Zihinsel yetersizlik, temel adaptif ve sosyal becerilerde bozukluk ile karakterize olan azalmış algılama kapasitesi olarak tanımlanmakta olup zihinsel yetersizliği olan bireyler iletişim kısıtlılıkları, sosyal izolasyon, damgalanma ve psikiyatrik bozukluklara yatkınlık gibi nedenlerden dolayı ekonomik, toplumsal ve kriminolojik açıdan tarih boyunca hukuk ve bilim insanlarının dikkatini çeken önemli bir konu olmuştur. Çalışmamızda sınır düzey mental kapasite ve zihinsel yetersizlik tanılı bireylerin toplumumuzdaki bir örneklemi durumundaki adli olguların retrospektif taranarak sosyodemografik özelliklerinin yanında ceza sorumluluklarına etki edebilecek klinik ve kriminolojik özelliklerinin literatür ışığında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Sınır düzey mental kapasite ve zihinsel yetersizlik tanılı olgular birlikte değerlendirildiğinde evli olmayanlarda, çalışmayanlarda, okula hiç gitmeyenlerde, yasal temsilci atananlarda ceza sorumsuzluğu oranı daha yüksek bulunmuştur. Olgu sayısı az olduğundan istatistiksel olarak belirgin bir anlam olmamakla birlikte sınır düzey zihinsel kapasitedeki bireylerin daha yüksek oranda okur – yazar olduğu, daha yüksek oranda ilkokulu bitirdiği ancak meslek sahibi ve evli olmama durumlarının hafif düzey zihinsel yetersizlik tanılı bireylere yakın olduğu saptanmıştır. Sınır düzey mental kapasiteli bireyler ile hafif düzey zihinsel yetersizliği olan bireyler arasında sosyal işlevsellik ve uyum becerilerindeki kısıtlılıklar yönünden benzer özellikler görülmektedir. Bu durum gözden kaçırılmamalı, sınır düzey mental kapasitedeki bireyler de gerekirse kontrol muayeneleri yapılarak olguya özel durumlarına göre ceza sorumluluğu konusunda hafif düzey zihinsel yetersizliği olan bireyler gibi değerlendirilebilmelidirler. Zihinsel Yetersizlik tanılı bireyler arasında şiddet suçlarının daha çok aile ve yakın çevreye karşı, cinsel suçların ise daha çok tanınmayan insanlara karşı işlendiği görülmüştür. Bu bulgular şiddet suçlarında; sosyal becerilerde kısıtlılıkları ve çocuksu duygulanımlarının etkisinde kalarak tanınmayan kişileri otorite olarak gördüklerini, cinsel suçlarda ise dürtüsel ve plansız davrandıklarını ortaya koymaktadır. Zihinsel yetersizlik tanılı bireylerin klinik özelliklerini, kısıtlılıklarını, suça zemin hazırlayacak risk faktörlerini, davranış karakterlerini anlamak onları hem suçtan korumak hem de sosyal becerileri ve işlevselliklerinin devamının sağlanması noktasında çok kıymetlidir. Bu bireylerin zihinsel yetersizliklerinin yanı sıra kavramsal, sosyal, pratik ve uyumsal becerilerdeki kısıtlılıklarının da suç olarak nitelendirilen davranışların hukuki anlam ve sonuçlarını tam anlamı ile algılamasına engel teşkil edeceği göz ardı edilmemelidir. Anahtar Sözcükler : Zihinsel yetersizlik, sınır düzey mental kapasite, ceza sorumluluğu, suç.
Mental disability is defined as the reduced perception capacity characterized by impairment in basic adaptive and social skills and individuals with intellectual disabilities have attracted the attention of law and scientists throughout history for reasons such as communication constraints, social isolation, stigmatization and a tendency to psychiatric disorders. In our study, it was aimed to evaluate the clinical and criminological features of the forensic cases, who have a limited level of mental capacity and mental disability, as a sample of individuals in our society, as well as their socio-demographic characteristics, which may affect criminal responsibilities in the light of the literature. When the cases diagnosed with limited level of mental capacity and mental disability were evaluated together, the rate of criminal liability was higher among those who were not married, who did not work, who never went to school, and who were appointed legal representatives. Although the number of cases is low, although there is no statistically significant significance, it has been determined that individuals with limited level of mental capacity are more literate and higher than primary school, but their occupation and non-married situations are close to individuals diagnosed with mild mental disability. Similar features are observed in terms of limitations in social functionality and adaptability skills between individuals with limited mental capacity and individuals with mild mental disability. This situation should not be overlooked, and individuals with limited mental capacity should be evaluated as individuals with mild intellectual disabilities in terms of criminal liability according to their particular situation by conducting control examinations if necessary. It has been seen that among individuals diagnosed with Mental Disability, violence crimes are mostly committed against the family and the immediate environment, and sexual crimes are committed against unrecognized people. These findings are in violent crime; reveals that they regard unidentified people as authority by being affected by their limitations in social skills and their childlike affect, and that they act impulsively and unplanned in sexual crimes. Understanding the clinical features, limitations, risk factors and behavior characteristics of individuals diagnosed with mental disability are very valuable in terms of both protecting them from crime and maintaining their social skills and functionality. It should not be overlooked that these individuals' mental deficiencies as well as their limitations in conceptual, social, practical and adaptive skills will prevent them from fully perceiving the legal meaning and consequences of the behaviors that are described as crimes. Keywords : intellectual disability, borderline intellectual functioning criminal responsibility, offence.
Tez (Uzmanlık) - Süleyman Demirel Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı, 2020.
Kaynakça var.
Zihinsel yetersizlik, temel adaptif ve sosyal becerilerde bozukluk ile karakterize olan azalmış algılama kapasitesi olarak tanımlanmakta olup zihinsel yetersizliği olan bireyler iletişim kısıtlılıkları, sosyal izolasyon, damgalanma ve psikiyatrik bozukluklara yatkınlık gibi nedenlerden dolayı ekonomik, toplumsal ve kriminolojik açıdan tarih boyunca hukuk ve bilim insanlarının dikkatini çeken önemli bir konu olmuştur. Çalışmamızda sınır düzey mental kapasite ve zihinsel yetersizlik tanılı bireylerin toplumumuzdaki bir örneklemi durumundaki adli olguların retrospektif taranarak sosyodemografik özelliklerinin yanında ceza sorumluluklarına etki edebilecek klinik ve kriminolojik özelliklerinin literatür ışığında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Sınır düzey mental kapasite ve zihinsel yetersizlik tanılı olgular birlikte değerlendirildiğinde evli olmayanlarda, çalışmayanlarda, okula hiç gitmeyenlerde, yasal temsilci atananlarda ceza sorumsuzluğu oranı daha yüksek bulunmuştur. Olgu sayısı az olduğundan istatistiksel olarak belirgin bir anlam olmamakla birlikte sınır düzey zihinsel kapasitedeki bireylerin daha yüksek oranda okur – yazar olduğu, daha yüksek oranda ilkokulu bitirdiği ancak meslek sahibi ve evli olmama durumlarının hafif düzey zihinsel yetersizlik tanılı bireylere yakın olduğu saptanmıştır. Sınır düzey mental kapasiteli bireyler ile hafif düzey zihinsel yetersizliği olan bireyler arasında sosyal işlevsellik ve uyum becerilerindeki kısıtlılıklar yönünden benzer özellikler görülmektedir. Bu durum gözden kaçırılmamalı, sınır düzey mental kapasitedeki bireyler de gerekirse kontrol muayeneleri yapılarak olguya özel durumlarına göre ceza sorumluluğu konusunda hafif düzey zihinsel yetersizliği olan bireyler gibi değerlendirilebilmelidirler. Zihinsel Yetersizlik tanılı bireyler arasında şiddet suçlarının daha çok aile ve yakın çevreye karşı, cinsel suçların ise daha çok tanınmayan insanlara karşı işlendiği görülmüştür. Bu bulgular şiddet suçlarında; sosyal becerilerde kısıtlılıkları ve çocuksu duygulanımlarının etkisinde kalarak tanınmayan kişileri otorite olarak gördüklerini, cinsel suçlarda ise dürtüsel ve plansız davrandıklarını ortaya koymaktadır. Zihinsel yetersizlik tanılı bireylerin klinik özelliklerini, kısıtlılıklarını, suça zemin hazırlayacak risk faktörlerini, davranış karakterlerini anlamak onları hem suçtan korumak hem de sosyal becerileri ve işlevselliklerinin devamının sağlanması noktasında çok kıymetlidir. Bu bireylerin zihinsel yetersizliklerinin yanı sıra kavramsal, sosyal, pratik ve uyumsal becerilerdeki kısıtlılıklarının da suç olarak nitelendirilen davranışların hukuki anlam ve sonuçlarını tam anlamı ile algılamasına engel teşkil edeceği göz ardı edilmemelidir. Anahtar Sözcükler : Zihinsel yetersizlik, sınır düzey mental kapasite, ceza sorumluluğu, suç.
Mental disability is defined as the reduced perception capacity characterized by impairment in basic adaptive and social skills and individuals with intellectual disabilities have attracted the attention of law and scientists throughout history for reasons such as communication constraints, social isolation, stigmatization and a tendency to psychiatric disorders. In our study, it was aimed to evaluate the clinical and criminological features of the forensic cases, who have a limited level of mental capacity and mental disability, as a sample of individuals in our society, as well as their socio-demographic characteristics, which may affect criminal responsibilities in the light of the literature. When the cases diagnosed with limited level of mental capacity and mental disability were evaluated together, the rate of criminal liability was higher among those who were not married, who did not work, who never went to school, and who were appointed legal representatives. Although the number of cases is low, although there is no statistically significant significance, it has been determined that individuals with limited level of mental capacity are more literate and higher than primary school, but their occupation and non-married situations are close to individuals diagnosed with mild mental disability. Similar features are observed in terms of limitations in social functionality and adaptability skills between individuals with limited mental capacity and individuals with mild mental disability. This situation should not be overlooked, and individuals with limited mental capacity should be evaluated as individuals with mild intellectual disabilities in terms of criminal liability according to their particular situation by conducting control examinations if necessary. It has been seen that among individuals diagnosed with Mental Disability, violence crimes are mostly committed against the family and the immediate environment, and sexual crimes are committed against unrecognized people. These findings are in violent crime; reveals that they regard unidentified people as authority by being affected by their limitations in social skills and their childlike affect, and that they act impulsively and unplanned in sexual crimes. Understanding the clinical features, limitations, risk factors and behavior characteristics of individuals diagnosed with mental disability are very valuable in terms of both protecting them from crime and maintaining their social skills and functionality. It should not be overlooked that these individuals' mental deficiencies as well as their limitations in conceptual, social, practical and adaptive skills will prevent them from fully perceiving the legal meaning and consequences of the behaviors that are described as crimes. Keywords : intellectual disability, borderline intellectual functioning criminal responsibility, offence.