Bu tez çalışmasında, öncelikle Samuel Beckett'in Godot'yu Beklerken (1954) oyunu ve bu oyundan esinlenerek yazılan dört benzer oyun, insanın saçma karşısındaki anlam arayışı açısından, benzerlikleri ve farklılıkları üzerinde durularak karşılaştırmalı bir şekilde incelenmektedir. Godot'yu Beklerken oyunu; Dave Hanson'ın Godot'yu Beklerkeni Beklerken (2016) isimli oyunu ile Amerikan edebiyatında, Miodrag Bulatovic'in Godot Geldi (2003) oyunu ile Sırp Edebiyatında, Ferhan Şensoy'un Güle Güle Godot (1993) ve Cahit Atay'ın Godot'yu Beklemezken (1994) isimli oyunları ile Türk Edebiyatında etkisini göstermiştir. Godot'yu Beklerken oyunu, çoğunlukla sadece münferit olarak varoluş felsefesi ışığında değerlendirilmiş, fakat bekleme temasının evrenselliğine yeterince vurgu yapan çok fazla kolektif ve karşılaştırmalı çalışma bulunmamaktadır. Kıyaslama ve karşılaştırma metodu kullanılarak hazırlanan bu analitik çalışma, insanın anlam arayışının saçma karşısında çıkmaza girişini resmetmek için, Absürt ve Varoluş felsefesinin temel savlarını kullanarak, oyunlara dilsel ve karakteristik bir bakış açısıyla yaklaşır. Bu çalışmada, bireyselliğe, akıl erdirmesi güç saçma'ya ve insanın dünyanın sıradanlığının ortasında bir mülteci olarak metruk yalnızlığına fırlatılmasına dikkat çekilir. Bu düşüncelere münhasır olarak, bu oyunlar, insan mantığının acizliğini, bireylerin sorunları çözmekteki yetersizliğini, onların özünde anlamsız olan belirsizliklerle dolu bir dünyadaki beyhude anlam arayışlarını göstermektedir. Bu çalışma, oyunlardan seçilen diyalogları inceler ve tek kaçış yolunun ölüm gibi göründüğü bu mahkûm ve saçma durum içinde dilin çöküşünü, karakterin varoluş sancılarını, ızdıraplarını ve hapsoluşlarını konu alır. Karakterlerin durmaksızın beklediği ve sabit bir hakikat olarak kabul ettikleri gizemli Godot gelse bile özünde anlamsız olan bu dünyada onlar için hiçbir şey değişmez ve mahrumiyete olan mahkûmiyetleri sonsuza kadar devam eder. Anahtar Kelimeler: Anlam Arayışı, Saçma,Varoluşçuluk, Absürt Tiyatro, Samuel Beckett, Ferhan Şensoy, Cahit Atay, Dave Hanson, Miodrag Bulatovic
In this thesis, initially Samuel Beckett's Waiting for Godot (1954) and four other pastiche plays inspired by this play is comparatively examined by focusing on their affinities and differences with respect to human's search for meaning in the face of the absurd. It has shown its influence in American literature by Dave Hanson's Waiting For Waiting For Godot (2016), in Serbian literature by Miodrag Bulatovic's Godo Je Dosao (2003) and in Turkish Literature by Ferhan Sensoy's Gule Gule Godot (1993) and Cahit Atay's Godot'yu Beklemezken (1994). Mostly, Waiting For Godot is separately analyzed in the light of existential philosophy, but there is not much collective and comparative study decently emphasizing universality of waiting theme. This analytical study, which has been prepared through the use of the compare-and-contrast method, approaches the plays from a linguistic and characteristic standpoint using key ideas of Absurdism and Existentialism in order to illustrate the deadlock of man's quest for meaning in the face of the absurd. Much attention is given to promote individuality, unfathomable absurd and man's being thrown into a desolate isolation as a refuge in the middle of the banality of the world. Accordingly, these plays indicate the helplessness of human logic, the inability of individuals in solving problems, their vain pursuit for meaning in an essentially meaningless world full of uncertainties. This study scrutinizes selected dialogues from these plays and illustrates breakdown of language, their sufferings, confinement and character's existential anguish in this captive and absurd situation in which the only way out seems to be the death. Even if the mysterious Godot, who is endlessly awaited and embraced as a fixed essence by the characters, arrives, nothing changes for them in this essentially meaningless world, and their condemnation to privation goes on forever. Keywords: Search for meaning, Existentialism, Absurd Theatre, Samuel Beckett, Ferhan Sensoy, Cahit Atay, Dave Hanson, Miodrag Bulatovic
Tez (Yüksek Lisans), Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Batı Dilleri ve Edebiyatları Anabilim Dalı, 2022.
Kaynakça var.
Bu tez çalışmasında, öncelikle Samuel Beckett'in Godot'yu Beklerken (1954) oyunu ve bu oyundan esinlenerek yazılan dört benzer oyun, insanın saçma karşısındaki anlam arayışı açısından, benzerlikleri ve farklılıkları üzerinde durularak karşılaştırmalı bir şekilde incelenmektedir. Godot'yu Beklerken oyunu; Dave Hanson'ın Godot'yu Beklerkeni Beklerken (2016) isimli oyunu ile Amerikan edebiyatında, Miodrag Bulatovic'in Godot Geldi (2003) oyunu ile Sırp Edebiyatında, Ferhan Şensoy'un Güle Güle Godot (1993) ve Cahit Atay'ın Godot'yu Beklemezken (1994) isimli oyunları ile Türk Edebiyatında etkisini göstermiştir. Godot'yu Beklerken oyunu, çoğunlukla sadece münferit olarak varoluş felsefesi ışığında değerlendirilmiş, fakat bekleme temasının evrenselliğine yeterince vurgu yapan çok fazla kolektif ve karşılaştırmalı çalışma bulunmamaktadır. Kıyaslama ve karşılaştırma metodu kullanılarak hazırlanan bu analitik çalışma, insanın anlam arayışının saçma karşısında çıkmaza girişini resmetmek için, Absürt ve Varoluş felsefesinin temel savlarını kullanarak, oyunlara dilsel ve karakteristik bir bakış açısıyla yaklaşır. Bu çalışmada, bireyselliğe, akıl erdirmesi güç saçma'ya ve insanın dünyanın sıradanlığının ortasında bir mülteci olarak metruk yalnızlığına fırlatılmasına dikkat çekilir. Bu düşüncelere münhasır olarak, bu oyunlar, insan mantığının acizliğini, bireylerin sorunları çözmekteki yetersizliğini, onların özünde anlamsız olan belirsizliklerle dolu bir dünyadaki beyhude anlam arayışlarını göstermektedir. Bu çalışma, oyunlardan seçilen diyalogları inceler ve tek kaçış yolunun ölüm gibi göründüğü bu mahkûm ve saçma durum içinde dilin çöküşünü, karakterin varoluş sancılarını, ızdıraplarını ve hapsoluşlarını konu alır. Karakterlerin durmaksızın beklediği ve sabit bir hakikat olarak kabul ettikleri gizemli Godot gelse bile özünde anlamsız olan bu dünyada onlar için hiçbir şey değişmez ve mahrumiyete olan mahkûmiyetleri sonsuza kadar devam eder. Anahtar Kelimeler: Anlam Arayışı, Saçma,Varoluşçuluk, Absürt Tiyatro, Samuel Beckett, Ferhan Şensoy, Cahit Atay, Dave Hanson, Miodrag Bulatovic
In this thesis, initially Samuel Beckett's Waiting for Godot (1954) and four other pastiche plays inspired by this play is comparatively examined by focusing on their affinities and differences with respect to human's search for meaning in the face of the absurd. It has shown its influence in American literature by Dave Hanson's Waiting For Waiting For Godot (2016), in Serbian literature by Miodrag Bulatovic's Godo Je Dosao (2003) and in Turkish Literature by Ferhan Sensoy's Gule Gule Godot (1993) and Cahit Atay's Godot'yu Beklemezken (1994). Mostly, Waiting For Godot is separately analyzed in the light of existential philosophy, but there is not much collective and comparative study decently emphasizing universality of waiting theme. This analytical study, which has been prepared through the use of the compare-and-contrast method, approaches the plays from a linguistic and characteristic standpoint using key ideas of Absurdism and Existentialism in order to illustrate the deadlock of man's quest for meaning in the face of the absurd. Much attention is given to promote individuality, unfathomable absurd and man's being thrown into a desolate isolation as a refuge in the middle of the banality of the world. Accordingly, these plays indicate the helplessness of human logic, the inability of individuals in solving problems, their vain pursuit for meaning in an essentially meaningless world full of uncertainties. This study scrutinizes selected dialogues from these plays and illustrates breakdown of language, their sufferings, confinement and character's existential anguish in this captive and absurd situation in which the only way out seems to be the death. Even if the mysterious Godot, who is endlessly awaited and embraced as a fixed essence by the characters, arrives, nothing changes for them in this essentially meaningless world, and their condemnation to privation goes on forever. Keywords: Search for meaning, Existentialism, Absurd Theatre, Samuel Beckett, Ferhan Sensoy, Cahit Atay, Dave Hanson, Miodrag Bulatovic