Description:
Müslüman toplumda hicrî birinciyüzyılın sonuna doğru insanbiçimci tanrı tasavvurunu öne çıkaran haşevîtutumlar, ikili tanrı anlayışını benimseyen maniheist yaklaşımlar ve uknumlarızattan ayrı sıfatlar gibi kabul eden Hristiyanlara karşı güçlü bir tenzihîtanrı tasavvuru doğup gelişmiştir. Allah’ın zâtı ve sıfatları arasındakibirliği vurgulayan söz konusu tenzihî tanrı tasavvurunun en güçlü savunucusuBasra’da kurulmuş olan Mu’tezile’dir. Tenzih eksenli yaklaşımını Allah’ın zâtıile birlikte hiçbir sıfatın ezelî olmadığı iddiası üzerinden kurgulayan Mu’tezile,ilgili tenzih iddiasını dile getirirken farklı dinî kültürel çevrelerdenkavramsal ve kuramsal destek almış olabilir. Yüzyıllar önce İran dinî kültürelçevresine dahil olan Yunan felsefesinin barındırdığı tenzihî tutumlarınBasra’ya dolayısıyla ilk mu’tezilîlere ulaşma imkanı söz konusudur. AyrıcaYunan felsefesinin ve Yeni Platonculuğun yerleşik bulunduğu Harran’da öğrenimgören, oradaki tenzihî tanrı tasavvurunu Müslüman dinî kültürle ilişkilendirenve Müslüman dünyada tenzihî nitelikli ilk yaklaşımları geliştiren Ca’d b.Dirhem ve öğrencisi Cehm b. Safvan Mu’tezile’nin söz konusu tenzihî tutumununmezhebî düzeyde ortaya çıkıp gelişmesine doğrudan ya da dolaylı bir şekildekatkıda bulunmuşlardır. Emevilerin cebr üzerine kurulu kader görüşüne itirazeden Mu’tezile Allah’ın adaleti ve insanın iradesi üzerine ayrıca vurgu yapmışve bunu da yine tenzih tutumuyla ilişkilendirmiştir.