Kolestaz sebebi ne olursa olsun safranın, barsağa akımında yavaşlama- durma sonucu karaciğer hücreleri ve safra yolları içinde birikimidir (1). Bu staz safra ile atılan maddelerin kanda birikmesine neden olur. Kolestazla birlikte organizmada bazı patolojik değişiklikler meydana gelir; Retiküloendotelyal sistem fonksiyonlarında bozulma sonucu, immun sistemin baskılanması, intestinal mukozanın yapı ve fonksiyonlarında değişiklikler, barsak duvarında oksidatif hasar, safra tuzlarının enterohepatik dolaşımının bozulması dolayısıyla antibakteriyel ve deterjan etkisinin engellenmesi, bakteriyemi ve endotoksemi bunlardan başlıcalarıdır (2, 3). Tüm bu değişiklikler barsak bariyer sisteminin bozulmasına ve bakteriyel translokasyon oluşmasına yol açmaktadır (4). Bunun yanında staz sonucu; hepatositlerde dejenerasyon ve buna bağlı olarak da karaciğer fonksiyon testlerinde bozulma, kanama pıhtılaşma sürelerinde uzama, kanama diyatezi riskinin artması, bilirubin yüksekliğine bağlı mental değişiklikler meydana gelir. Koledok ligasyonuyla oluşan ekstrahepatik biliyer tıkanıklıkta; biliyer kanal epitelyel hücre hiperplazisi, inflamatuar hücre infiltrasyonu ve periportal fibrozis stereotipik tip karaciğer hasarına neden olur (5). Karaciğer fibrozunun patogenezinde; serbest radikallerce oluşturulan oksidatif stres ve lipid peroksidasyonunda artış etkili bulunmuştur (6, 7). Oksidatif stres ve lipid peroksidasyon ürünleri hepatik stellat hücrelerini (HSH) uyararak kollajen sentezini artırabilmektedir (8). Sıçanlarda koledok ligasyonu ile indüklenen karaciğer fibrozisi, insandaki primer veya sekonder olarak gelişen karaciğer fibrozisine uygunluğu ve hızlı gelişmesi sebebiyle son zamanlardaki bilimsel çalışmalarda ilgi duyulan bir fibrozis modeli olmaktadır. Koledok ligasyonu sıçanlara uygulandığında karaciğerde başta kollajen olmak üzere hücre dışı matriks proteinlerinin oluştuğu ve bu modelin sıçanlarda sekonder olarak karaciğer fibrozisi gelişimi için uygun bir model olduğu bilinmektedir (6). Bu nedenle birçok araştırmacı tarafından, bu karaciğer hasarı mekanizmalarını ortaya koymaya yönelik ve bu mekanizmaları önlemeye yönelik klinik ve deneysel çalışmalar yapılmaktadır (9). Oluşan hepatatoksisitenin oksidatif stres ve lipid peroksidasyona bağlı olduğu düşünüldüğünden bu serbest oksijen radikali oluşumunu engelleyecek bir madde üzerine tedavi yaklaşımları ortaya çıkmıştır. Bu amaçla kullanılabilecek maddelerden biri de kefirdir. Kefir; sütün, kefir taneleri veya kültürü ile fermentasyonu sonucu oluşan bir üründür. Düzenli olarak günde yarım litre tüketiminin metabolizma üzerinde stabilize edici etkisinin yanında karaciğer, safra, böbrek fonksiyonları ve kan dolaşımı üzerine olumlu etkiler gösterdiği tespit edilmiştir (2, 4). Kefir, çok eski yıllardan beri özellikle Kafkasya bölgesinde yapılan, bugün ise Avrupa ve Amerika ülkelerinde ticari maksatla imal edilen köpüklü, koyu kıvamlı, hafif ekşimsi bir içecektir. Kefirin antioksidan özelliği bazı çalışmalarda gösterilmiştir. Farelerde oluşturulan karbon tetraklorür toksisitesinde kefirin antioksidan parametreleri olumlu yönde etkilediği ve lipid peroksidasyonunu azalttığı gösterilmiştir (2). Kefirin içeriğinde probiyotik olarak kullanılan mikroorganizmalar vardır. Probiyotikler, doğuştan ve adaptif immün yanıtı modüle ederler. Lactobacillus rhamnosus GG'nin, TNF-alfa yapımını inhibe ettiği saptanmıştır (10). Kefirle ilgili bugüne kadar birçok çalışma yapılmasına rağmen tıkanma sarılığının meydana getirdiği karaciğer hasarında kefirin etkileri çok kullanılmamıştır. Kefirin tıkanma sarılığına bağlı karaciğer hasarında koruyucu bir etkinliği olabilir. Biz bu çalışmada ratlarda oluşturulan tıkanma sarılığına bağlı karaciğer hasarında kefirin etkinliğini araştırmayı amaçladık. Anahtar Kelimeler : Tıkanma ikteri, karaciğer hasarı, kefir.
In this study we aimed the effect of kefir in the protection of liver injury after jaundice using obstrictive jaundice model. For this reason, we analyzed the effect of kefir on liver injury by giving kefir after sickening the rats with obstructive jaundice in the groups we formed namely control group (n=10), obstructive group (n=10) and kefir group (n=8). In the study we searched AST, ALT, ALP, GGT, LDH, Albumine, Total Bilirubine, Direct bilirubine and CRP levels between gruops in serume and liver tissue samples İn the study, it was observed that kefir treatment made no statistically significant impact on liver injury in rats which occur obsturictive jaundice however those values decreased numericallly. We know that colestasis make dectruction to hepatocytes by direct or indirect mechanisms in obstructive jaundice. We are not favor of delaying the initiation of theraphy considering that, liver injury might turn into a fulminant case if its not cured. Today, due to the increasing use of non- pharmacological methots, we are of the idea that the kefir can be used as in effective substance due to its cost advantage, however more research and meta analysis should be conducted on wider series of human and animal in order to extract all benefits and understanding underlying mechanisms. Keywords : Obstructive jaundice, liver injury, kefir.
Tez (Uzmanlık) - Süleyman Demirel Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı, 2015.
Kaynakça var.
Kolestaz sebebi ne olursa olsun safranın, barsağa akımında yavaşlama- durma sonucu karaciğer hücreleri ve safra yolları içinde birikimidir (1). Bu staz safra ile atılan maddelerin kanda birikmesine neden olur. Kolestazla birlikte organizmada bazı patolojik değişiklikler meydana gelir; Retiküloendotelyal sistem fonksiyonlarında bozulma sonucu, immun sistemin baskılanması, intestinal mukozanın yapı ve fonksiyonlarında değişiklikler, barsak duvarında oksidatif hasar, safra tuzlarının enterohepatik dolaşımının bozulması dolayısıyla antibakteriyel ve deterjan etkisinin engellenmesi, bakteriyemi ve endotoksemi bunlardan başlıcalarıdır (2, 3). Tüm bu değişiklikler barsak bariyer sisteminin bozulmasına ve bakteriyel translokasyon oluşmasına yol açmaktadır (4). Bunun yanında staz sonucu; hepatositlerde dejenerasyon ve buna bağlı olarak da karaciğer fonksiyon testlerinde bozulma, kanama pıhtılaşma sürelerinde uzama, kanama diyatezi riskinin artması, bilirubin yüksekliğine bağlı mental değişiklikler meydana gelir. Koledok ligasyonuyla oluşan ekstrahepatik biliyer tıkanıklıkta; biliyer kanal epitelyel hücre hiperplazisi, inflamatuar hücre infiltrasyonu ve periportal fibrozis stereotipik tip karaciğer hasarına neden olur (5). Karaciğer fibrozunun patogenezinde; serbest radikallerce oluşturulan oksidatif stres ve lipid peroksidasyonunda artış etkili bulunmuştur (6, 7). Oksidatif stres ve lipid peroksidasyon ürünleri hepatik stellat hücrelerini (HSH) uyararak kollajen sentezini artırabilmektedir (8). Sıçanlarda koledok ligasyonu ile indüklenen karaciğer fibrozisi, insandaki primer veya sekonder olarak gelişen karaciğer fibrozisine uygunluğu ve hızlı gelişmesi sebebiyle son zamanlardaki bilimsel çalışmalarda ilgi duyulan bir fibrozis modeli olmaktadır. Koledok ligasyonu sıçanlara uygulandığında karaciğerde başta kollajen olmak üzere hücre dışı matriks proteinlerinin oluştuğu ve bu modelin sıçanlarda sekonder olarak karaciğer fibrozisi gelişimi için uygun bir model olduğu bilinmektedir (6). Bu nedenle birçok araştırmacı tarafından, bu karaciğer hasarı mekanizmalarını ortaya koymaya yönelik ve bu mekanizmaları önlemeye yönelik klinik ve deneysel çalışmalar yapılmaktadır (9). Oluşan hepatatoksisitenin oksidatif stres ve lipid peroksidasyona bağlı olduğu düşünüldüğünden bu serbest oksijen radikali oluşumunu engelleyecek bir madde üzerine tedavi yaklaşımları ortaya çıkmıştır. Bu amaçla kullanılabilecek maddelerden biri de kefirdir. Kefir; sütün, kefir taneleri veya kültürü ile fermentasyonu sonucu oluşan bir üründür. Düzenli olarak günde yarım litre tüketiminin metabolizma üzerinde stabilize edici etkisinin yanında karaciğer, safra, böbrek fonksiyonları ve kan dolaşımı üzerine olumlu etkiler gösterdiği tespit edilmiştir (2, 4). Kefir, çok eski yıllardan beri özellikle Kafkasya bölgesinde yapılan, bugün ise Avrupa ve Amerika ülkelerinde ticari maksatla imal edilen köpüklü, koyu kıvamlı, hafif ekşimsi bir içecektir. Kefirin antioksidan özelliği bazı çalışmalarda gösterilmiştir. Farelerde oluşturulan karbon tetraklorür toksisitesinde kefirin antioksidan parametreleri olumlu yönde etkilediği ve lipid peroksidasyonunu azalttığı gösterilmiştir (2). Kefirin içeriğinde probiyotik olarak kullanılan mikroorganizmalar vardır. Probiyotikler, doğuştan ve adaptif immün yanıtı modüle ederler. Lactobacillus rhamnosus GG'nin, TNF-alfa yapımını inhibe ettiği saptanmıştır (10). Kefirle ilgili bugüne kadar birçok çalışma yapılmasına rağmen tıkanma sarılığının meydana getirdiği karaciğer hasarında kefirin etkileri çok kullanılmamıştır. Kefirin tıkanma sarılığına bağlı karaciğer hasarında koruyucu bir etkinliği olabilir. Biz bu çalışmada ratlarda oluşturulan tıkanma sarılığına bağlı karaciğer hasarında kefirin etkinliğini araştırmayı amaçladık. Anahtar Kelimeler : Tıkanma ikteri, karaciğer hasarı, kefir.
In this study we aimed the effect of kefir in the protection of liver injury after jaundice using obstrictive jaundice model. For this reason, we analyzed the effect of kefir on liver injury by giving kefir after sickening the rats with obstructive jaundice in the groups we formed namely control group (n=10), obstructive group (n=10) and kefir group (n=8). In the study we searched AST, ALT, ALP, GGT, LDH, Albumine, Total Bilirubine, Direct bilirubine and CRP levels between gruops in serume and liver tissue samples İn the study, it was observed that kefir treatment made no statistically significant impact on liver injury in rats which occur obsturictive jaundice however those values decreased numericallly. We know that colestasis make dectruction to hepatocytes by direct or indirect mechanisms in obstructive jaundice. We are not favor of delaying the initiation of theraphy considering that, liver injury might turn into a fulminant case if its not cured. Today, due to the increasing use of non- pharmacological methots, we are of the idea that the kefir can be used as in effective substance due to its cost advantage, however more research and meta analysis should be conducted on wider series of human and animal in order to extract all benefits and understanding underlying mechanisms. Keywords : Obstructive jaundice, liver injury, kefir.