddi tahribatlar sonucunda bazı gelişmiş ülkelerin üretim olanaklarında daralmalar meydana gelirken diğer taraftan bağımsızlıklarını kazanan bazı az gelişmiş ülkelerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Meydana gelen bu olaylar neticesinde bölgeselleşme hareketleri meydana gelmiştir. Ülkeler artık kendi kalkınma planlarını hazırlamaya başlamışlardır. Kendi planlarını hazırlamakta güçlük çeken ülkeler ise komşu oldukları ülkelerde kalkınma planlarının hazırlanmasına yönelik yardım istemektedirler. Bu işbirliği sonucunda ülkeler arasında bir ulusüstü bölgesel hareketlilik ortaya çıkmıştır. Zamanla meydana gelen ulusüstü hareketlilikler sonucunda yerelleşme düşüncesi de hakim olmaya başlamıştır. Bölgelerarası kalkınma kavramı ülkenin siyasi sınırları içerisinde yer alan az gelişmiş bölgelerin gelişmiş bölgelere yaşam standardına göre denk tutulma çabalarını kapsamaktadır. Bölgesel kalkınma kavaramı ile birlikte bu iki kavramın birlikte ele alınmasına neden olarak bölge ve kalkınma olarak iki farklı değişik şekilde ele alınmamıştır. Gelişmiş olan ülkelerde kalkınma planlarının geniş tabana yayılması ve kalkınma ajanslarının kurulmasıyla ilgili çalışmalar geniş yer tutarken, gelişmekte olan ülkelerde bu çalışmalar pek fazla rağbet görmemiştir hatta sınırlı sayıda kalmıştır. AB 'nin temeli, 18 Nisan 1951 imzalanmış olan ve 23 Temmuz 1952 tarihinde yürürlüğe giren Paris Anlaşmasıyla altı ülke tarafından Avrupa Kömür Çelik Topluluğu ile atılmıştır. AKÇT denmesinin nedeni o zamanlarda meydana gelen enerji sıkıntısından kaynaklanmaktadır. Birlik daha sonra 1957 yılında imzalanan Roma Anlaşmasıyla birlikte AET adını almıştır. İlerleyen zamanlarda Birlik meydana gelen gelişmelerle birlikte büyüme yoluna gitmiştir. Zamanla tam bir birlik olabilmek için çeşitli çalışmalarda bulunulmuştur. AET 1992 yılında imzalanan Maastricht Anlaşması ile AB adını almıştır. Birlik olma yolunda ilerleyen AB ortak para olarak 1999 yılında Euro'yu kabul ederek tek para birimini kullanmaya başlamışlar ve birlik içerisinde geçerli olacak olan bir anayasa oluşturma hazırlığına başlamışlardır. AB düzeyinde, bölgesel politikalar 1970 yılından itibaren önem kazanmıştır. 1980 yılından itibaren AB bölgesel politikası daha etkili bir araç olarak, bölgeler arasındaki gelişmişlik farkının en aza indirilmesini ya da tamamen ortadan kaldırılmasında etkili bir araç olarak kullanılmaktadır. Geçmişten günümüze doğru birer adım halinde ilerleyen bu politikalar, zamanla "ulus devlet" anlayışının yerine "tek bir devlet" anlayışının hakim olduğu AB'ye uyum çerçevesinde, Birliğe üye olmak isteyen ülkeler tarafından Birlik kriterlerin en uygun hale getirilmesine kadar süregelmektedir. Geçmişten günümüze kadar Türkiye'nin doğu bölgeleri ülke standartlarının altında kalan az gelişmiş ve düşük gelirli bölgeler iken, batı bölgeleri ülke standartlarına göre daha gelişmiş ve daha yüksek gelire sahiptir. Marmara, Ege ve Akdeniz Bölgeleri, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinden daha hızlı gelişme göstermektedir. Ülkemizde ise 1923 yılından başlayarak günümüze kadar bölgesel kalkınmaya yönelik çalışmalar süregelirken yapılan bu çalışmalardan istenildiği kadar yararlanamamıştır. Planlı dönemin başlangıcı olan 1960 yılından bu yana dokuz adet Beş Yıllık Kalkınma Planı ve çok sayıda Bölgesel Gelişme ve Kalkınma Projesi hazırlanıp uygulana gelmiştir. Bu plan ve projelerde bölgelerin fonksiyonel anlamda yönetimine ilişkin hayata geçirilmiş veya geçirilememiş çok sayıda öngörü ve düzenleme mevcut bulunmaktadır. Tez çalışmamda AB uyum sürecinde, bölgesel gelişme çerçevesinde uygulanmış yada uygulanmakta olan politikaların amacı önem teşkil etmektedir. Tezin Birinci Bölümünde tezin amacı, konusu ve önemi ele alınmıştır. Burada teze başlarken hedeflediğim amaç ile tezin hazırlanış safhasındaki çeşitli yöntemler ele alınmıştır. Tezin İkinci Bölümünde Bölgesel Dengesizlik ve Bölgesel Kalkınma kavramları genel olarak ele alınarak, Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar geçen sürede ülkemizde uygulamaya konulan çeşitli planların incelenmesi söz konusudur. Tezin Üçüncü Bölümünde ise Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkisi ele alınarak, AB'nin kuruluş aşamasından Türkiye'nin Birliğe üye olma yolunda yapmış olduğu çalışmalar incelenmiştir. Tezin Dördüncü Bölümünde ise Avrupa Birliği Bölgesel Kalkınma Politikaları ile Türkiye'deki Bölgesel Kalkınma Politikalarının Analizi yapılarak ülkelerin uygulamış oldukları bölgesel politikalar arasındaki farklar ve benzerlikler ele alınmıştır. Ayrıca bu bölümde yine AB fonları geniş bir şekilde ele alınarak, bu fonlardan yararlanma olanaklarının ne şekilde olacağı ve Türkiye'nin fonlardan daha fazla yararlanabilmesi atması gereken adımları ele alınmıştır. Tezin Beşinci bölümünde ise yapılan çalışmayla ilgili sonuç kısmı yer almaktadır.
Tez (Yüksek Lisans) - Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İktisat Anabilim Dalı, 2008.
Kaynakça var.
Her birey, kurum ya da kuruluş ekonomik refah seviyesinin belirli bir düzeyin üzerinde olmasını arzulamaktadır. Bu istekler çerçevesinde ülkeler çeşitli görevler üstlenmek zorunda kalırlar. Bunun neticesinde ülkeler kendi sınırları çerçevesinde ekonomik gelişmeyi sağlamak yükümlülüğü altına girmektedirler. Bunun sonucunda ülkeler bulundukları sınırlar içerisinde bölgeler arası farklılıkları içerebilmek için farklı politikalar uygulayabilmektedirler. Ülkelerin uygulamış olduğu bu politikalar seneler itibariyle farklılık gösterebilmektedir. Dünya tarihinde meydana gelen bazı olaylar (II. Dünya Savaşı, Petrol Krizi gibi), ülkelerin çoğunda maddi tahribatlar meydana getirmiştir. Meydana gelen maddi tahribatlar sonucunda bazı gelişmiş ülkelerin üretim olanaklarında daralmalar meydana gelirken diğer taraftan bağımsızlıklarını kazanan bazı az gelişmiş ülkelerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Meydana gelen bu olaylar neticesinde bölgeselleşme hareketleri meydana gelmiştir. Ülkeler artık kendi kalkınma planlarını hazırlamaya başlamışlardır. Kendi planlarını hazırlamakta güçlük çeken ülkeler ise komşu oldukları ülkelerde kalkınma planlarının hazırlanmasına yönelik yardım istemektedirler. Bu işbirliği sonucunda ülkeler arasında bir ulusüstü bölgesel hareketlilik ortaya çıkmıştır. Zamanla meydana gelen ulusüstü hareketlilikler sonucunda yerelleşme düşüncesi de hakim olmaya başlamıştır. Bölgelerarası kalkınma kavramı ülkenin siyasi sınırları içerisinde yer alan az gelişmiş bölgelerin gelişmiş bölgelere yaşam standardına göre denk tutulma çabalarını kapsamaktadır. Bölgesel kalkınma kavaramı ile birlikte bu iki kavramın birlikte ele alınmasına neden olarak bölge ve kalkınma olarak iki farklı değişik şekilde ele alınmamıştır. Gelişmiş olan ülkelerde kalkınma planlarının geniş tabana yayılması ve kalkınma ajanslarının kurulmasıyla ilgili çalışmalar geniş yer tutarken, gelişmekte olan ülkelerde bu çalışmalar pek fazla rağbet görmemiştir hatta sınırlı sayıda kalmıştır. AB 'nin temeli, 18 Nisan 1951 imzalanmış olan ve 23 Temmuz 1952 tarihinde yürürlüğe giren Paris Anlaşmasıyla altı ülke tarafından Avrupa Kömür Çelik Topluluğu ile atılmıştır. AKÇT denmesinin nedeni o zamanlarda meydana gelen enerji sıkıntısından kaynaklanmaktadır. Birlik daha sonra 1957 yılında imzalanan Roma Anlaşmasıyla birlikte AET adını almıştır. İlerleyen zamanlarda Birlik meydana gelen gelişmelerle birlikte büyüme yoluna gitmiştir. Zamanla tam bir birlik olabilmek için çeşitli çalışmalarda bulunulmuştur. AET 1992 yılında imzalanan Maastricht Anlaşması ile AB adını almıştır. Birlik olma yolunda ilerleyen AB ortak para olarak 1999 yılında Euro'yu kabul ederek tek para birimini kullanmaya başlamışlar ve birlik içerisinde geçerli olacak olan bir anayasa oluşturma hazırlığına başlamışlardır. AB düzeyinde, bölgesel politikalar 1970 yılından itibaren önem kazanmıştır. 1980 yılından itibaren AB bölgesel politikası daha etkili bir araç olarak, bölgeler arasındaki gelişmişlik farkının en aza indirilmesini ya da tamamen ortadan kaldırılmasında etkili bir araç olarak kullanılmaktadır. Geçmişten günümüze doğru birer adım halinde ilerleyen bu politikalar, zamanla "ulus devlet" anlayışının yerine "tek bir devlet" anlayışının hakim olduğu AB'ye uyum çerçevesinde, Birliğe üye olmak isteyen ülkeler tarafından Birlik kriterlerin en uygun hale getirilmesine kadar süregelmektedir. Geçmişten günümüze kadar Türkiye'nin doğu bölgeleri ülke standartlarının altında kalan az gelişmiş ve düşük gelirli bölgeler iken, batı bölgeleri ülke standartlarına göre daha gelişmiş ve daha yüksek gelire sahiptir. Marmara, Ege ve Akdeniz Bölgeleri, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinden daha hızlı gelişme göstermektedir. Ülkemizde ise 1923 yılından başlayarak günümüze kadar bölgesel kalkınmaya yönelik çalışmalar süregelirken yapılan bu çalışmalardan istenildiği kadar yararlanamamıştır. Planlı dönemin başlangıcı olan 1960 yılından bu yana dokuz adet Beş Yıllık Kalkınma Planı ve çok sayıda Bölgesel Gelişme ve Kalkınma Projesi hazırlanıp uygulana gelmiştir. Bu plan ve projelerde bölgelerin fonksiyonel anlamda yönetimine ilişkin hayata geçirilmiş veya geçirilememiş çok sayıda öngörü ve düzenleme mevcut bulunmaktadır. Tez çalışmamda AB uyum sürecinde, bölgesel gelişme çerçevesinde uygulanmış yada uygulanmakta olan politikaların amacı önem teşkil etmektedir. Tezin Birinci Bölümünde tezin amacı, konusu ve önemi ele alınmıştır. Burada teze başlarken hedeflediğim amaç ile tezin hazırlanış safhasındaki çeşitli yöntemler ele alınmıştır. Tezin İkinci Bölümünde Bölgesel Dengesizlik ve Bölgesel Kalkınma kavramları genel olarak ele alınarak, Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar geçen sürede ülkemizde uygulamaya konulan çeşitli planların incelenmesi söz konusudur. Tezin Üçüncü Bölümünde ise Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkisi ele alınarak, AB'nin kuruluş aşamasından Türkiye'nin Birliğe üye olma yolunda yapmış olduğu çalışmalar incelenmiştir. Tezin Dördüncü Bölümünde ise Avrupa Birliği Bölgesel Kalkınma Politikaları ile Türkiye'deki Bölgesel Kalkınma Politikalarının Analizi yapılarak ülkelerin uygulamış oldukları bölgesel politikalar arasındaki farklar ve benzerlikler ele alınmıştır. Ayrıca bu bölümde yine AB fonları geniş bir şekilde ele alınarak, bu fonlardan yararlanma olanaklarının ne şekilde olacağı ve Türkiye'nin fonlardan daha fazla yararlanabilmesi atması gereken adımları ele alınmıştır. Tezin Beşinci bölümünde ise yapılan çalışmayla ilgili sonuç kısmı yer almaktadır.