Giriş ve iki bölümden oluşan bu çalışmada Hz. Ali dönemi farklı eğilimleri temsil eden iki tarihçi üzerinden incelenmiş ve mezhep taassubunun tarih yazımını nasıl etkilediğinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu bağlamda çalışmada Şîa'nın tarih anlayışını yansıtması maksadıyla İbn A'sem el-Kûfî'nin (ö. 320/932'den sonra) Kitâbü'l-Fütûh'u, Sünnî eğilimin tarihe bakışının anlaşılması amacıyla da İbn Kesîr'in (ö. 774/1373) el-Bidâye ve'n-Nihâye'si merkez alınmıştır. Zira bu iki eser Şiî ve Sünnî düşüncenin olaylara ve sahâbeye bakışındaki ayrışmayı güçlü şekilde yansıtmaktadır. İbn A'sem, Hz. Ali döneminde yaşanan hadiseleri aktarırken birkaç istisna dışında bir sened zinciri ya da râvi zikretmemiştir. O, elindeki rivayet havuzundan bir metin kurgulamış ve eserde buna yer vermiştir. Kitâbü'l-Fütûh incelendiğinde eserdeki rivayetlerin satır aralarında Hz. Ali'nin vasîliği düşüncesinin işlendiği görülmektedir. Bunun yanı sıra Hz. Ali'nin karşısında yer alan Hz. Muâviye'nin ailesi Ümeyyeoğulları hakkındaki iftiraya varan mesnetsiz rivayetler de eserin yazımındaki taraflı üslubu ortaya koyması bakımından dikkat çekicidir. Şiî olmakla itham edilen İbn A'sem'in, Kitâbü'l-Fütûh'taki üslubu ve eserde naklettiği rivayetler göz önüne alındığında, söz konusu ithamın haksız olmadığı anlaşılmaktadır. İbn Kesîr, güçlü bir tarihçi olmasının yanı sıra aynı zamanda büyük bir muhaddistir. İbn A'sem'in aksine İbn Kesîr, halihazırda hadis ve usûl eserlerinin tedvin edildiği ve isnadlı rivayetin ihmal edilmeye başlandığı bir çağda sened zincirini terk etmeyerek eserinde rivayetlerin isnadlarına da yer vermiştir. İbn Kesîr, hadiselerin naklinde Ehl-i Sünnet'in sahâbeyi koruma refleksine sadık kalarak hareket etmiştir. Ayrıca yaşananları izah ederken sahâbenin olaylardaki etkisini azaltmak maksadıyla onların tasarruflarını bazen ictihad kapsamında değerlendirmiş, bazen de meydana gelen hadiselerden dış etkenleri sorumlu tutmuştur. Eserinde Şiî karşıtlığını açıkça hissettiren müellif, bazı tarihçiler gibi yalnızca rivayetleri nakletmekle yetinmemiş, bu rivayetlerin sened ve muhteva tenkidini de gerçekleştirmiştir. Anahtar Kelimeler : Şîa, Ehl-i Sünnet, Hz. Ali, İbn A'sem, İbn Kesîr.
In this study, which consists of an introduction and two chapters, the period of the Ali is examined through two historians representing different tendencies and it is aimed to reveal how sectarian prejudice affects historiography. In this context, the study focuses on Ibn A'sem al-Kufī's (d. after 320/932) Kitab al-Futuh to reflect the Shi'a's understanding of history and Ibn Kathir's (d. 774/1373) al-Bidāyah wa al-Nihayah to understand the Sunni tendency's view of history. This is because these two works strongly reflect the divergence between the Shi'i and Sunni view of events and the Companions. Ibn A'sem, with a few exceptions, did not mention a chain of narrators or a narrator while narrating the events that took place during the reign of the Ali. He constructed a text from the pool of narrations available to him and included it in his work. When the Kitab al-Futuh is analyzed, it is seen that the idea of the guardianship of the Ali is discussed between the lines of the narrations in the work. In addition, the slanderous and baseless narrations about Mu'awiya's family, the Umayyahids, who opposed Ali, are noteworthy in terms of revealing the biased style in the writing of the work. Ibn A'sem, who was accused of being a Shi'ite, was not unfairly accused, considering his style in Kitāb al-Futūh and the narrations he narrated in the work. Ibn Kathir, besides being a powerful historian, was also a great muhaddith. Unlike Ibn A'sem, Ibn Kathir did not abandon the chain of the senad and included the isnad of the narrations in his work in an age when hadith and methodological works were already being edited and narrations with isnad were being neglected. Ibn Kathīr was faithful to the Ahl al-Sunnah's reflex of protecting the Companions in his narration of the events. In addition, in order to minimize the influence of the Companions on the events, he sometimes considered their actions within the scope of ijtihad and sometimes blamed external factors for the events that occurred. The author, who made his anti-Shi'i stance clearly felt in his work, did not content himself with merely narrating the narrations like some historians, but also criticized their chains and content. Keywords : Shia, Ahl al-Sunnah, Ali, Ibn A'sem, Ibn Kathir.
Tez (Yüksek Lisans) - Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İslam Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı, 2024.
Kaynakça var.
Giriş ve iki bölümden oluşan bu çalışmada Hz. Ali dönemi farklı eğilimleri temsil eden iki tarihçi üzerinden incelenmiş ve mezhep taassubunun tarih yazımını nasıl etkilediğinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu bağlamda çalışmada Şîa'nın tarih anlayışını yansıtması maksadıyla İbn A'sem el-Kûfî'nin (ö. 320/932'den sonra) Kitâbü'l-Fütûh'u, Sünnî eğilimin tarihe bakışının anlaşılması amacıyla da İbn Kesîr'in (ö. 774/1373) el-Bidâye ve'n-Nihâye'si merkez alınmıştır. Zira bu iki eser Şiî ve Sünnî düşüncenin olaylara ve sahâbeye bakışındaki ayrışmayı güçlü şekilde yansıtmaktadır. İbn A'sem, Hz. Ali döneminde yaşanan hadiseleri aktarırken birkaç istisna dışında bir sened zinciri ya da râvi zikretmemiştir. O, elindeki rivayet havuzundan bir metin kurgulamış ve eserde buna yer vermiştir. Kitâbü'l-Fütûh incelendiğinde eserdeki rivayetlerin satır aralarında Hz. Ali'nin vasîliği düşüncesinin işlendiği görülmektedir. Bunun yanı sıra Hz. Ali'nin karşısında yer alan Hz. Muâviye'nin ailesi Ümeyyeoğulları hakkındaki iftiraya varan mesnetsiz rivayetler de eserin yazımındaki taraflı üslubu ortaya koyması bakımından dikkat çekicidir. Şiî olmakla itham edilen İbn A'sem'in, Kitâbü'l-Fütûh'taki üslubu ve eserde naklettiği rivayetler göz önüne alındığında, söz konusu ithamın haksız olmadığı anlaşılmaktadır. İbn Kesîr, güçlü bir tarihçi olmasının yanı sıra aynı zamanda büyük bir muhaddistir. İbn A'sem'in aksine İbn Kesîr, halihazırda hadis ve usûl eserlerinin tedvin edildiği ve isnadlı rivayetin ihmal edilmeye başlandığı bir çağda sened zincirini terk etmeyerek eserinde rivayetlerin isnadlarına da yer vermiştir. İbn Kesîr, hadiselerin naklinde Ehl-i Sünnet'in sahâbeyi koruma refleksine sadık kalarak hareket etmiştir. Ayrıca yaşananları izah ederken sahâbenin olaylardaki etkisini azaltmak maksadıyla onların tasarruflarını bazen ictihad kapsamında değerlendirmiş, bazen de meydana gelen hadiselerden dış etkenleri sorumlu tutmuştur. Eserinde Şiî karşıtlığını açıkça hissettiren müellif, bazı tarihçiler gibi yalnızca rivayetleri nakletmekle yetinmemiş, bu rivayetlerin sened ve muhteva tenkidini de gerçekleştirmiştir. Anahtar Kelimeler : Şîa, Ehl-i Sünnet, Hz. Ali, İbn A'sem, İbn Kesîr.
In this study, which consists of an introduction and two chapters, the period of the Ali is examined through two historians representing different tendencies and it is aimed to reveal how sectarian prejudice affects historiography. In this context, the study focuses on Ibn A'sem al-Kufī's (d. after 320/932) Kitab al-Futuh to reflect the Shi'a's understanding of history and Ibn Kathir's (d. 774/1373) al-Bidāyah wa al-Nihayah to understand the Sunni tendency's view of history. This is because these two works strongly reflect the divergence between the Shi'i and Sunni view of events and the Companions. Ibn A'sem, with a few exceptions, did not mention a chain of narrators or a narrator while narrating the events that took place during the reign of the Ali. He constructed a text from the pool of narrations available to him and included it in his work. When the Kitab al-Futuh is analyzed, it is seen that the idea of the guardianship of the Ali is discussed between the lines of the narrations in the work. In addition, the slanderous and baseless narrations about Mu'awiya's family, the Umayyahids, who opposed Ali, are noteworthy in terms of revealing the biased style in the writing of the work. Ibn A'sem, who was accused of being a Shi'ite, was not unfairly accused, considering his style in Kitāb al-Futūh and the narrations he narrated in the work. Ibn Kathir, besides being a powerful historian, was also a great muhaddith. Unlike Ibn A'sem, Ibn Kathir did not abandon the chain of the senad and included the isnad of the narrations in his work in an age when hadith and methodological works were already being edited and narrations with isnad were being neglected. Ibn Kathīr was faithful to the Ahl al-Sunnah's reflex of protecting the Companions in his narration of the events. In addition, in order to minimize the influence of the Companions on the events, he sometimes considered their actions within the scope of ijtihad and sometimes blamed external factors for the events that occurred. The author, who made his anti-Shi'i stance clearly felt in his work, did not content himself with merely narrating the narrations like some historians, but also criticized their chains and content. Keywords : Shia, Ahl al-Sunnah, Ali, Ibn A'sem, Ibn Kathir.