Velîlerin başlarından geçtiğine inanılan harikulade olayların anlatıldığı menâkıbnâmeler, 13. yüzyıla kadar sadece Arapça olarak kaleme alınmıştır. Daha sonraki yüzyıllarda Farsça ve Türkçe olarak da yazılan eserler Selçuklu ve Osmanlı sahasında büyük bir rağbet görmüş, tekkelerin kapatılmasına kadar yazılmaya devam etmiştir. Menâkıbnâmeler, dinin kurallara bağlı kitabî tarafından farklı olarak insanların daha çok duygu ve hayal dünyalarına hitap eden bir bölümünü teşkil etmektedir. Velîler, farklı eserlerde müşterek kerâmet motifleri hâlinde benzer özelliklerle anlatılır. Semavî dinlerden, ilkel dinlere, halk kültürlerinden, mitolojiye kadar çok çeşitli kaynaklardan beslenen kerâmetler, herhangi bir velîye özgü olmayıp insanoğlunun arzu, istek ve hayallerini yansıtır. Kerâmetler gerek derviş zümrelerinin kendi içerisinde gerekse Anadolu'da İslamiyet'in yayılıp yerleşmesi sürecinde çok önemli işlevler görmüştür. Moğol tehdidi yüzünden çeşitli tarikatların Anadolu'ya akın ettiği bir dönemde insanların manevî ihtiyaçlarını karşılamıştır. Tezimizin konusunu, 13 ve 14. yüzyılların ürünü olan menâkıbnâmelerin içerik yönünden incelenmesi oluşturmaktadır. Çalışmamızda kerâmet motifleri incelenmiş, eserler birbirleriyle mukayese edilerek benzerlik ve farklılıklar ortaya konulmuş, motifleri besleyen kaynaklar araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler : kerâmet, menkabe, menâkıbnâme, 13. Yüzyıl, 14. yüzyıl, tasavvuf, Türk edebiyatı, velî.
Menâkıbnâmas, which describe the wondrous events believed to have happened to the prophets, were written only in Arabic until the eighteenth century. In the following centuries, the works were also written in Persian and Turkish and were very popular in the Seljuk and Ottoman areas and continued to be written until the closure of the dervish lodges. Menâkıbnâmas constitute a part of the religion that appeals more to people's emotions and imagination, unlike the rule-bound bookish side of religion. Saints are described in different works with similar characteristics in the form of common kerâmet motifs. Drawing nourishment from a wide variety of sources ranging from Abrahamic religions, primitive religions, folk cultures, and mythology, the miracles are not unique to any particular Saint but reflect the desires, wishes, and imaginations of human beings. Miracles played a very important role within the dervish communities and in the spread and settlement of Islam in Anatolia. In a period when various sects flocked to Anatolia due to the Mongol threat, they met the spiritual needs of the people. The subject of our thesis is the analysis of menâkıbnâmes written in the 13th and 14th centuries in terms of content. In our study, the motifs of kerâmah were analyzed, similarities and differences were revealed by comparing the works with each other, and the sources that nourish the motifs were investigated. Keywords : miracle, menkabe, menâkıp-nâme, 13. century, 14. century, mysticism, Turkish literatüre, saint.
Tez (Doktora-PhD) - Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, 2023.
Kaynakça var.
Velîlerin başlarından geçtiğine inanılan harikulade olayların anlatıldığı menâkıbnâmeler, 13. yüzyıla kadar sadece Arapça olarak kaleme alınmıştır. Daha sonraki yüzyıllarda Farsça ve Türkçe olarak da yazılan eserler Selçuklu ve Osmanlı sahasında büyük bir rağbet görmüş, tekkelerin kapatılmasına kadar yazılmaya devam etmiştir. Menâkıbnâmeler, dinin kurallara bağlı kitabî tarafından farklı olarak insanların daha çok duygu ve hayal dünyalarına hitap eden bir bölümünü teşkil etmektedir. Velîler, farklı eserlerde müşterek kerâmet motifleri hâlinde benzer özelliklerle anlatılır. Semavî dinlerden, ilkel dinlere, halk kültürlerinden, mitolojiye kadar çok çeşitli kaynaklardan beslenen kerâmetler, herhangi bir velîye özgü olmayıp insanoğlunun arzu, istek ve hayallerini yansıtır. Kerâmetler gerek derviş zümrelerinin kendi içerisinde gerekse Anadolu'da İslamiyet'in yayılıp yerleşmesi sürecinde çok önemli işlevler görmüştür. Moğol tehdidi yüzünden çeşitli tarikatların Anadolu'ya akın ettiği bir dönemde insanların manevî ihtiyaçlarını karşılamıştır. Tezimizin konusunu, 13 ve 14. yüzyılların ürünü olan menâkıbnâmelerin içerik yönünden incelenmesi oluşturmaktadır. Çalışmamızda kerâmet motifleri incelenmiş, eserler birbirleriyle mukayese edilerek benzerlik ve farklılıklar ortaya konulmuş, motifleri besleyen kaynaklar araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler : kerâmet, menkabe, menâkıbnâme, 13. Yüzyıl, 14. yüzyıl, tasavvuf, Türk edebiyatı, velî.
Menâkıbnâmas, which describe the wondrous events believed to have happened to the prophets, were written only in Arabic until the eighteenth century. In the following centuries, the works were also written in Persian and Turkish and were very popular in the Seljuk and Ottoman areas and continued to be written until the closure of the dervish lodges. Menâkıbnâmas constitute a part of the religion that appeals more to people's emotions and imagination, unlike the rule-bound bookish side of religion. Saints are described in different works with similar characteristics in the form of common kerâmet motifs. Drawing nourishment from a wide variety of sources ranging from Abrahamic religions, primitive religions, folk cultures, and mythology, the miracles are not unique to any particular Saint but reflect the desires, wishes, and imaginations of human beings. Miracles played a very important role within the dervish communities and in the spread and settlement of Islam in Anatolia. In a period when various sects flocked to Anatolia due to the Mongol threat, they met the spiritual needs of the people. The subject of our thesis is the analysis of menâkıbnâmes written in the 13th and 14th centuries in terms of content. In our study, the motifs of kerâmah were analyzed, similarities and differences were revealed by comparing the works with each other, and the sources that nourish the motifs were investigated. Keywords : miracle, menkabe, menâkıp-nâme, 13. century, 14. century, mysticism, Turkish literatüre, saint.