Küreselleşme çağında, çok uluslu şirketler (ÇUŞ'lar), "kirlilik cenneti hipotezinden" yararlanarak, ev sahibi ülkelere doğrudan yabancı yatırımlar (DYY'ler) kapsamında kirletici teknolojileri getirerek ulusal çevre ve dolayısıyla nüfus refahı üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı, Sahra altı Afrika (SAA) ülkelerindeki DYY'nin çevre kalitesi üzerindeki etkisini, DYY'nin nüfus refahı üzerindeki etkisini ve dolayısıyla çevre kirliliğinin nüfus refahı üzerindeki etkisini incelemektir. Analizde dolaylı etkilerin varlığından dolayı bir yol analizi ve bootstrap yaklaşımı kullanılmıştır. Modellerde içe dönük net giriş DYY dışsal değişken ve kişi başına reel GSYİH (kişi başına refah vekili) içsel bir değişkendir. Ayrıca kişi başına karbondioksit emisyonları, bulaşıcı olmayan hastalıklar nedeniyle ölüm oranı ve kişi başına sağlık harcaması aracı değişkenlerdir. Elde edilen bulgulara göre, SAA ülkelerinde DYY'deki artış, çevre kalitesini düşürmektedir. Ancak DYY ile nüfus refahı arasındaki etki dolaylıdır. DYY ile nüfus refahı arasına aracı değişkenler girmektedirler. Dolayısıyla kişi başına karbondioksit emisyonları ve bulaşıcı olmayan hastalıklardan kaynaklanan ölüm oranı DYY ile nüfus refahı arasındaki ilişkiye aracılık ettiğinde, DYY'deki artış, nüfus refahını azaltmaktadır. Bulaşıcı olmayan hastalıklardan kaynaklanan ölüm oranı karbondioksit emisyonları ile kişi başına nüfus refahı arasındaki ilişkiye aracılık ettiğinde, kişi başına karbondioksit emisyonlarındaki artış, kişi başına nüfus refahını düşürmektedir. Modellere kişi başına sağlık harcamaları dâhil edildiğinde, DYY'deki artış, nüfus refahını artırmaktadır. Yalnızca çevresel vergileri azaltarak veya ortadan kaldırarak içe dönük DYY'nin çekiciliğine dayanan ekonomik refah modeli tartışmalı bir modeldir. Çünkü çevre kirliliğinin nüfus sağlığı ve dolayısıyla nüfusün refahı üzerindeki etkileri göz ardı edilmemesidir. Dolaysıyla SAA ülkeleri kendi içsel ekonomik refah modellerini denemelidirler. Anahtar Sözcükler: Sahra altı Afrika (SAA) ülkeleri, Doğrudan Yabancı Yatırım (DYY), Çevre Kirliliği, Çevre Kirliliği Cennet Hipotezi, Nüfus Refahı, Yol Analizi, Kişi Başına Karbondioksit emisyonları, Kişi Başına Cari Sağlık Harcamaları ve Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Nedeniyle Ölüm Oranı.
In the era of globalization, multinational companies (MNCs), by taking advantage of the "pollution haven hypothesis," bring polluting technologies to host countries within the scope of foreign direct investments (FDIs), creating negative effects on the national environment and therefore on population welfare. The current study examines the impact of FDI on environmental quality, the effect of FDI on population welfare, and thus the impact of environmental pollution on population welfare in sub-Saharan African (SSA) countries. Due to the presence of indirect effects in the analysis, path analysis and bootstrap approach were used. In the models, net inflows FDI is an exogenous variable and real GDP per capita (proxy of welfare per capita) is an endogenous variable. In addition, carbon dioxide emissions per capita, the mortality rate due to non-communicable diseases and health expenditures per capita are mediating variables. According to the findings, an increase in FDI in SSA countries decreases the environmental quality. However, the effect between FDI and population welfare is indirect. Intermediary variables were used between FDI and population welfare. Therefore, when carbon dioxide emissions per capita and mortality rate due to non-communicable diseases mediate the relationship between FDI and population welfare, the increase in FDI reduces population welfare. When only mortality rate due to non-communicable diseases is the only variable that mediates the relationship between carbon dioxide emissions and population welfare per capita, the increase in carbon dioxide emissions per capita lowers population welfare per capita. Furthermore, an increase in FDI increases population welfare when health expenditures per capita are included in models. A model of economic welfare based solely on the attractiveness of inward FDI by reducing or eliminating environmental taxes is a controversial model. Because the effects of environmental pollution on population health and on population welfare should not be ignored. Thus, SSA countries should try their own endogenous models of economic welfare.
Tez (Doktora-PhD)- Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimleri Enstitüsü, İktisat Anabilim Dalı, 2021.
Kaynakça var.
Küreselleşme çağında, çok uluslu şirketler (ÇUŞ'lar), "kirlilik cenneti hipotezinden" yararlanarak, ev sahibi ülkelere doğrudan yabancı yatırımlar (DYY'ler) kapsamında kirletici teknolojileri getirerek ulusal çevre ve dolayısıyla nüfus refahı üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı, Sahra altı Afrika (SAA) ülkelerindeki DYY'nin çevre kalitesi üzerindeki etkisini, DYY'nin nüfus refahı üzerindeki etkisini ve dolayısıyla çevre kirliliğinin nüfus refahı üzerindeki etkisini incelemektir. Analizde dolaylı etkilerin varlığından dolayı bir yol analizi ve bootstrap yaklaşımı kullanılmıştır. Modellerde içe dönük net giriş DYY dışsal değişken ve kişi başına reel GSYİH (kişi başına refah vekili) içsel bir değişkendir. Ayrıca kişi başına karbondioksit emisyonları, bulaşıcı olmayan hastalıklar nedeniyle ölüm oranı ve kişi başına sağlık harcaması aracı değişkenlerdir. Elde edilen bulgulara göre, SAA ülkelerinde DYY'deki artış, çevre kalitesini düşürmektedir. Ancak DYY ile nüfus refahı arasındaki etki dolaylıdır. DYY ile nüfus refahı arasına aracı değişkenler girmektedirler. Dolayısıyla kişi başına karbondioksit emisyonları ve bulaşıcı olmayan hastalıklardan kaynaklanan ölüm oranı DYY ile nüfus refahı arasındaki ilişkiye aracılık ettiğinde, DYY'deki artış, nüfus refahını azaltmaktadır. Bulaşıcı olmayan hastalıklardan kaynaklanan ölüm oranı karbondioksit emisyonları ile kişi başına nüfus refahı arasındaki ilişkiye aracılık ettiğinde, kişi başına karbondioksit emisyonlarındaki artış, kişi başına nüfus refahını düşürmektedir. Modellere kişi başına sağlık harcamaları dâhil edildiğinde, DYY'deki artış, nüfus refahını artırmaktadır. Yalnızca çevresel vergileri azaltarak veya ortadan kaldırarak içe dönük DYY'nin çekiciliğine dayanan ekonomik refah modeli tartışmalı bir modeldir. Çünkü çevre kirliliğinin nüfus sağlığı ve dolayısıyla nüfusün refahı üzerindeki etkileri göz ardı edilmemesidir. Dolaysıyla SAA ülkeleri kendi içsel ekonomik refah modellerini denemelidirler. Anahtar Sözcükler: Sahra altı Afrika (SAA) ülkeleri, Doğrudan Yabancı Yatırım (DYY), Çevre Kirliliği, Çevre Kirliliği Cennet Hipotezi, Nüfus Refahı, Yol Analizi, Kişi Başına Karbondioksit emisyonları, Kişi Başına Cari Sağlık Harcamaları ve Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Nedeniyle Ölüm Oranı.
In the era of globalization, multinational companies (MNCs), by taking advantage of the "pollution haven hypothesis," bring polluting technologies to host countries within the scope of foreign direct investments (FDIs), creating negative effects on the national environment and therefore on population welfare. The current study examines the impact of FDI on environmental quality, the effect of FDI on population welfare, and thus the impact of environmental pollution on population welfare in sub-Saharan African (SSA) countries. Due to the presence of indirect effects in the analysis, path analysis and bootstrap approach were used. In the models, net inflows FDI is an exogenous variable and real GDP per capita (proxy of welfare per capita) is an endogenous variable. In addition, carbon dioxide emissions per capita, the mortality rate due to non-communicable diseases and health expenditures per capita are mediating variables. According to the findings, an increase in FDI in SSA countries decreases the environmental quality. However, the effect between FDI and population welfare is indirect. Intermediary variables were used between FDI and population welfare. Therefore, when carbon dioxide emissions per capita and mortality rate due to non-communicable diseases mediate the relationship between FDI and population welfare, the increase in FDI reduces population welfare. When only mortality rate due to non-communicable diseases is the only variable that mediates the relationship between carbon dioxide emissions and population welfare per capita, the increase in carbon dioxide emissions per capita lowers population welfare per capita. Furthermore, an increase in FDI increases population welfare when health expenditures per capita are included in models. A model of economic welfare based solely on the attractiveness of inward FDI by reducing or eliminating environmental taxes is a controversial model. Because the effects of environmental pollution on population health and on population welfare should not be ignored. Thus, SSA countries should try their own endogenous models of economic welfare.