2020 yılında tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisinin bir sonucu olarak kentlerde yaygınlaşan dijital teknoloji kullanımı gözetim ve mahremiyet başta olmak üzere söz konusu teknolojilerin insan haklarına etkisi bakımında tartışılmaya başlamasına neden olmuştur. Söz konusu tartışmalar, 2021 yılında BM tarafından başlatılan "İnsan Odaklı Akıllı Kentler Programı" akıllı kentlerde dijital hakların korunmasına dikkat çekmiştir. BM öncülüğünde başlatılan bu girişim, AB ve diğer uluslararası kuruluş ve koalisyonların bu yöndeki girişimlerini güçlendirmiştir. İnsan odaklı akıllı kentler en genel tanımıyla uluslararası insan hakları normlarının etik bir standart olarak kabul edilerek yerelde insan haklarının korunması ve geliştirilmesi başta olmak üzere akıllı kentlerde dijital haklara duyarlı bir kentleşme yaklaşımını ifade etmektedir. Günümüzde yer yönetimler, uluslararası insan hakları rejiminin dikey aktörlerinden biri olarak görülmekte ve sundukları hizmetler dikkate alınarak yerelde insan haklarının korunması konusunda sorumlu oldukları kabul edilmektedir. Bu açıdan 90'lı yılların sonundan itibaren insan hakları kenti yaklaşımı akıllı kentlerin gelişme seyriyle beraber insan odaklı akıllı kent yaklaşımına doğru genişlemiş ve dünyada birçok kent, akıllı kent stratejilerini bu yönde oluşturmaya başlamıştır. 2023 yılında ikinci ulusal akıllı kentler stratejisini yayınlayan Türkiye'nin de dünyadaki eğilimlere paralel olarak teknoloji odaklı bakış açısından toplumsal-etik boyutları da dikkate alan daha geniş perspektifli bir akıllı kentleşme anlayışını ön plana çıkardığı görülmektedir. Akıllı kentlerin etik boyutuna ilişkin sınırlı bir ulusal literatür olduğu göz önüne alındığında insan odaklı bir akıllı kentleşme için Türkiye'ye yönelik bir çerçeve önerisi sunmayı amaçlayan çalışmanın orta vadede hem ilgili literatüre hem de ulusal akıllı kentleşme stratejisine katkı sunması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler : Dijitalleşme, Akıllı Kent, İnsan Hakları, Dijital Haklar, Kentli Hakları, İnsan Hakları Kenti, İnsan Odaklı Akıllı Kentler.
The widespread use of digital technologies in cities following the Covid-19 pandemic, which gripped the world in 2020, has sparked discussions about their impact on human rights, particularly surveillance and privacy. These discussions highlighted the importance of protecting digital rights in smart cities, as emphasized by the UN's "People-Centered Smart Cities Program" launched in 2021. This UN-led initiative strengthened similar efforts by the EU and other international organizations. People-centered smart cities represent an approach to urbanization sensitive to digital rights. They prioritize protecting and promoting human rights at the local level by adopting international human rights norms as an ethical standard. Local governments are now seen as key actors in the international human rights regime, responsible for safeguarding these rights through their services. Consequently, the human rights city approach, evolving since the late 1990s, has broadened to encompass the people-centered smart city concept alongside the rise of smart cities. Turkey, unveiling its second national smart cities strategy in 2023, reflects this global trend by adopting a broader perspective on smart urbanization. This approach moves beyond a technology-focused lens to consider social and ethical dimensions. Given the limited national literature on the ethical aspects of smart cities, this study aims to propose a framework for people-centered smart urbanization in Turkey. It is expected to contribute to both the literature and the national smart city strategy in the medium term. Keywords : Digitalization, Smart City, Human Rights, Digital Rights, Citizens' Rights, Human Rights City, People-Centered Smart Cities.
Tez (Doktora- PhD) - Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Anabilim Dalı, 2024.
Kaynakça var.
2020 yılında tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisinin bir sonucu olarak kentlerde yaygınlaşan dijital teknoloji kullanımı gözetim ve mahremiyet başta olmak üzere söz konusu teknolojilerin insan haklarına etkisi bakımında tartışılmaya başlamasına neden olmuştur. Söz konusu tartışmalar, 2021 yılında BM tarafından başlatılan "İnsan Odaklı Akıllı Kentler Programı" akıllı kentlerde dijital hakların korunmasına dikkat çekmiştir. BM öncülüğünde başlatılan bu girişim, AB ve diğer uluslararası kuruluş ve koalisyonların bu yöndeki girişimlerini güçlendirmiştir. İnsan odaklı akıllı kentler en genel tanımıyla uluslararası insan hakları normlarının etik bir standart olarak kabul edilerek yerelde insan haklarının korunması ve geliştirilmesi başta olmak üzere akıllı kentlerde dijital haklara duyarlı bir kentleşme yaklaşımını ifade etmektedir. Günümüzde yer yönetimler, uluslararası insan hakları rejiminin dikey aktörlerinden biri olarak görülmekte ve sundukları hizmetler dikkate alınarak yerelde insan haklarının korunması konusunda sorumlu oldukları kabul edilmektedir. Bu açıdan 90'lı yılların sonundan itibaren insan hakları kenti yaklaşımı akıllı kentlerin gelişme seyriyle beraber insan odaklı akıllı kent yaklaşımına doğru genişlemiş ve dünyada birçok kent, akıllı kent stratejilerini bu yönde oluşturmaya başlamıştır. 2023 yılında ikinci ulusal akıllı kentler stratejisini yayınlayan Türkiye'nin de dünyadaki eğilimlere paralel olarak teknoloji odaklı bakış açısından toplumsal-etik boyutları da dikkate alan daha geniş perspektifli bir akıllı kentleşme anlayışını ön plana çıkardığı görülmektedir. Akıllı kentlerin etik boyutuna ilişkin sınırlı bir ulusal literatür olduğu göz önüne alındığında insan odaklı bir akıllı kentleşme için Türkiye'ye yönelik bir çerçeve önerisi sunmayı amaçlayan çalışmanın orta vadede hem ilgili literatüre hem de ulusal akıllı kentleşme stratejisine katkı sunması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler : Dijitalleşme, Akıllı Kent, İnsan Hakları, Dijital Haklar, Kentli Hakları, İnsan Hakları Kenti, İnsan Odaklı Akıllı Kentler.
The widespread use of digital technologies in cities following the Covid-19 pandemic, which gripped the world in 2020, has sparked discussions about their impact on human rights, particularly surveillance and privacy. These discussions highlighted the importance of protecting digital rights in smart cities, as emphasized by the UN's "People-Centered Smart Cities Program" launched in 2021. This UN-led initiative strengthened similar efforts by the EU and other international organizations. People-centered smart cities represent an approach to urbanization sensitive to digital rights. They prioritize protecting and promoting human rights at the local level by adopting international human rights norms as an ethical standard. Local governments are now seen as key actors in the international human rights regime, responsible for safeguarding these rights through their services. Consequently, the human rights city approach, evolving since the late 1990s, has broadened to encompass the people-centered smart city concept alongside the rise of smart cities. Turkey, unveiling its second national smart cities strategy in 2023, reflects this global trend by adopting a broader perspective on smart urbanization. This approach moves beyond a technology-focused lens to consider social and ethical dimensions. Given the limited national literature on the ethical aspects of smart cities, this study aims to propose a framework for people-centered smart urbanization in Turkey. It is expected to contribute to both the literature and the national smart city strategy in the medium term. Keywords : Digitalization, Smart City, Human Rights, Digital Rights, Citizens' Rights, Human Rights City, People-Centered Smart Cities.