İletişim kuramlarına dair hiçbir eksiklik yoktur; birçoğu anlambilim, edimbilim ve biliş arasında bir işbölümü önermektedir. Çoğunluğu şu sebeplerden ötürü başarısız olmuştur: (i) iletişimin bu yönlerinin birbiriyle olan ilişkisi çok geniştir ve ele alınması zordur ve (ii) mecut teorisyenler çok yükseği hedeflemiştir. Bunun sonucunda, anlamsal ve edimsel faktörlerin (doğru koşulluluğu, bağlam duyarlılığı, anlaşılırlık,, cümlesel kapsam, niyet, konuşma edimleri, imalar, argüman yapısı, ifade düzlemi-içerik düzlemi'nin farklı türleri asimetri, vb.) başarılı işbirliği için tutarlı bir tanımlama sağlamak adına verilen çabalara ket vuran bu iki büyük engel kullanımdaki dilin farklı işlevsel stillerindeki diğer bazı ölçütlerle birleşen "kod/çıkarsama" ölçütü arasında çoklu çelşkiyle sonuçlanır. Buna göre, bizim araştırma paradigmamız tek bir kuramsal yaklaşıma indirgenmez çünkü paradigma içi anlaşmazlıklar (bunlardan ikisi ifade ve içerik düzlemlerinin asimetrileri ve işbirliği maksimlerinin ihlali olmak üzere) bir ortak denominal ya da "söylem göstergesi" adı altında seçtiğimizin birleştirici doğasının karşılaştırmalarını kolaylaştırmakta fazlasıyla yaygındır. Paradigmaların bulguları özellikle farklı işlevsel biçimler bağlamında konuşma ve geleneksel edimler yoluyla konuşmacı tarafından tasarlanan anlamın tamamlayıcı dağıtımına ilişkin anlamsal/edimsel arayüzün (nispeten) bütüncül bir resmini sunar.
Anahtar Sözcükler: iletişim, işbirliği ilkesi, doğruluk koşulluğu, maksimler ihlali, geleneksel ve konuşmaşmaları.
There is no shortage of theories for communication; many have proposed a division of labor between semantics, pragmatics and cognition. The majority failed, because of the two reasons; (i) the interrelationship of these aspects of communication is too broad and hard to cover, and (ii) the existing theorists were aiming too high. These two major obstacles, in turn, blocking the attempts to come up with a coherent definition for peaceful cooperation of semantic and pragmatic factors (truth conditionality, context sensitivity, explicitness, sentential scope, intentionality, speech acts, implicatures, argument structure, different types of “expression plane-content plane” asymmetry, etc.) result in multiple contradictions between “code/ inference” criterion which converges with some other criteria in different functional styles of language-in-use. Accordingly, our research paradigm does not reduce to a single theoretical approach since in-paradigm disagreements (asymmetries of expression and content planes and violations of the maxims of cooperation being only two of them) are rather common to facilitate comparisons for the uniting nature of which we have chosen one common denominal or under the name “discourse reference”. The findings of paradigms provide a (relatively) complete picture of the semantics/ pragmatics interface concerning, in particular, complementary distribution of speaker-intended meaning via conversational and conventional implicatures in the context of different functional styles.
Keywords: communication, cooperative principle, speech acts, maxims violation, conventional and conversational implicatures.
Tez (Yüksek Lisans) - Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Batı Dilleri ve Edebiyatı Anabilim Dalı, 2017.
Kaynakça var.
İletişim kuramlarına dair hiçbir eksiklik yoktur; birçoğu anlambilim, edimbilim ve biliş arasında bir işbölümü önermektedir. Çoğunluğu şu sebeplerden ötürü başarısız olmuştur: (i) iletişimin bu yönlerinin birbiriyle olan ilişkisi çok geniştir ve ele alınması zordur ve (ii) mecut teorisyenler çok yükseği hedeflemiştir. Bunun sonucunda, anlamsal ve edimsel faktörlerin (doğru koşulluluğu, bağlam duyarlılığı, anlaşılırlık,, cümlesel kapsam, niyet, konuşma edimleri, imalar, argüman yapısı, ifade düzlemi-içerik düzlemi'nin farklı türleri asimetri, vb.) başarılı işbirliği için tutarlı bir tanımlama sağlamak adına verilen çabalara ket vuran bu iki büyük engel kullanımdaki dilin farklı işlevsel stillerindeki diğer bazı ölçütlerle birleşen "kod/çıkarsama" ölçütü arasında çoklu çelşkiyle sonuçlanır. Buna göre, bizim araştırma paradigmamız tek bir kuramsal yaklaşıma indirgenmez çünkü paradigma içi anlaşmazlıklar (bunlardan ikisi ifade ve içerik düzlemlerinin asimetrileri ve işbirliği maksimlerinin ihlali olmak üzere) bir ortak denominal ya da "söylem göstergesi" adı altında seçtiğimizin birleştirici doğasının karşılaştırmalarını kolaylaştırmakta fazlasıyla yaygındır. Paradigmaların bulguları özellikle farklı işlevsel biçimler bağlamında konuşma ve geleneksel edimler yoluyla konuşmacı tarafından tasarlanan anlamın tamamlayıcı dağıtımına ilişkin anlamsal/edimsel arayüzün (nispeten) bütüncül bir resmini sunar.
Anahtar Sözcükler: iletişim, işbirliği ilkesi, doğruluk koşulluğu, maksimler ihlali, geleneksel ve konuşmaşmaları.
There is no shortage of theories for communication; many have proposed a division of labor between semantics, pragmatics and cognition. The majority failed, because of the two reasons; (i) the interrelationship of these aspects of communication is too broad and hard to cover, and (ii) the existing theorists were aiming too high. These two major obstacles, in turn, blocking the attempts to come up with a coherent definition for peaceful cooperation of semantic and pragmatic factors (truth conditionality, context sensitivity, explicitness, sentential scope, intentionality, speech acts, implicatures, argument structure, different types of “expression plane-content plane” asymmetry, etc.) result in multiple contradictions between “code/ inference” criterion which converges with some other criteria in different functional styles of language-in-use. Accordingly, our research paradigm does not reduce to a single theoretical approach since in-paradigm disagreements (asymmetries of expression and content planes and violations of the maxims of cooperation being only two of them) are rather common to facilitate comparisons for the uniting nature of which we have chosen one common denominal or under the name “discourse reference”. The findings of paradigms provide a (relatively) complete picture of the semantics/ pragmatics interface concerning, in particular, complementary distribution of speaker-intended meaning via conversational and conventional implicatures in the context of different functional styles.
Keywords: communication, cooperative principle, speech acts, maxims violation, conventional and conversational implicatures.