<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>SDÜ Sağlık Bilimleri Dergisi</title>
<link>http://acikerisim.sdu.edu.tr/xmlui/handle/123456789/16612</link>
<description>SDÜ Sağlık Bilimleri Dergisini içerir.</description>
<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:53:51 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-04-22T11:53:51Z</dc:date>
<item>
<title>The Relationship of Ober Inclination Angle with Pressure Pain Threshold and Hip Abductor Muscle Strength in Athletes with Iliotibial Band Tightness</title>
<link>http://acikerisim.sdu.edu.tr/xmlui/handle/123456789/96197</link>
<description>The Relationship of Ober Inclination Angle with Pressure Pain Threshold and Hip Abductor Muscle Strength in Athletes with Iliotibial Band Tightness; İliotibial Bant Gerginliği Olan Sporcularda Ober Eğim Açısının Basınç Ağrı Eşiği ve Kalça Abdüktör Kas Kuvvetiyle İlişkisi
Objective: Due to its role in stabilizing the knee joint and with repeated flexion-extension movements of the knee, the tightness on the Iliotibial Band (ITB) increases. The tightness that will occur in the ITB, which is connected to the knee and hip joints, has a critical importance in the performance of the athlete and in athlete injuries. This study was planned to investigate the relationship between Ober inclination angle (OIA), pressure pain threshold (PPT) and hip abductor muscle strength in athletes with ITB tightness.Material-Method: Forty-five male athletes (age: 19.53±1.58 years, body mass index: 22.08±1.87 kg/m2) between the ages of 18-25 with ITB tightness were included in the study. Ober Test was used to determine ITB tightness. OIA was evaluated with bubble inclinometer, PPT with digital algometer and hip abductor muscle strength with isokinetic dynamometer. Student T-Test was used to compare independent groups. The relationship between OIA, PPT and hip abductor muscle strength was analyzed with the Pearson correlation test.Results: In athletes with ITB tightness, OIA showed a strong positive correlation with PPT (p&amp;amp;lt;0.001; rho: 0.774), OIA showed a moderate positive correlation with hip abduction peak torque (p&amp;amp;lt;0.001; rho: 0.492). Conclusion: It was observed that OIA was correlated with PPT and hip abductor muscle strength in athletes with ITB tightness. As the OIA decreases, the hip abduction strength and the PPT level decrease. Strengthening the hip abductors and ITB stretching exercises may contribute to improvement in pain threshold level, range of motion and hip muscle strength in individuals with ITB tightness.; Amaç: Diz ekleminin stabilizasyonundaki görevlerinden dolayı ve dizin tekrarlı fleksiyon-ekstansiyon hareketleriyle birlikte İliotibial Bant (İTB) üzerindeki gerginlik artar. Diz ve kalça eklemi ile bağlantısı olan İTB&amp;#039;de oluşacak gerginlik sporcunun performansında ve sporcu yaralanmalarında kritik öneme sahiptir. Bu çalışma İTB gerginliği olan sporcularda Ober eğim açısı (OEA) ile basınç ağrı eşiği (BAE) ve kalça abdüktör kas kuvveti arasındaki ilişkiyi araştırmak amacıyla planlandı.Materyal-Metot: Çalışmaya İTB gerginliği olan 18-25 yaşları arasında 45 erkek sporcu (yaş: 19,53±1,58 yıl, vücut kütle indeksi: 22,08±1,87 kg/m2) dahil edildi. İliotibial bant gerginliğinin belirlenmesinde Ober Testi kullanıldı. Ober eğim açısı bubble inklinometre ile, BAE dijital algometre ile ve kalça abdüktör kas kuvveti izokinetik dinamometre ile değerlendirildi. Bağımsız grupların karşılaştırılmasında Student T-Testi kullanıldı. Ober eğim açısı, BAE ve kalça abdüktör kas kuvveti arasındaki ilişki Pearson korelasyon testi ile analiz edildi.Bulgular: İliotibial bant gerginliği olan sporcularda OEA ile BAE arasında pozitif yönde güçlü derece (p&amp;amp;lt;0,001; rho: 0,774); kalça abdüktör kasları tepe tork değeri arasında ise pozitif yönde orta derece ilişki (p&amp;amp;lt;0,001; rho: 0,492) olduğu belirlendi.Sonuç: İliotibial bant gerginliği olan sporcularda OEA’nın BAE seviyesi ve kalça abdüktör kas kuvvetiyle arasında ilişki olduğu görüldü. Ober eğim açısı azaldıkça kalça abdüksiyon kuvveti ve BAE seviyesi azalmaktadır. İliotibial bant gerginliği olan bireylerde kalça abdüktörlerinin kuvvetlendirilmesi ve İTB germe egzersizleri, ağrı eşik seviyesinde, eklem hareket açıklığında ve kalça kas kuvvetinde iyileşmeye katkı sağlayabilir.
</description>
<guid isPermaLink="false">http://acikerisim.sdu.edu.tr/xmlui/handle/123456789/96197</guid>
</item>
<item>
<title>The Evaluation of Salivary and Serum PTX-3 and CRP Levels in Periodontal Diseases of Different Severity</title>
<link>http://acikerisim.sdu.edu.tr/xmlui/handle/123456789/96198</link>
<description>The Evaluation of Salivary and Serum PTX-3 and CRP Levels in Periodontal Diseases of Different Severity; Farklı Şiddetteki Periodontal Hastalıklarda Salya ve Serumdaki PTX-3 ve CRP Düzeylerinin Değerlendirilmesi
Objective: The aim of this study is to evaluate the salivary and serum levels of Pentraxin (PTX)-3 and C-reactive protein (CRP) of individuals who are periodontally healthy or have periodontal diseases with different severity (gingivitis, periodontitis – Stage I and Stage III).Material-Method: Salivary and serum CRP and PTX-3 levels of 80 non-smoker systemically healthy individuals (periodontally healthy (Group 1), gingivitis (Group 2), Stage I periodontitis (Group 3) and Stage III periodontitis (Group 4) were determined by ELISA, compared among the groups and their correlations were analyzed.Results: While the highest serum CRP level was determined in Group 4, Group 1 showed significantly lower serum CRP levels from all groups (p&amp;amp;lt;0.05). Group 2 and 3 had similar serum CRP levels (p&amp;amp;gt;0.05), but statistically significantly higher serum CRP levels were found  in both groups than Group 1 and lower than Group 4 (p&amp;amp;lt;0.05). Serum PTX-3 was ranked increasing from the healthy group to the groups with severe periodontitis; however, Group 2 presented significantly higher serum PTX-3 level than Group 3 (p&amp;amp;lt;0.05).While salivary CRP and PTX-3 levels were significantly lower in Group 1 than the other groups, and significantly higher in Groups 3 and 4 than the other groups (p&amp;amp;lt;0.05); Group 2 and Group 3 presented similar levels (p&amp;amp;gt;0.05). When the correlations between periodontal parameters and serum and saliva parameters were examined, both CRP and PTX-3 showed strong correlations with all periodontal parameters (p&amp;amp;lt;0.001).Conclusion: The significant differences between the salivary and serum parameters’ levels among the study groups and the correlations between the parameters provided important data to clarify the periodontal disease-systemic disease relationship.; Amaç: Bu çalışmanın amacı periodontal açıdan sağlıklı ve farklı şiddetlerde periodontal hastalığı olan (gingivitis, periodontitis –Evre I ve Evre III) bireylerin salya ve serum örneklerinde Pentraksin (PTX)-3 ve C-reaktif protein (CRP) düzeylerinin belirlenmesidir.Materyal-metot: Sağlıklı (Grup 1, n=20), gingivitis (Grup 2, n=20), Evre I periodontitisli (Grup 3) ve Evre III periodontitisli (Grup 4, n=20) olmak üzere 80 sigara içmeyen sistemik sağlıklı bireyin salya ve serum CRP ve PTX-3 düzeyleri ELISA yöntemiyle belirlenerek gruplar arasında karşılaştırıldı ve klinik parametrelerle korelasyonları incelendi. Bulgular: En yüksek serum CRP düzeyi Grup 4’te belirlenirken, Grup 1 tüm gruplardan anlamlı düzeyde düşük serum CRP düzeyi sergiledi (p&amp;amp;lt;0,05). Serum CRP düzeylerinin Grup 2 ve Grup 3’te istatistiksel olarak birbirine benzer (p&amp;amp;gt;0,05); ancak Grup 1’den anlamlı yüksek (p&amp;amp;lt;0,05) ve Grup 4’ten anlamlı düşük düzeyde (p&amp;amp;lt;0,05)olduğu belirlendi. Serum PTX-3 sağlıklı gruptan şiddetli periodontitisli gruplarına doğru artan bir düzeyde sıralanmaktaydı; ancak bu sıralamada Grup 2 Grup 3’ten daha yüksek serum PTX-3 düzeyi sergiledi (p&amp;amp;lt;0,05).  Salya CRP ve PTX-3 düzeyleri Grup 1’de diğer gruplardan anlamlı düşük, Grup 3 ve 4’te diğer gruplardan anlamlı yüksek düzeyde iken (p&amp;amp;lt;0,05); Grup 2 ve Grup 3 birbirine benzer düzeyler sergiledi (p&amp;amp;gt;0,05). Periodontal parametreler ve serum ve salya parametreleri arasındaki korelasyonlar incelendiğinde, hem CRP hem de PTX-3’ün tüm periodontal parametreler ile güçlü korelasyonlar sergilediği belirlendi (p&amp;amp;lt;0,001). Sonuç:  İncelenen salya ve serum parametreleri (CRP ve PTX-3) ve çalışma grupları arasında belirlenen düzeysel farklılık ve parametreler arasındaki korelasyonlar periodontal hastalık-sistemik hastalık ilişkisini açıklamak için önemli veriler sunmuştur. 
</description>
<guid isPermaLink="false">http://acikerisim.sdu.edu.tr/xmlui/handle/123456789/96198</guid>
</item>
<item>
<title>Bir Diş Hekimliği Fakültesinde Stajyer Öğrenciler, Uzmanlık Öğrencileri ve Öğretim Üyelerinin COVID-19 Pandemisine Yönelik Enfeksiyon Kontrol Önlemleri Hakkındaki Bilgi Düzeylerinin Değerlendirilmesi: Analitik Araştırma</title>
<link>http://acikerisim.sdu.edu.tr/xmlui/handle/123456789/96196</link>
<description>Bir Diş Hekimliği Fakültesinde Stajyer Öğrenciler, Uzmanlık Öğrencileri ve Öğretim Üyelerinin COVID-19 Pandemisine Yönelik Enfeksiyon Kontrol Önlemleri Hakkındaki Bilgi Düzeylerinin Değerlendirilmesi: Analitik Araştırma; Evaluation of the Knowledge Levels of Interns and Specialty Students and the Lecturer About Infection Control Measures Toward the COVID-19 Pandemic in a Faculty of Dentistry: Analytical Research
Amaç: Etkili aşıların bulunmuş olmasına rağmen, COVID-19 pandemisinin yayılmasını engelleyen en etkili yöntem olarak kabul edilen enfeksiyon kontrol önlemleri, güncelliğini korumaktadır. Bu çalışmanın amacı, Süleyman Demirel Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde stajyer öğrenci, uzmanlık öğrencisi ve öğretim üyelerinin COVID-19’a karşı alınması gereken enfeksiyon kontrol önlemleri hakkındaki bilgi düzeyinin değerlendirilmesidir. Materyal-metot: Çalışmada, COVID-19’a karşı alınması gereken enfeksiyon kontrol önlemleri ile ilgili bilgi düzeyini değerlendiren 20 soruluk bir anket, stajyer öğrenci, uzmanlık öğrencisi ve öğretim üyelerinden oluşan 234 kişiye Mayıs 2021’de uygulandı. Elde edilen veriler, tanımlayıcı istatiksel yöntemler ve Kruskal Wallis testi kullanarak analiz edildi. Bulgular: Gönüllülerin COVID-19 enfeksiyon kontrol önlemleri hakkındaki bilgi düzeyi puan ortalamaları ise 46 puan üzerinden, 30,79±5,60 olarak tespit edildi. Öğretim üyelerinin COVID-19 enfeksiyon kontrol önlemleri hakkındaki bilgi düzeyi puanları, 4. ve 5. sınıf öğrencileri ve uzmanlık öğrencilerine göre anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p&amp;amp;lt;0,05). Uzmanlık öğrencileri ile 4. ve 5. sınıf  öğrencileri arasında ise toplam puan açısından anlamlı bir farklılık tespit edilmedi (p&amp;amp;gt;0,05).Sonuç: Diş hekimlerinin enfeksiyon kontrol yöntemleri ile ilgili bilgi düzeyleri belirli aralıklarla değerlendirilmeli, eksilikler eğitim seminerleri ile giderilmelidir. ; Objective:  Although effective vaccines have been found, infection control measures, which are considered the most effective method to prevent the spread of the COVID-19 pandemic, remain up-to-date. The aim of this study is to evaluate of knowledge levels of interns and specialty students and lecturer about infection control precautions toward COVID-19 at Süleyman Demirel University, Faculty of Dentistry. Material-method: In the study, 20-questions questionnaire assessing the level of knowledge about infection control measures to be taken against COVID-19 was performed to a group of 234 interns, specialty students and lecturer in May 2021. The obtained data were analyzed using descriptive statistical methods and Kruskal Wallis test.Results: The mean score of the knowledge level of the volunteers about the COVID-19 infection control measures was determined as 30.79±5.60 out of 46. The knowledge level scores of lecturers about COVID-19 infection control measures were found to be significantly higher than 4th-5th grade students and specialty students (p&amp;amp;lt;0,05). No significant difference was found between the specialty students and the 4th-5th grade students in terms of total scores (p&amp;amp;gt;0,05).Conclusion:  Knowledge level about infection control methods of dentists, who are at great risk for infectious diseases, should periodically evaluated and deficiencies should be eliminated with training seminars.
</description>
<guid isPermaLink="false">http://acikerisim.sdu.edu.tr/xmlui/handle/123456789/96196</guid>
</item>
<item>
<title>Metastatik Meme Kanseri Hastalarında Salvage Mastektomi</title>
<link>http://acikerisim.sdu.edu.tr/xmlui/handle/123456789/96195</link>
<description>Metastatik Meme Kanseri Hastalarında Salvage Mastektomi; Salvage Mastectomy in Metastatic Breast Cancer Patients
Amaç: Meme kanseri dünyada en fazla görülen kadın kanseridir. Kanser büyüyebilir, metastaz yapabilir, ciltte ülser veya nekroza neden olabilir. Kemoterapi ile kontrol edilemeyen meme kanserinde kanama, ülserasyon, enfeksiyon durumlarında palyasyon amaçlı “tuvalet mastektomi veya salvage mastektomi” uygulanmaktadır. Uyguladığımız salvage mastektomi olgularını sunarak literatüre katkı sağlamayı amaçladık.Materyal ve Metot: Kliniğimizde Ocak 2010 - Aralık 2019 tarihleri arasındaki salvage mastektomi vakaları değerlendirildi. Olguların demografik verileri, memedeki tutulum şekli, postoperatif patoloji sonuçları, uzak metastaz ve genel sağ kalım durumu incelendi. Bulgular: Belirtilen tarihler arasında 22 adet tuvalet mastektomi olgusu incelendi. 14 olguda cilde ülsere lezyon, 6 tanesinde ciltte ülser olmadan cilt tutulumu tespit edildi. Hastaların hepsine salvage mastektomi uygulandı. 3 hastaya mastektomi sonrası deri grefti uygulandı. Tüm hastalarda cerrahi sınır negatifti. Hospitalizasyon esnasında hiçbir hastada mortalite görülmemiştir. Genel sağkalım 40 ay (min: 35 ay - max: 60 ay) olarak saptandı.Tartışma - Sonuç: Metastatik meme kanserlerinde salvage mastektomi, konfor ve primer tümörün kontrolünde palyatif olarak uygulanan bir yöntemdir. Çalışmalar göstermiştir ki, primer tümörün temiz cerrahi sınırla çıkarılması metastatik meme kanserinde sağkalım avantajı ve artmış hayat kalitesi sağlar. Bu hastalar multidisipliner onkolojik yaklaşımla değerlendirilmeli, cerrahiye uygun hastaların seçimi ve takibi bu ekiple yapılmalıdır.; Objective: Breast cancer is the most common female cancer in the world. Cancer can grow, metastasize, cause skin ulcers or necrosis. In cases of bleeding, ulceration and infection in breast cancer that cannot be controlled by chemotherapy, “toilet mastectomy or salvage mastectomy” is applied for palliation. We aimed to contribute to the literature by presenting the cases of salvage mastectomy we performed.Material and Method: Salvage mastectomy cases in our clinic between January 2010 and December 2019 were evaluated. Demographic data of the cases, type of involvement in the breast, postoperative pathology results, distant metastasis and overall survival were analyzed.Results: Between the specified dates, 22 toilet mastectomy cases were examined. There were ulcerated lesions on the skin in 14 cases, and skin involvement without ulcers on the skin in 6 of them. All patients underwent salvage mastectomy. Skin grafting was applied to 3 patients after mastectomy. Surgical margin was negative in all patients. No mortality was observed in any patient during hospitalization. Overall survival was determined as 40 months (min: 35 months - max: 60 months).Conclusions: Salvage mastectomy in metastatic breast cancer is a palliative method for comfort and control of primary tumor. Studies have shown that removal of the primary tumor with a clean surgical margin provides a survival advantage and improved quality of life in metastatic breast cancer. These patients should be evaluated with a multidisciplinary oncological approach, and the selection and follow-up of patients suitable for surgery should be done by this team.
</description>
<guid isPermaLink="false">http://acikerisim.sdu.edu.tr/xmlui/handle/123456789/96195</guid>
</item>
</channel>
</rss>
