DSpace Repository

Haber üslubu ve haberin muktezâ-yı zâhire uygun gelmemesi durumu= Sentences of khabar and khabar's getting out of Mukteza'yı Zâhir (Example of The holy Qur'an) /

Show simple item record

dc.creator Çelikkaya, Nida Sultan, 1988- 148934 author
dc.creator Süleyman Demirel Üniversitesi. Sosyal Bilimler Enstitüsü. Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı. 9081 issuing body
dc.creator Karabela, Nevin, 1969- thesis advisor 16165
dc.date 2016.
dc.identifier http://tez.sdu.edu.tr/Tezler/TS02047.pdf
dc.description Belâgatın üç alt bölümünden biri olan Meânî ilminin, haber ve inşa olmak üzere iki temel konusu vardır. Mananın doğru anlaşılabilmesi için sözün haber cümlesi mi inşa cümlesi mi olduğunun bilinmesi gereklidir. Zira haber cümleleri bir gerçeklik hakkında bilgi verirken, inşa cümleleri haber verme anlamı değil bir şeyi talep etme anlamı taşır. Bu anlamda doğru veya yalan olma ihtimali taşıyan sözler haber cümlelerini, haber cümleleri dışında kalan, doğru veya yalan olma ihtimali olmayan sözler de inşa cümlelerini ifade eder. Haber cümleleri, muhatabın bilmediği bir şey hakkında haber verme (faide-i haber) ve muhatabın bildiği bir şeyi kendisinin de bildiğini ifade etme (lâzım-ı faide-i haber) olmak üzere iki temel maksatla kurulur. Bununla birlikte haber, sevinç veya hüzün belirtme, tehdit, alay v.b. mecazî maksatlarla da kurulmaktadır. Haber cümlelerinin muhatabın içinde bulunduğu duruma göre değişen üç çeşidi vardır. İbtidâî, talebî ve inkârî olan haber türleri, muhatabın habere karşı tavrına göre te'kidsiz veya bir ya da birden çok te’kidle desteklenmiş olarak gelir. Bu bağlamda haberin muktezâ-yı hâle uygun olarak gelmesi, muhatabın habere karşı zihni boş, mütereddit veya ret konumunda olmasına göre te’kidli veya te’kidsiz gelmesini ifade eder. Haberin muhatap dikkate alınarak düzenlenmesi, muhatabı ikna etme açısından da büyük önem taşır. Bununla birlikte haber bazen zâhiren durumun gereğine uygun olarak gelmez. Bu noktada muktezâ-yı zâhirin, durumun görünüşteki gereğini; muktezâ-yı hâlin ise bizatihi durumun gereğini ifade ettiğine dikkati çekmek gerekmektedir. Dolayısıyla haber çeşitli sebeplerle muktezâ-yı zâhirden çıkabilir; ancak muktezâ-yı hâlden çıkması, beliğ bir söz olmasına engeldir. Kur’an-ı Kerim, haberin muktezâ-yı zâhirden çıkmasının pek çok örneğini sunmaktadır. Bizim araştırma konumuz bu örneklerin tespiti ve haber üslubu açısından değerlendirilmesiyle ilgilidir. Zira bunların tespiti mananın daha iyi anlaşılmasını sağlama açısından önem arzetmektedir. Anahtar Kelimeler: Belâgat, Meânî, Haber, Muktezâ-yı zâhir.
dc.description El-Maani (Semantics in Arabic), which is one of the three subdivisions of Belagat, has two major concepts; khaber and insha. It is necessary to know whether the word is a sentence of khabar or a sentence of insha in order to understand the meaning correctly. The khabar sentences give information about reality, when the insha sentences just mean demanding. In this context, the words have the possibility of being true or false are khabar sentences, and the sentences has not the possibility of being true or false are insha sentences. The khabar sentences have two basic goals; to convey the meaning to the adressed (ar. faide-i haber) and to inform the addressed that the speaker has information about verdict (lazım-ı faide-i haber). In addition to this, the khabar sentences could be made for metaphorical purposes such as self-praising, mercy begging, regretting etc. There are three types of al khabar sentences that change in accordance with the situation of correspondent. Al khabar which has ibtidai, talebi and inkâri types, emerges whether supported by more than one tekidle or without tekidle, according to correspondent’s attitude towards al khabar. In this context, al khabar’s conformity with the muktezâ-yı hâle states the situation of correspondent’s being with tekidli or without tekidli according to his/her position as objective or rejection and that is essential in terms of convincing the correspondent. In addition to this, sometimes al khabar does not emerge in compliance with the circumstances of situation. In some situations, it is seen that zâhir-i mukteza-yı is out of hal due to various reasons. At this point it is crucial to indicate that muktezâ-yı zâhir states the situation’s seeming necessity, and muktezâ-yı hâl states the actual necessity of situation. Therefore, al khabar can get out of muktezâ-yı zâhir due to various reasons but its being out of muktezâ-yı hâl is an obstacle to its being a proper word. The Holy Qur'an offers many examples of al khabar’s getting out of muktezâ-yı zâhir and the determination of these provides a better understanding of the meaning and reveals the properness of meanings. Keywords: Rhetoric, Maani, Khabar, Muktaza-yı Zâhir
dc.description Tez (Yüksek Lisans) - Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı, 2016.
dc.description Kaynakça var.
dc.description Belâgatın üç alt bölümünden biri olan Meânî ilminin, haber ve inşa olmak üzere iki temel konusu vardır. Mananın doğru anlaşılabilmesi için sözün haber cümlesi mi inşa cümlesi mi olduğunun bilinmesi gereklidir. Zira haber cümleleri bir gerçeklik hakkında bilgi verirken, inşa cümleleri haber verme anlamı değil bir şeyi talep etme anlamı taşır. Bu anlamda doğru veya yalan olma ihtimali taşıyan sözler haber cümlelerini, haber cümleleri dışında kalan, doğru veya yalan olma ihtimali olmayan sözler de inşa cümlelerini ifade eder. Haber cümleleri, muhatabın bilmediği bir şey hakkında haber verme (faide-i haber) ve muhatabın bildiği bir şeyi kendisinin de bildiğini ifade etme (lâzım-ı faide-i haber) olmak üzere iki temel maksatla kurulur. Bununla birlikte haber, sevinç veya hüzün belirtme, tehdit, alay v.b. mecazî maksatlarla da kurulmaktadır. Haber cümlelerinin muhatabın içinde bulunduğu duruma göre değişen üç çeşidi vardır. İbtidâî, talebî ve inkârî olan haber türleri, muhatabın habere karşı tavrına göre te'kidsiz veya bir ya da birden çok te’kidle desteklenmiş olarak gelir. Bu bağlamda haberin muktezâ-yı hâle uygun olarak gelmesi, muhatabın habere karşı zihni boş, mütereddit veya ret konumunda olmasına göre te’kidli veya te’kidsiz gelmesini ifade eder. Haberin muhatap dikkate alınarak düzenlenmesi, muhatabı ikna etme açısından da büyük önem taşır. Bununla birlikte haber bazen zâhiren durumun gereğine uygun olarak gelmez. Bu noktada muktezâ-yı zâhirin, durumun görünüşteki gereğini; muktezâ-yı hâlin ise bizatihi durumun gereğini ifade ettiğine dikkati çekmek gerekmektedir. Dolayısıyla haber çeşitli sebeplerle muktezâ-yı zâhirden çıkabilir; ancak muktezâ-yı hâlden çıkması, beliğ bir söz olmasına engeldir. Kur’an-ı Kerim, haberin muktezâ-yı zâhirden çıkmasının pek çok örneğini sunmaktadır. Bizim araştırma konumuz bu örneklerin tespiti ve haber üslubu açısından değerlendirilmesiyle ilgilidir. Zira bunların tespiti mananın daha iyi anlaşılmasını sağlama açısından önem arzetmektedir. Anahtar Kelimeler: Belâgat, Meânî, Haber, Muktezâ-yı zâhir.
dc.description El-Maani (Semantics in Arabic), which is one of the three subdivisions of Belagat, has two major concepts; khaber and insha. It is necessary to know whether the word is a sentence of khabar or a sentence of insha in order to understand the meaning correctly. The khabar sentences give information about reality, when the insha sentences just mean demanding. In this context, the words have the possibility of being true or false are khabar sentences, and the sentences has not the possibility of being true or false are insha sentences. The khabar sentences have two basic goals; to convey the meaning to the adressed (ar. faide-i haber) and to inform the addressed that the speaker has information about verdict (lazım-ı faide-i haber). In addition to this, the khabar sentences could be made for metaphorical purposes such as self-praising, mercy begging, regretting etc. There are three types of al khabar sentences that change in accordance with the situation of correspondent. Al khabar which has ibtidai, talebi and inkâri types, emerges whether supported by more than one tekidle or without tekidle, according to correspondent’s attitude towards al khabar. In this context, al khabar’s conformity with the muktezâ-yı hâle states the situation of correspondent’s being with tekidli or without tekidli according to his/her position as objective or rejection and that is essential in terms of convincing the correspondent. In addition to this, sometimes al khabar does not emerge in compliance with the circumstances of situation. In some situations, it is seen that zâhir-i mukteza-yı is out of hal due to various reasons. At this point it is crucial to indicate that muktezâ-yı zâhir states the situation’s seeming necessity, and muktezâ-yı hâl states the actual necessity of situation. Therefore, al khabar can get out of muktezâ-yı zâhir due to various reasons but its being out of muktezâ-yı hâl is an obstacle to its being a proper word. The Holy Qur'an offers many examples of al khabar’s getting out of muktezâ-yı zâhir and the determination of these provides a better understanding of the meaning and reveals the properness of meanings. Keywords: Rhetoric, Maani, Khabar, Muktaza-yı Zâhir
dc.language tur
dc.publisher Isparta : Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,
dc.subject Süleyman Demirel Üniversitesi
dc.title Haber üslubu ve haberin muktezâ-yı zâhire uygun gelmemesi durumu= Sentences of khabar and khabar's getting out of Mukteza'yı Zâhir (Example of The holy Qur'an) /
dc.type text


Files in this item

Files Size Format View

There are no files associated with this item.

This item appears in the following Collection(s)

Show simple item record

Search DSpace


Browse

My Account