Bu tez, ABD ve Türkiye'de evlat edinmenin toplumsal dinamiklerini karşılaştırmaktadır. Çalışma kapsamında özellikle akrabalık, ırk, cinsiyet ve din gibi evlat edinme yaygınlığını etkileyen sosyo-kültürel etkenler nitel içerik analizi kullanılarak yirmi derinlemesine görüşme ekseninde analiz edilmiştir. Parsons'ın yapısal işlevselci bakış açısı temel alınarak Yuval-Davis'in konumlandırılmış kesişimsel kuramı ve Goffman'ın damgalama kuramı evlat edinen aileler için bir tür sosyal dezavantaj yaratan biyolojik önyargının kesişen biçimlerini incelemek için daha uygun bir çerçeve olarak kabul edilmiştir. Bu bağlamda Amerika'da evlat edinen ailelerin sosyal konumu Türkiye'dekiler kadar belirgin değildir çünkü Amerika'da aile biçimleri daha çeşitlidir, özgecilik değeri görülmektedir, yaygın dini dünya görüşü evlat edinme olgusuna karşı olumlu yaklaşmaktadır ve evlat edinmenin toplum önünde geçerli bir aile kurma yöntemi olarak kabulü daha yüksektir. Türkiye'deki sosyal bağlam ise evlat edinmenin kabul edilmesini engelleyen çok sayıda kesişen faktöre sahiptir. Bunlar arasında kadının biyolojik olarak çocuk doğurma rolüne vurgusu, zorlu yasal süreçler, yasal çerçevenin evlat edinilen çocukların yeni ailelerinde kalmalarını sağlayacağına dair duyulan güvensizlik ve yaygın dini temelin evlat edinmeyi teşvik etmiyor olması gösterilebilir. Ayrıca evlatlık kurumu aracılığıyla çocuk istismarının nispeten yakın bir tarihi olması ve mevcut evlat edinme çerçevesine ilişkin düşük düzeydeki farkındalık, toplumdaki evlat edinmiş ailelerin oranının Türkiye'de %0,8 olmasına karşın Amerika'da %2,4 oluşunun sebeplerini açıklamaya yardımcı olmaktadır. Bu bulgular, toplum tarafından idealleştirilmiş çekirdek aile biçimi içerisinde gömülü olan birçok biyolojik ön yargı biçimine duyarlı olan politika geliştirilmesi ihtiyacına işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Aile, Evlat Edinme, Kesişimsellik, Damgalanma
This thesis compares the social dynamics of child adoption in the USA and Turkey. Twenty in-depth interviews are analyzed using qualitative content analysis, particularly examining socio-cultural factors that impact adoption prevalence such as kinship, race, gender and religion. Parsons's structural functionalist perspective is considered, but ultimately Yuval-Davis's situated intersectionality together with Goffman's stigma theory is deemed more suitable for examining the intersecting forms of biological bias that create a form of social disadvantage for adoptive families. Reduced social positioning of adoptive families is not as prominent in America which demonstrates a greater latitude of family forms, high value of altruism, a religious worldview that is positive toward adoption, and greater social awareness of adoption as a viable method of family formation. The Turkish social context has a greater number of intersecting factors that hinder the acceptance of adoption, including a greater emphasis on women's role in biological childbearing, a rigorous legal process, mistrust in the legal framework's commitment to keep children in adoptive homes, and a religious background that does not support adoption. Additionally, the relatively recent history of child exploitation through the institution of evlatlık and low level of awareness of the current adoption framework explains the divergence between Turkey's 0.8% of families who have adopted a child in comparison to 2.4% of American families who have adopted children. These findings point to the need for policy development that is sensitive to the many forms of biological bias that are embedded in the idealized nuclear family form. Keywords: Family, Adoption, Intersectionality, Stigmatization
Tez (Yüksek Lisans), Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyoloji Anabilim Dalı, 2022.
Kaynakça var.
Bu tez, ABD ve Türkiye'de evlat edinmenin toplumsal dinamiklerini karşılaştırmaktadır. Çalışma kapsamında özellikle akrabalık, ırk, cinsiyet ve din gibi evlat edinme yaygınlığını etkileyen sosyo-kültürel etkenler nitel içerik analizi kullanılarak yirmi derinlemesine görüşme ekseninde analiz edilmiştir. Parsons'ın yapısal işlevselci bakış açısı temel alınarak Yuval-Davis'in konumlandırılmış kesişimsel kuramı ve Goffman'ın damgalama kuramı evlat edinen aileler için bir tür sosyal dezavantaj yaratan biyolojik önyargının kesişen biçimlerini incelemek için daha uygun bir çerçeve olarak kabul edilmiştir. Bu bağlamda Amerika'da evlat edinen ailelerin sosyal konumu Türkiye'dekiler kadar belirgin değildir çünkü Amerika'da aile biçimleri daha çeşitlidir, özgecilik değeri görülmektedir, yaygın dini dünya görüşü evlat edinme olgusuna karşı olumlu yaklaşmaktadır ve evlat edinmenin toplum önünde geçerli bir aile kurma yöntemi olarak kabulü daha yüksektir. Türkiye'deki sosyal bağlam ise evlat edinmenin kabul edilmesini engelleyen çok sayıda kesişen faktöre sahiptir. Bunlar arasında kadının biyolojik olarak çocuk doğurma rolüne vurgusu, zorlu yasal süreçler, yasal çerçevenin evlat edinilen çocukların yeni ailelerinde kalmalarını sağlayacağına dair duyulan güvensizlik ve yaygın dini temelin evlat edinmeyi teşvik etmiyor olması gösterilebilir. Ayrıca evlatlık kurumu aracılığıyla çocuk istismarının nispeten yakın bir tarihi olması ve mevcut evlat edinme çerçevesine ilişkin düşük düzeydeki farkındalık, toplumdaki evlat edinmiş ailelerin oranının Türkiye'de %0,8 olmasına karşın Amerika'da %2,4 oluşunun sebeplerini açıklamaya yardımcı olmaktadır. Bu bulgular, toplum tarafından idealleştirilmiş çekirdek aile biçimi içerisinde gömülü olan birçok biyolojik ön yargı biçimine duyarlı olan politika geliştirilmesi ihtiyacına işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Aile, Evlat Edinme, Kesişimsellik, Damgalanma
This thesis compares the social dynamics of child adoption in the USA and Turkey. Twenty in-depth interviews are analyzed using qualitative content analysis, particularly examining socio-cultural factors that impact adoption prevalence such as kinship, race, gender and religion. Parsons's structural functionalist perspective is considered, but ultimately Yuval-Davis's situated intersectionality together with Goffman's stigma theory is deemed more suitable for examining the intersecting forms of biological bias that create a form of social disadvantage for adoptive families. Reduced social positioning of adoptive families is not as prominent in America which demonstrates a greater latitude of family forms, high value of altruism, a religious worldview that is positive toward adoption, and greater social awareness of adoption as a viable method of family formation. The Turkish social context has a greater number of intersecting factors that hinder the acceptance of adoption, including a greater emphasis on women's role in biological childbearing, a rigorous legal process, mistrust in the legal framework's commitment to keep children in adoptive homes, and a religious background that does not support adoption. Additionally, the relatively recent history of child exploitation through the institution of evlatlık and low level of awareness of the current adoption framework explains the divergence between Turkey's 0.8% of families who have adopted a child in comparison to 2.4% of American families who have adopted children. These findings point to the need for policy development that is sensitive to the many forms of biological bias that are embedded in the idealized nuclear family form. Keywords: Family, Adoption, Intersectionality, Stigmatization