<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi</title>
<link href="http://acikerisim.sdu.edu.tr/xmlui/handle/123456789/16616" rel="alternate"/>
<subtitle>Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisini içerir.</subtitle>
<id>http://acikerisim.sdu.edu.tr/xmlui/handle/123456789/16616</id>
<updated>2026-04-21T16:00:12Z</updated>
<dc:date>2026-04-21T16:00:12Z</dc:date>
<entry>
<title>The Education Case</title>
<link href="http://acikerisim.sdu.edu.tr/xmlui/handle/123456789/96347" rel="alternate"/>
<author>
<name/>
</author>
<id>http://acikerisim.sdu.edu.tr/xmlui/handle/123456789/96347</id>
<updated>2022-05-10T11:03:01Z</updated>
<summary type="text">The Education Case; Eğitim Davası
A famous rap singer and human rights activist on social media platforms, Richard Williams, also known by the nickname Prince Ea, is actually an anthropologist, and in 2016, he released a short, six-minute film called I Sued The School System, where he sues today’s education system. Seen by millions of people and still shared on numerous websites, the film draws attention to the fact that education should aim to freely develop different abilities and possibilities in people, help them grow as independent and autonomous thinkers, and invigorate their spirit. He claims, though, that today’s education is but a lifeless body, not fulfilling its duty and even misusing it, treating people as a means rather than an end. So, he accuses -and even sues- today’s educational understanding/system for robotization, killing students’ creativity and individuality. Reflecting his activism with this short film, Williams conveys some provocative messages about education. What is notable about his messages is that Williams invites millions of people to look at education and all that occurs within it from the perspective of human characteristics and potentials, seeing the often-forgotten or neglected ethical dimension of education, reflecting on its meaning, and questioning its nature and purpose.Responding to his invitation, this article discusses the meanings of the word education, considering the two different aspects based on its Latin roots: educare and educere. The present study also tackles the wide gap between the meanings of these two terms, exploring how it reflects on the purpose of education for students. In this context, this article questions the nature of such an education that helps people develop characteristics and potentials based on the structure of human nature, put their abilities into practice, achieve self-realization, protect their ethical values, and live decently, or as Williams puts it, one that invigorates the human soul. We also try to reveal the true nature of today’s education, which he deems no different from a ghost. In its conclusion, the article suggests that such education that invigorates the human soul should involve training in two meanings of the word: both educare and educere.; Sosyal medya platformlarında ünlü bir rap şarkıcısı ve insan hakları aktivisti olarak Prince Ea lakabıyla tanınan, ama aslında bir antropolog olan Richard Williams, 2016 yılında günümüzün eğitim sistemini dava eden I Suid The School System adında yaklaşık altı dakikalık kısa bir film yayınlar. Williams, milyonlarca kişinin ilgiyle izlediği, çeşitli internet sitelerinde halen paylaştığı bu filmde, eğitimin insanların sahip olduğu birbirinden farklı yetenekleri, olanakları, bütünüyle özgür bir şekilde geliştirmeyi, bağımsız düşünebilen, özerk kişiler olarak yetişmelerine yardımcı olmayı, insanın ruhunu canlandırmayı amaçlaması gerektiğine dikkat çekmektedir. Ancak günümüzdeki eğitimin cansız bir hayaletten farksız olduğunu, işlevini yerine getirmediğini, hatta görevini kötüye kullandığını, insanı amaç olarak değil, araç olarak gördüğünü iddia ederek, bugünün eğitim anlayışını/sistemini, öğrencileri eğitmek adına robotlaştırmaktan, onların yaratıcılığını, özgünlüğünü öldürmekten dolayı suçlar ve dava eder. Williams’ın aktivist kimliğini başarılı bir şekilde yansıttığı bu kısa filmde, eğitimle ilgili verdiği kışkırtıcı mesajların dikkate değer olan yanı, milyonlarca kişiyi, eğitime/eğitimde olan bitene, insanın varlık yapısını oluşturan özelliklerin ve olanakların bilgisinden hareketle bakmaya, eğitimin çoğunlukla unutulan veya göz ardı edilen etik boyutunu görmeye, eğitimin anlamını düşünmeye, neliğini ve amacını sorgulamaya davet etmesidir.İşte bu davete icabet eden bu çalışmada, öncelikle İngilizce education (eğitim) sözcüğünün Latince kökeni bağlamında educare ve educere olarak karşımıza çıkan anlamları, yani eğitimin iki farklı yüzü ele alınmakta, bu iki terimin anlam bakımından aralarındaki derin uçurumun, eğitilen açısından eğitimin amacına nasıl yansıdığı tartışılmaktadır. Buradan hareketle kişilerin, temelini insanın varlık yapısında bulan özelliklerini, olanaklarını bütünüyle geliştirebilmesine, yeteneklerini hayata geçirebilmesine, böylelikle kendini gerçekleştirebilmesine, etik ilişki değerlerini koruyarak insana yakışır bir şekilde yaşayabilmesine yardımcı olan ya da Williams’ın dile getirdiği gibi insanın ruhunu canlandıran bir eğitimin neliği sorgulanmakta ve bir hayaletten farksız dediği günümüzdeki eğitimin ne türden bir eğitim anlayışı olduğu ortaya konulmaktadır. Sonuç olarak ise insanın ruhunu canlandıran bir eğitimde hem educare hem de educere anlamında eğitimin dengeli bir şekilde, bir bütün olarak birlikte iş görmesi gerektiğine dikkat çekilmektedir.
</summary>
</entry>
<entry>
<title>Osmanlı Medeniyetinde Hayvan Sevgisinin Mesleğe Dönüşümü: Mancacılık</title>
<link href="http://acikerisim.sdu.edu.tr/xmlui/handle/123456789/96346" rel="alternate"/>
<author>
<name/>
</author>
<id>http://acikerisim.sdu.edu.tr/xmlui/handle/123456789/96346</id>
<updated>2022-05-10T11:03:01Z</updated>
<summary type="text">Osmanlı Medeniyetinde Hayvan Sevgisinin Mesleğe Dönüşümü: Mancacılık
Osmanlıların, yaşadıkları çevreyi paylaştıkları hayvanlara karşı olan tutumu, İslam inancı ve Türk kültürü değerleri çerçevesinde şekillenmiştir. Nitekim Osmanlı coğrafyasını farklı sebeplerle ziyaret eden Batılı seyyahlar, Osmanlı insanın hayvanlara olan ilgisi, sevgisi, merhameti karşısında hayrete düşmüşler ve Avrupa’da görülmeyen bu durumu farklı örnekleriyle işlemişlerdir. Zira Osmanlılar, hayvanlara merhametle ve şefkatle yaklaşmışlar, onların eziyet çekmemesine özen göstermişlerdir. Sokaktaki hayvanların dahi haklarını korumaktan geri durmamışlardır. Onlara bakmayı sevap olarak addetmişler ve bunu Allah rızası için yaptıklarını ifade etmişlerdir. Bu sevgi zamanla bir mesleğin de doğuşuna zemin hazırlamıştır. Sokaklarda, uzun bir sırık üzerine dizilmiş ciğer, dalak gibi sakatatları taşıyan insanlar (Mancacılar) ortaya çıkmış ve bu insanlar sokak hayvanlarının beslenmesinde önemli rol oynamışlardır. Kent halkı, bu insanlardan aldıkları etlerle hayvanları beslemişlerdir. Bazen de bu insanlara para vererek düzenli olarak hayvanların beslenmesini sağlamışlardır. Dolayısıyla sokak hayvanlarının beslenme ve korunmasına büyük önem vermişlerdir. Netice olarak bu çalışmayla, Osmanlılar tarafından sokak hayvanlarına gösterilen sevgi ve merhametin ele alınması ve bu yaklaşımın bir tezahürü olan “mancacılık” mesleğine dair bilgi verilmesi amaçlanmıştır. Bunu yaparken de dönemin kaynaklarının yanı sıra ağırlıkta olarak XVI.-XIX. yüzyıllar arasında İstanbul’u ziyaret eden Batılı seyyahların vermiş oldukları bilgilerden istifade edilmiştir.
</summary>
</entry>
<entry>
<title>Seleukeia Sidera’da Geç Antik Dönem Hakkında Ön Sonuçlar</title>
<link href="http://acikerisim.sdu.edu.tr/xmlui/handle/123456789/96345" rel="alternate"/>
<author>
<name/>
</author>
<id>http://acikerisim.sdu.edu.tr/xmlui/handle/123456789/96345</id>
<updated>2022-05-10T11:03:01Z</updated>
<summary type="text">Seleukeia Sidera’da Geç Antik Dönem Hakkında Ön Sonuçlar
Seleukos Dönemi kolonilerinden Seleukeia Sidera, Pisidia Bölgesi’nin önemli kentlerinden biridir.  Adı antik kaynaklarda zikredilen Seleukeia’nın Hellenistik Dönem tarihine ilişkin belgeler oldukça azdır. MS. 1 yüzyılda Hrisitiyanlaşma faaliyetlerinin başladığı kent, MS. 4. Yüzyıldan itibaren düzenlenen Hristiyan konsillere temsilci göndermiştir.  Roma Dönemi’de kentin adı Claudioseleucia olarak değiştirilmiş ve kent varlığını daha sonraki dönemlerde de sürdürmüştür. MS. 3 yüzyılda ortaya çıkan ekonomik kriz diğer bölgelerde olduğu gibi Pisidia’da etkilerini göstermiştir. Bu krizden Seleukeia da nasibini almıştır.  MS. 3. Yüzyılda kent tarımsal faaliyetlerini hem kent içinde hem de kırsal arazide devam ettirmiştir.   Kentte ele geçen buluntular, MS. 4. yüzyılda Seleukeia’da üretilen şarabın kent ekonomisinde önemli bir yere sahip olduğunu göstermektedir. Şarap üretimi daha sonraki dönemlerde de devam etmiştir. Seleukeia Sidera’da şarap üretimin yanı sıra bir başka ekonomik faaliyet olarak karşımıza seramik üretimi çıkmaktadır. Kentteki seramik üretimi gruplar arasında unguentarium’lar da yer almaktadır. Ele geçen bu unguentarium’lar Hellenistik ve Roma İmparatorluk Dönemleri ile Geç Roma İmparatorluk Dönemi tarihlendirilmektedir.  Buluntular vasıtasıyla Unguentarium üretiminin Seleukeia Sidera’da Geç Roma İmparatorluk Dönemi’nde yoğun bir şekilde devam ettiği gözlenmektedir.
</summary>
</entry>
<entry>
<title>Fil Binit Takımları II: Âîn-i Ekberî’de Yer Almayan Savaş Fili Binit Takımları</title>
<link href="http://acikerisim.sdu.edu.tr/xmlui/handle/123456789/96342" rel="alternate"/>
<author>
<name/>
</author>
<id>http://acikerisim.sdu.edu.tr/xmlui/handle/123456789/96342</id>
<updated>2022-05-10T11:03:00Z</updated>
<summary type="text">Fil Binit Takımları II: Âîn-i Ekberî’de Yer Almayan Savaş Fili Binit Takımları
ÖzFiller İlk Çağ’dan günümüze insanlara hizmet etmiş çok değerli hayvanlardır. Bu hayvanlardan daha konforlu ve daha kontrollü bir şekilde istifade edebilmek için pek çok binit takımı geliştirilmiştir. Bununla birlikte zincirler, urganlar ve fil kancalarının genel adlarına yer verilmesi dışında fil binit takımları ve işlevleri hakkında kaynaklarda pek fazla malumat yer almamaktadır. Babürlü hükümdarlarından Ekber için Ebu’l-Fazl-ı Âllâmî tarafından yazılan Âîn-i Ekberî adlı eser bu konuda bir istisnadır. Eserde 31 çeşit fil binit takımı tanıtılmaktadır. Bununla birlikte Ebu’l-Fazl-ı ‘Âllâmî “onun süslerinin öyküsünü anlatmaya ifadeler yetmez”  cümlesi ile “Fil Binit Takımları (Âîn-i Raht)”  başlığını sona erdirmektedir. Böylece müellif bütün fil binit takımlarını anlatmadığını, çok daha fazla olduklarını haber vermiş olmaktadır. Daha önce “Âîn-i Ekberî’ye Göre Savaş Fillerinin Binit Takımları” adlı makalemiz ile söz konusu binit takımlarını tanıtmıştık. Bu çalışmada ise söz konusu eserde tanıtılmayan savaş fili binit takımları üzerinde duruldu. Bu hususta en değerli kaynak minyatürler, resimler ve fotoğraflardır. Söz konusu görsel kaynaklar incelendiğinde fillerin çok gerçekçi ve detaylı bir şekilde tasvir edildikleri görülmektedir. Bundan dolayı hakkında daha önce çalışma yapılmamış bu konuyu anlaşılır bir şekilde ortaya koyabilmek adına binlerce minyatür ve görsel malzeme müze koleksiyonlarında, sanat galerileri ve müzayede satış kataloglarında ve önde gelen imaj/fotoğraf satış sitelerinde dikkatli bir şekilde taranarak fil binit takımları tespit edildi. Buna ilaveten günümüzde kullanılmaya devam eden önemli fil binit takımları da çalışmaya dahil edildi. Böylece hem tarihî kaynakların hem de modern kayıtların desteği ile ulaşılabilen savaş fili binit takımları tespit edilip tanıtılmaya çalışıldı. Önceki makalemizde yer alan fil binit takımlarına gerekmedikçe bu çalışmada yer verilmemiştir.SummaryElephants are very valuable animals that have served people since the First Age. Many harnesses have been developed to make use of these animals in a more comfortable and controlled manner. However, there is not much information in the sources about elephant harnesses and their functions, except for the general names of chains, ropes and elephant hooks. The work named Âîn-i Ekberî, written by Ebu&amp;#039;l-Fazl-ı Âllâmî for Ekber, one of the Mughal rulers, is an exception in this regard. In the work, 31 types of elephant harnesseses are introduced in the work. However, Ebu&amp;#039;l-Fazl-ı Âllâmî ends the title of “Elephant Harnesses (Âîn-i Raht)” with the phrase “sentences are not enough to tell the story of her ornaments”. Thus, the author states that he does not describe all elephant harnesses, they are much more. We previously introduced the aforementioned harnesses with our article “Harnesses of War Elephants According to Âin-i Akbarî”. In this study, war elephant harnesses, which were not introduced in the work in question, were focused on. The most valuable resources in this regard are miniatures, pictures and photographs. When these visual sources are examined, it is seen that elephants are depicted in a very realistic and detailed way. For this reason, thousands of miniature and visual materials have been carefully scanned in museum collections, art galleries and auction sales’ catalogs and leading image/photo sales’ sites in order to reveal this subject that has not been studied before. With this method, elephant harnesses were determined. In addition, important elephant harnesses that continue to be used today, were also included in the study. Thus, it was tried to identify and introduce war elephant harnesses that could be reached with the support of both historical sources and modern records. The elephant harnesses in our previous article were not included in this study unless necessary.
</summary>
</entry>
</feed>
