Description:
Savunmasızlığıinsan olmanın en tabi hali olarak tanımlayabiliriz. Nedeni ise anne karnındailk varoluş aşamasından itibaren oldukça savunmasız, çaresiz varlıklarolmamızdır. Çaresizliğimiz, başkasının yardımına muhtaçlığımız yaşamserüvenimiz içinde bazen azalsa da bu ontolojik gerçekliğimizden çok da fazlauzaklaşamayız. İnsanın yaratılıştan gelen bu tabiatı onun zarara açık olansavunmasız yönünü bize göstermektedir. Bu nedenle insanın savunmasız, kırılganyapısından faydalanarak ona zarar vermeyi amaçlayan herhangi bir güce karşılıkinsanın hem hukuki hem de etik açıdan korunmasının gerekliliği ortadadır. Bubağlamda hukuki boyutu ile bazı birey ve gruplara yönelik gerek biyolojikdoğalarına gerekse sosyo-kültürel nedenlerine dayanılarak yapılan eşitsizmuamelenin önüne geçmeyi amaçlayan ayrımcılık yasağı ortaya konulmuştur. Ayrıcainsanın çaresiz, zayıf tarafından fayda üretilmesini engelleyebilmek için etikboyutuyla, insanın savunmasızlığının kavramsal içeriği ve teorik alt yapısıtanımlanmıştır. Fakat bu yöndeki diğer bir gerçeklik, dezavantajlı birey vegrupların durumunu düzeltici ve toplumun diğer bireyleri ile eşitleyici hukuki veetik bakışın sadece bu yüzyıla ait olmadığıdır.Öncelikle bu konuda hak ihlallerinin çok fazla olduğu vahyin geldiği ortamdaİslam’ın insanın savunmasız, kırılgan yapısını dikkate alan duruşunu ve buyönde yaptığı ve yapmayı amaçladığı zihinsel ve toplumsal inşâyı göremediğimiztakdirde konunun hukuki ve ahlaki temelleri açısından gelişmesinde katkısı olanve olacak olan önemli bir paydasını yok saymışız demektir. Bu anlamda bu çalışmada, Kur’an’ın insanınsavunmasız ve kırılgan yapısına yönelik ortaya koyduğu duruşunun, İslamHukukunda ahlaki ve hukuki içeriği açısından nasıl bir yansıması olduğuüzerinde durularak konu teorik alt yapısı ile ele alınmaya çalışılacaktır. Buyönü ile bu çalışma insanın savunmasızlığının kavramsal içeriğinden hareketle,Kur’an’ın hükümlerini inşâ ederken insana ait olan hangi hassasiyetleri öncelediğininortaya koymayı amaçlamaktadır.