Amaç: Bu çalışma femoropopliteal tıkayıcı arter hastalıklarında rotasyonel aterektominin kısa dönem sonuçlarını analiz etmek amacıyla tasarlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Kasım 2014 – Haziran 2018 tarihleri arasında femoropoliteal tıkayıcı arter hastalığı nedeniyle servisimize yatırılan ve endovasküler olarak rotasyonel aterektomi ve ilaç kaplı balon anjiyoplasti yapılan hastalar önceden oluşturulmuş bir veri tabanından ve hastane kayıtlarından retrospektif olarak değerlendirilmiştir. İncelenen hasta grubu 62 hastadan oluşmaktadır ve ortalama yaşları 59,3±13,4 (22-91) olarak saptanmıştır. Hastaların demografik özellikleri, komorbid hastalıkları, işlem öncesi ve sonrasına göre hastaların Fontaine ve Rutherford evreleri, ABI değerleri, TASC II ye göre lezyon tipleri analiz edildi. Veriler niteliklerine göre Shapiro-wilk, ki-kare testi, McNemar testi, Anova testi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 59,3±13,4 ve %66,1'i erkektir. Komorbidite olarak hastaların %66,1'inde hiperlipidemi, %62,9'unda hipertansiyon, %53,2'sinde diyabet vardır ve hastaların %72,6'sı sigara kullanmaktadır. Hastaların %51,6'sının şikayeti sağ ekstremitesindedir. Fontaine evrelemesine göre hastaların %88,7'si 2.evrededir. Hastaların %75,8'si Rutherford'a göre operasyon öncesinde Evre 2 ve altındadır. Hastaların %66,5'si ABI sınıf 3 ve üzerindedir. Hastaların preoperatif ABI ortalaması 0,74±0,12 yürüme mesafesi ortalaması 138,87±70,42 metredir. Hastaların postoperatif ABI ortalaması 1,08±0,18 yürüme mesafesi ortalaması 406,29±130,53 metredir. TASC A, B, C ve D gruplarının ABI değerinde ve yürüme mesafesinde operasyon sonrasında anlamlı düzeyde artış olmuştur (p<0,001). Operasyon sonrasında ABI sınıflamasında istatistiksel olarak anlamlı artış gözlenmiştir (p<0,001). Hastaların operasyon sonrasında Rutherford evrelerinde anlamlı düzeyde gerileme olmuştur. Operasyon öncesi evre 3 ve üzerinde olan 15 hastanın tamamı evre 2 ve altına gerilemiştir (t=3,90 p<0,05). Operasyon öncesi Fointaine evre 4 ve üzerinde olan 4 hastanın tamamı evre 3 ve altına gerilemiştir. Hastaların Fontaine evrelerinde operasyon sonrasında anlamlı düzeyde gerileme olmuştur (t= 2,03 p<0,05). Katılımcıların %11,3'ünde operasyon sonrası rekürrens meydana gelmiştir. Sonuç: Aterektomi ile birlikte uygulanan ilaç kaplı balon anjiyoplasti uygulaması yüksek işlem başarısı, düşük morbidite, mortalite, hastanede kalış süresi ile etkin bir tedavi yöntemi olarak gözlenmektedir. Hastalara işlemin lokal anestezi uygulanarak yapılması genel anestezi risklerini ortadan kaldırmaktadır. Hasta popülasyonu göz önüne alındığında hastaların komorbid hastalıklarının mevcudiyeti bu uygulamanın güvenilirliğini cerrahiye göre arttırmaktadır. Rekürrens varlığında tekrar kolaylıkla uygulanabilir olması cerrahiye göre avantaj sağlamaktadır. Hastaların kliniğinden ve semptomlarından bağımsız olarak işlemin kısa dönem sonuçları oldukça başarılı olarak gözlenmektedir. Günümüz teknolojik imkanları, medikal ve cerrahi tedaviler ile yaşam süreleri uzamış olduğundan periferik arter hastalığı görülme oranlarının arttığı ve sıklıkla yaşlı popülasyonda gözlendiğiçalışmalarla gösterilmiştir. Günümüz teknolojik imkanlarda aterektomi ile birlikte balon anjiyoplasti uygulamasının hastaların yaşam kalitesini arttırarak düşük işlem riski ve yüksek hasta konforu ile sağlık giderlerini düşürebileceği, mortalite ve morbiditeyi azaltabileceği gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler : Aterektomi, İlaç kaplı balon anjiyoplasti, PAH.
Objectıve: This study was designed to analyse short-term results of rotational atherectomy in the treatment of perpheral arterial diseases. Patıents and Methods: The study population consists of patients operated by rotational atherectomy and drug coated percutaneous transluminal angioplasty from November 2014 to June 2018 for treatment of femoropopliteal occlusive disease. The data were obtained from a preformed database and hospital records and were analyzed retrospectively. Sixty-two patients are enrolled and they were aged 59,3±13,4 (22-91) years in average. The demographic characteristics, preoperative and postoperative symptoms according to Fontaine and Rutherford classifications, ankle-brachial index values, pain-free walking distances and lesion types according to TASC-II classification were analyzed. The data were analyzed with Saphiro-wilk, Mc Nemar, Anova or chi square tests where appropriate. Results: Patients' avarage age was 59,3±13,4 and 66,1% were male. Patients' comorbid conditions were 66,1% had hyperlipidemia, 62,9% had hypertension, 53,2% had diabetes and 72,6% were smokers. 51,6% had symptoms in right lower extremity. 88,7% of the patients were Stage II and higher according to the Fontaine classification. 75,8% of the patients were Grade II and lower according to the Rutherford classification preoperatively. Preoperative ankle-brachial index average value of the patients were 0,74±0,12, average pain-free walking distance was 138,87±70,42 meters. Postoperative ankle-brachial index average value of the patients were 1,08±0,18, average pain-free walking distance was 406,29±130,53 meters. Significant increase in ankle brachial index values and pain-free walking distance in TASC II A, B, C and D groups were observed (p<0,001). Postoperative significant increase in ankle-brachial index values were observed (p<0,001). Significant decrease in Grade according to the Rutherford classification (t=3,90 p<0,05) and Stage according to the Fontaine classification (t= 2,03 p<0,05) observed. 11,3% recurrence rate was observed in patients enrolled. Dıscussıon: The study suggests that atherectomy application combined with drug coated percutaneous transluminal angioplasty is an effective treatment method with high success rates, low morbidity, low mortality, lower length of stay in hospital. Procedures performed with local anesthetic administration without the potential risks of general anesthesia. Considering the patient population comorbid conditions increases the safety of the operation compared with surgery. It is found advantageous in recurrences, reoperation can easily be performed compared with surgery. Independently of clinical status and symptomatology of the patients; short-term results of the operation were found effective. Thanks to advancements in technology, medical therapies and surgical operations avarage life expectancy increases day by day and it is observed in studies that incidence of peripheric arterial diseases increase with age. Atherectomy application combined with drug coated percutaneous transluminal angioplasty; increases quality of life with low operational risks and high comfort of patients and can decrease medical expenses, mortality and morbidity. Keywords : Atherectomy, Drug coated percutaneous transluminal baloon angioplasty, PAD.
Tez (Uzmanlık) - Süleyman Demirel Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı, 2019.
Kaynakça var.
Amaç: Bu çalışma femoropopliteal tıkayıcı arter hastalıklarında rotasyonel aterektominin kısa dönem sonuçlarını analiz etmek amacıyla tasarlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Kasım 2014 – Haziran 2018 tarihleri arasında femoropoliteal tıkayıcı arter hastalığı nedeniyle servisimize yatırılan ve endovasküler olarak rotasyonel aterektomi ve ilaç kaplı balon anjiyoplasti yapılan hastalar önceden oluşturulmuş bir veri tabanından ve hastane kayıtlarından retrospektif olarak değerlendirilmiştir. İncelenen hasta grubu 62 hastadan oluşmaktadır ve ortalama yaşları 59,3±13,4 (22-91) olarak saptanmıştır. Hastaların demografik özellikleri, komorbid hastalıkları, işlem öncesi ve sonrasına göre hastaların Fontaine ve Rutherford evreleri, ABI değerleri, TASC II ye göre lezyon tipleri analiz edildi. Veriler niteliklerine göre Shapiro-wilk, ki-kare testi, McNemar testi, Anova testi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 59,3±13,4 ve %66,1'i erkektir. Komorbidite olarak hastaların %66,1'inde hiperlipidemi, %62,9'unda hipertansiyon, %53,2'sinde diyabet vardır ve hastaların %72,6'sı sigara kullanmaktadır. Hastaların %51,6'sının şikayeti sağ ekstremitesindedir. Fontaine evrelemesine göre hastaların %88,7'si 2.evrededir. Hastaların %75,8'si Rutherford'a göre operasyon öncesinde Evre 2 ve altındadır. Hastaların %66,5'si ABI sınıf 3 ve üzerindedir. Hastaların preoperatif ABI ortalaması 0,74±0,12 yürüme mesafesi ortalaması 138,87±70,42 metredir. Hastaların postoperatif ABI ortalaması 1,08±0,18 yürüme mesafesi ortalaması 406,29±130,53 metredir. TASC A, B, C ve D gruplarının ABI değerinde ve yürüme mesafesinde operasyon sonrasında anlamlı düzeyde artış olmuştur (p<0,001). Operasyon sonrasında ABI sınıflamasında istatistiksel olarak anlamlı artış gözlenmiştir (p<0,001). Hastaların operasyon sonrasında Rutherford evrelerinde anlamlı düzeyde gerileme olmuştur. Operasyon öncesi evre 3 ve üzerinde olan 15 hastanın tamamı evre 2 ve altına gerilemiştir (t=3,90 p<0,05). Operasyon öncesi Fointaine evre 4 ve üzerinde olan 4 hastanın tamamı evre 3 ve altına gerilemiştir. Hastaların Fontaine evrelerinde operasyon sonrasında anlamlı düzeyde gerileme olmuştur (t= 2,03 p<0,05). Katılımcıların %11,3'ünde operasyon sonrası rekürrens meydana gelmiştir. Sonuç: Aterektomi ile birlikte uygulanan ilaç kaplı balon anjiyoplasti uygulaması yüksek işlem başarısı, düşük morbidite, mortalite, hastanede kalış süresi ile etkin bir tedavi yöntemi olarak gözlenmektedir. Hastalara işlemin lokal anestezi uygulanarak yapılması genel anestezi risklerini ortadan kaldırmaktadır. Hasta popülasyonu göz önüne alındığında hastaların komorbid hastalıklarının mevcudiyeti bu uygulamanın güvenilirliğini cerrahiye göre arttırmaktadır. Rekürrens varlığında tekrar kolaylıkla uygulanabilir olması cerrahiye göre avantaj sağlamaktadır. Hastaların kliniğinden ve semptomlarından bağımsız olarak işlemin kısa dönem sonuçları oldukça başarılı olarak gözlenmektedir. Günümüz teknolojik imkanları, medikal ve cerrahi tedaviler ile yaşam süreleri uzamış olduğundan periferik arter hastalığı görülme oranlarının arttığı ve sıklıkla yaşlı popülasyonda gözlendiğiçalışmalarla gösterilmiştir. Günümüz teknolojik imkanlarda aterektomi ile birlikte balon anjiyoplasti uygulamasının hastaların yaşam kalitesini arttırarak düşük işlem riski ve yüksek hasta konforu ile sağlık giderlerini düşürebileceği, mortalite ve morbiditeyi azaltabileceği gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler : Aterektomi, İlaç kaplı balon anjiyoplasti, PAH.
Objectıve: This study was designed to analyse short-term results of rotational atherectomy in the treatment of perpheral arterial diseases. Patıents and Methods: The study population consists of patients operated by rotational atherectomy and drug coated percutaneous transluminal angioplasty from November 2014 to June 2018 for treatment of femoropopliteal occlusive disease. The data were obtained from a preformed database and hospital records and were analyzed retrospectively. Sixty-two patients are enrolled and they were aged 59,3±13,4 (22-91) years in average. The demographic characteristics, preoperative and postoperative symptoms according to Fontaine and Rutherford classifications, ankle-brachial index values, pain-free walking distances and lesion types according to TASC-II classification were analyzed. The data were analyzed with Saphiro-wilk, Mc Nemar, Anova or chi square tests where appropriate. Results: Patients' avarage age was 59,3±13,4 and 66,1% were male. Patients' comorbid conditions were 66,1% had hyperlipidemia, 62,9% had hypertension, 53,2% had diabetes and 72,6% were smokers. 51,6% had symptoms in right lower extremity. 88,7% of the patients were Stage II and higher according to the Fontaine classification. 75,8% of the patients were Grade II and lower according to the Rutherford classification preoperatively. Preoperative ankle-brachial index average value of the patients were 0,74±0,12, average pain-free walking distance was 138,87±70,42 meters. Postoperative ankle-brachial index average value of the patients were 1,08±0,18, average pain-free walking distance was 406,29±130,53 meters. Significant increase in ankle brachial index values and pain-free walking distance in TASC II A, B, C and D groups were observed (p<0,001). Postoperative significant increase in ankle-brachial index values were observed (p<0,001). Significant decrease in Grade according to the Rutherford classification (t=3,90 p<0,05) and Stage according to the Fontaine classification (t= 2,03 p<0,05) observed. 11,3% recurrence rate was observed in patients enrolled. Dıscussıon: The study suggests that atherectomy application combined with drug coated percutaneous transluminal angioplasty is an effective treatment method with high success rates, low morbidity, low mortality, lower length of stay in hospital. Procedures performed with local anesthetic administration without the potential risks of general anesthesia. Considering the patient population comorbid conditions increases the safety of the operation compared with surgery. It is found advantageous in recurrences, reoperation can easily be performed compared with surgery. Independently of clinical status and symptomatology of the patients; short-term results of the operation were found effective. Thanks to advancements in technology, medical therapies and surgical operations avarage life expectancy increases day by day and it is observed in studies that incidence of peripheric arterial diseases increase with age. Atherectomy application combined with drug coated percutaneous transluminal angioplasty; increases quality of life with low operational risks and high comfort of patients and can decrease medical expenses, mortality and morbidity. Keywords : Atherectomy, Drug coated percutaneous transluminal baloon angioplasty, PAD.