Bu tez çalışmasında bir modernite eleştirisi olarak İslamcılık ve bir eylem biçimi olarak İslamcı radikalizm incelenmiştir. Araştırmanın esas iddiası, İslamcı radikalizmin modernite ile birlikte büyüsü bozulan dünyayı şiddet yoluyla yeniden büyülemeye çalıştığıdır. Batıda gelişen Modernite süreci ve müslüman ülkelerde yaşanan baskıcı bir modernleşme deneyiminin İslamcı radikalizmin şiddetli bir karşı ayaklanmasını beraberinde getirdiği söylenebilir. Çalışma, İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki postkolonyal hareketlilikle birlikte yükselen İslamcı bir karşı kültür ayaklanmasını nitel araştırma yöntemleri esasında incelemekte, ayrıca ilgili literatürün içerik ve söylem analiziyle elde edilen verileri çözümlemektedir. Büyübozumunun gerçekleştiği tarihsel süreç olan modernite ve yanı sıra bir modernite eleştirisi olarak İslamcılık, nostalji ve hınç gibi kavramlarla birlikte ele alınmaktadır. Şiddet ise psikanalitik, felsefi, antropolojik ve sosyolojik olarak öteki, saldırganlık, günah keçisi, kurban, yasa ve yasadışı gibi kavramlar çerçevesinde incelenmektedir. İnsandaki yıkıcı güç olarak şiddet ve saldırganlık eğilimlerinin toplumsal hayatta nasıl şekillendiği anlatılmaktadır. Bununla birlikte araştırmada şiddet olgusunun insan doğasının bir parçası olması varsayımından yola çıkılarak ve farklı kültürlerdeki şiddet anlayışlarından örnekler gösterilerek şiddetin evrensel olduğu vurgulanmaktadır. Araştırmanın en önemli kavramı Weber`in "büyübozumu" kavramsallaştırmasının tersine çevrilmiş hali olan "yeniden büyüleme"dir. İslamcı radikalizm, büyüsü bozulmuş dünyayı her yönüyle olumsuzlamakta ve dönüştürülmesi için şiddet eylemlerini meşrulaştırmaktadır. İslamcı radikalizmin şiddet eylemleri alternatif bir dünya kurma girişimi olarak yorumlanmaktadır. Araştırma sonuç olarak İslamcı radikalizmin şiddet eylemlerini dünyanın yeniden büyülenmesi olarak değerlendirmektedir. Anahtar Kelimeler: Modernite, İslamcılık, İslamcı Radikalizm, Şiddet, Dünyanın Yeniden Büyülenmesi.
In this study, Islamism as a critique of modernity and Islamist radicalism as a form of action are examined. The main claim of the study is that Islamic radicalism tries to re-enchant the world, which has been disenchanted with modernity, through violence. It is said that the process of modernity that developed in the West and an oppressive modernization experience in Muslim countries brought about a violent counter uprising of Islamist radicalism. The study examines an Islamist counterculture uprising, which rose with the postcolonial mobilization after the Second World War, based on qualitative research methods. This thesis also describes the data obtained through content and discourse analysis of the relevant literature. Modernity has been handled as a historical process in which disenchantment takes place. In addition, Islamism, as a criticism of modernity, is discussed together with concepts such as nostalgia and resentment. Violence, on the other hand, is analyzed within the framework of concepts such as the other, aggression, scapegoat, victim, law and illegal, based on texts from psychoanalysis, philosophy, anthropology and sociology. It is explained how the tendencies of violence and aggression as destructive power in humans are shaped in society. However, it is emphasized that violence is universal, starting from the assumption that the phenomenon of violence is a part of human nature and showing the understanding of violence in different cultures. The most important concept of the work is "re-enchantment", which is an inversion of Weber's conceptualization of "disenchantment ". Islamist radicalism negates the disenchanted world in every aspect and justifies acts of violence to transform it. The violent acts of Islamist radicalism are interpreted as an attempt to establish an alternative world. As a result, the research considers the violent acts of Islamic radicalism as a re-enchantment of the world. Keywords: Modernity, Islamism, Islamic Radicalism, Violence, Re-enchantment of the World.
Tez (Doktora-PhD)- Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı, 2021.
Kaynakça var.
Bu tez çalışmasında bir modernite eleştirisi olarak İslamcılık ve bir eylem biçimi olarak İslamcı radikalizm incelenmiştir. Araştırmanın esas iddiası, İslamcı radikalizmin modernite ile birlikte büyüsü bozulan dünyayı şiddet yoluyla yeniden büyülemeye çalıştığıdır. Batıda gelişen Modernite süreci ve müslüman ülkelerde yaşanan baskıcı bir modernleşme deneyiminin İslamcı radikalizmin şiddetli bir karşı ayaklanmasını beraberinde getirdiği söylenebilir. Çalışma, İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki postkolonyal hareketlilikle birlikte yükselen İslamcı bir karşı kültür ayaklanmasını nitel araştırma yöntemleri esasında incelemekte, ayrıca ilgili literatürün içerik ve söylem analiziyle elde edilen verileri çözümlemektedir. Büyübozumunun gerçekleştiği tarihsel süreç olan modernite ve yanı sıra bir modernite eleştirisi olarak İslamcılık, nostalji ve hınç gibi kavramlarla birlikte ele alınmaktadır. Şiddet ise psikanalitik, felsefi, antropolojik ve sosyolojik olarak öteki, saldırganlık, günah keçisi, kurban, yasa ve yasadışı gibi kavramlar çerçevesinde incelenmektedir. İnsandaki yıkıcı güç olarak şiddet ve saldırganlık eğilimlerinin toplumsal hayatta nasıl şekillendiği anlatılmaktadır. Bununla birlikte araştırmada şiddet olgusunun insan doğasının bir parçası olması varsayımından yola çıkılarak ve farklı kültürlerdeki şiddet anlayışlarından örnekler gösterilerek şiddetin evrensel olduğu vurgulanmaktadır. Araştırmanın en önemli kavramı Weber`in "büyübozumu" kavramsallaştırmasının tersine çevrilmiş hali olan "yeniden büyüleme"dir. İslamcı radikalizm, büyüsü bozulmuş dünyayı her yönüyle olumsuzlamakta ve dönüştürülmesi için şiddet eylemlerini meşrulaştırmaktadır. İslamcı radikalizmin şiddet eylemleri alternatif bir dünya kurma girişimi olarak yorumlanmaktadır. Araştırma sonuç olarak İslamcı radikalizmin şiddet eylemlerini dünyanın yeniden büyülenmesi olarak değerlendirmektedir. Anahtar Kelimeler: Modernite, İslamcılık, İslamcı Radikalizm, Şiddet, Dünyanın Yeniden Büyülenmesi.
In this study, Islamism as a critique of modernity and Islamist radicalism as a form of action are examined. The main claim of the study is that Islamic radicalism tries to re-enchant the world, which has been disenchanted with modernity, through violence. It is said that the process of modernity that developed in the West and an oppressive modernization experience in Muslim countries brought about a violent counter uprising of Islamist radicalism. The study examines an Islamist counterculture uprising, which rose with the postcolonial mobilization after the Second World War, based on qualitative research methods. This thesis also describes the data obtained through content and discourse analysis of the relevant literature. Modernity has been handled as a historical process in which disenchantment takes place. In addition, Islamism, as a criticism of modernity, is discussed together with concepts such as nostalgia and resentment. Violence, on the other hand, is analyzed within the framework of concepts such as the other, aggression, scapegoat, victim, law and illegal, based on texts from psychoanalysis, philosophy, anthropology and sociology. It is explained how the tendencies of violence and aggression as destructive power in humans are shaped in society. However, it is emphasized that violence is universal, starting from the assumption that the phenomenon of violence is a part of human nature and showing the understanding of violence in different cultures. The most important concept of the work is "re-enchantment", which is an inversion of Weber's conceptualization of "disenchantment ". Islamist radicalism negates the disenchanted world in every aspect and justifies acts of violence to transform it. The violent acts of Islamist radicalism are interpreted as an attempt to establish an alternative world. As a result, the research considers the violent acts of Islamic radicalism as a re-enchantment of the world. Keywords: Modernity, Islamism, Islamic Radicalism, Violence, Re-enchantment of the World.