Description:
“Kâfirler görmediler mi ki, göklerle yer bitişik bir haldeiken biz onları ayırdık. Hayatı olan her şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmıyorlarmı?”Buâyette, insanın zihnine, hislerine ve kalbine hitap eden delillere değinilmişve bunların aracılığıyla, kişinin hissedip akledebildiğinden yine kendi aklı veirâdesiyle Allah’a îmân bilincine yükselmesi istenmiştir. Günümüzde insanlığınmaruz kaldığı akl-ı selim ve sağduyuya meydan okuyan en büyük zorluklarındanbiri, Batılı toplumların giderek gerekçelerini pragmatik/çıkarcı aklabağlamasına rağmen inanç alanlarını çelişkiler üzerine kurmuş olmaları vekendilerini buna mecbur hissetmeleridir. Sözgelimi, erken dönem Kilise BabasıTertullian, Hristiyan doktrine saçma olduğu için inanılması gerektiğinisavunmasıyla ünlüdür. Bu durum ise ateizm ve deizm kırılmalarına nedenolmuştur. Hâlbuki ilgili âyette görüleceği üzere aklî deliller muhteşem birbelagatle muhataba sunulmuş, akıl-inanç ilişkisi kurularak serd edilendelillerin nasıl inkâr edilebileceği muhataba sorgulatılmış ve diğer pek çokâyette de görülen bu Kur'ânî metot İslâm’a özgü karakteristik bir yapı ortayakoymuştur. Zaten aksi takdirde ne özgür düşünce, ne irâde ne de tartışmadanbahsedilebilir. İşte İslâmî düşünce metodu ve ahlâkı bu yapı üzerine inşâedilmiş, kişinin bilerek îmân etmesi hedeflenmiştir.