II. Abdülhamit döneminde gelişmeye başlayan Türk-Alman ilişkileri, Bağdat demiryolu projesi ile ekonomik boyutta artarken, uzmanların barışçı nüfuz siyaseti olarak ifade ettikleri politikayla Almanya, Osmanlı topraklarında birçok imtiyaz elde etmiştir. I. Dünya Savaşında müttefik olan Almanya ve Osmanlı Devleti bu savaşı kaybetmiş, Osmanlı Devleti yıkılarak yeni adı ve rejimiyle Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Türkiye ve Almanya arasında ilişkiler 1923 sonrası tekrar başlamış, Alman nüfuzu kısa sürede Türkiye’de I. Dünya Savaşı öncesi konumuna ulaşmıştır. İki ülke arasında ilk resmi görüşmeler 26 Şubat 1924’te Ankara’da başlamış ve Türk-Alman Dostluk Antlaşması imzalanmıştır. Antlaşma sonrası Türkiye’nin Almanya’ya tarım ürünleri ve sanayi hammaddesi satması ve Almanya’dan sanayi malları almasına dayanan ekonomik ilişkiler bir süre sonra siyasi, askeri ve kültürel boyuta taşınmıştır. Türkiye’nin Darülfünun Reformunu gerçekleştirdiği ve Almanya’da Nasyonal Sosyalistlerin iktidara geldiği 1933’te, Nazi baskısı nedeniyle Almanya’yı terk etmek zorunda kalan Yahudi olan ve olmayan yüzlerce bilim insanı Türkiye’ye davet edilmiş, Alman kültür politikası gereği siyasi bir misyonla 1933 öncesinde ve sonrasında aileleriyle birlikte Türkiye’ye taşınan bu uzmanlar, üniversiteler ve kültür merkezlerinde istihdam edilmişler ve Türk kurumları üzerinde etkili olmuşlardır. Türkiye’nin çağdaşlaşma amacıyla Türk kurumlarının yeniden yapılandırılması sürecinde Alman uzmanlardan yararlanmış olması kültürel açıdan yavaş ilerleyen fakat uzun süreli ve derinlere inen bir sonuç elde etmiş, Alman uzmanların öğrencileri ve haleflerinin, öğrendiklerini Türkiye’de uygulamaya devam etmeleri bu kurumlarda uzun süre devam edecek olan Alman kültürünün etkisini kaçınılmaz hale getirmiştir. Bu çalışmada 1923-1945 yılları arası Almanya’nın eğitim, sanat, spor kurumları ve dil üzerindeki kültür politikası ve propagandalarıyla, Türkiye’de oluşan Alman kültür nüfuzu ve etkisi; arşiv belgeleri, gazeteler ve inceleme eserlerden faydalanılarak ele alınmış, iki dünya savaşı arası yıllarda Türk-Alman ilişkilerinin temel karakteri ile ilgili bulgulara ulaşılmaya çalışılmıştır.
While Turkish-German relations, which started to develop during the reign of Abdulhamid, increased economically with the Baghdad railway project, Germany gained many privileges in the Ottoman lands with what experts describe as a policy of peaceful influence. Germany and the Ottoman Empire, which were allies in World War I, lost this war; the Ottoman Empire collapsed, and the Republic of Türkiye was established with its new name and regime. Relations between Türkiye and Germany resumed after 1923, and German influence in Türkiye reached its pre-World War I position in a short time. The first official negotiations between the two countries started in Ankara on February 26, 1924, and the Turkish-German Friendship Treaty was signed. After the agreement, economic relations based on Türkiye selling agricultural products and industrial raw materials to Germany and purchasing industrial goods from Germany quickly moved to the political, military, and cultural dimensions. In 1933, the same year that Türkiye carried out the university reform and the National Socialists came to power in Germany, hundreds of Jewish and non-Jewish scientists who had to leave Germany due to Nazi pressure were invited to Türkiye with a political mission in accordance with the German cultural policy before 1933. These experts, who later moved to Türkiye with their families, were employed in universities and cultural centers and had an impact on Turkish institutions. Türkiye's use of German experts in the process of restructuring Turkish institutions for the purpose of modernization has achieved a slow but long-lasting and deep-rooted result in cultural terms. The fact that the students and successors of German experts continued to apply what they learned in Türkiye made the influence of German culture inevitable in these institutions, which will continue for a long time. In this study, Germany's cultural policy and propaganda on education, art, sports institutions, and language in Türkiye between 1923 and 1945, as well as the German cultural influence in Türkiye, are discussed using archive documents, newspapers, and review works. It has been tried to reach findings about the basic character of Turkish- German relations in the years between the two world wars.