Until his resignation in 2016, Ahmet Davutoğlu had largely determined the foreign policy discourse of the Justice and Development Party (JDP) governments and his “center state Turkey” discourse had formed the bases of foreign policy practices. Accordingly, activism experienced in Turkish foreign policy in the 2000s has often been considered as a foreign policy transformation identified with Davutoğlu’s foreign policy vision. The study is concerned with the question of whether center state orientation and the activism in Turkish foreign policy in the 2000s is a foreign policy transformation associated with Davutoğlu’s foreign policy vision or not. In the study, discoursive and practical aspects of center state orientation is analyzed. It is argued that ideational basis of Turkey’s center state discourse was founded in the aftermath of the Cold War. It is presented that foreign policy practices related to this discourse like establishing cultural and educational cooperation, developing diplomatic relations, focusing on foreign aid, solving problems with neighbors, playing an active role in regional peace and stability, prioritizing economic relations were started to be put into practice beginning from this period as well. Therefore, although it is a fact that these policies were implemented in a more intense and active way after 2002, saying that they are part of a foreign policy transformation under the JDP rule or Davutoğlu era results in an inadequate reading.
Ahmet Davutoğlu, istifa ettiği 2016 yılına kadar AK Parti hükümetlerinin dış politika söylemini büyük ölçüde belirlemiş; Davutoğlu’nun “merkez ülke Türkiye” söylemi, dış politika pratiklerinin temel çerçevesini oluşturmuştur. Buna bağlı olarak, 2000’li yıllarda Türk dış politikasında yaşanan aktivizm de çoğu zaman Davutoğlu’nun dış politika anlayışıyla özdeşleştirilen bir dış politika dönüşümü olarak değerlendirilmiştir. Bu çalışma, 2000’li yıllarda Türk dış politikasında merkez ülke olma yöneliminin ve buna bağlı olarak yaşanan aktivizmin Davutoğlu’nun dış politika anlayışıyla özdeşleştirilen bir dış politika dönüşümü olup olmadığı sorusuna odaklanmaktadır. Çalışmada, Türkiye’nin merkez ülke yöneliminin söylemsel ve eylemsel boyutları analiz edilmektedir. Bir söylem olarak merkez ülke ifadesinin fikri temellerinin Soğuk Savaş’ın sona ermesinin akabinde atıldığı ve bu söylem bağlamında gerçekleşen kültürel ve akademik işbirliklerinin kurulması, diplomatik ilişkilerin geliştirilmesi, dış yardımlara odaklanılması, komşu ülkelerle sorunların çözülmesi, ekonomik ilişkilerin öncelenmesi ve geliştirilmesi bölgesel barış ve istikrarın sağlanmasında aktif rol üstlenilmesi gibi dış politika eylemlerinin de bu dönemden itibaren uygulamaya konulduğu savunulmaktadır. Buna göre, 2002 sonrası dönemde bu politikaların daha yoğun ve aktif bir şekilde uygulandığı bir gerçek olmakla birlikte, bunların Soğuk Savaş sonrası Türk dış politikasında ortaya çıkan bir trendin devamı olduğunun ıskalanarak AK Parti ya da Davutoğlu sonrası yaşanan bir dış politika dönüşümü olarak tanımlanması eksik bir okumaya sebep olmaktadır.