Description:
<p><span style="font-size:12.0pt;line-height:115%;font-family:"Times New Roman","serif";mso-fareast-font-family:Calibri;mso-fareast-theme-font:minor-latin;mso-ansi-language:TR;mso-fareast-language:EN-US;mso-bidi-language:AR-SA">Ceza hukuku sorumluluğu için aranan ön koşul, kanunitipte tanımlanan fiilin hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilmesidir. Fakat haksızlıkunsurunun varlığı, cezalandırma için tek başına yeterli değildir. Failincezalandırılması, ancak kusurluluk değerlendirmesiyle ortaya konabilir. Failinkınanabilirliğinin ölçütü olarak karşımıza çıkan kusur, cezanın varlığını ya daderecesini etkilemektedir. Nitekim somut olayda kusuru olmayan fail, tipikhareketin varlığına rağmen cezalandırılmayacak, kusuru az ise hakkında tesisedilen cezada indirim uygulanacaktır. Bu noktada, Türk Ceza Kanununda yer alankusuru kaldıran ve azaltan nedenlerin, her somut olayda irdelenmesi şarttır.Kanunda açıkça karşılığını bulmamakla birlikte, sosyal hayatta yaşanmasıkaçınılmaz olan toplumsal olay ve tepkilerde, kanuni tipte tanımlanan eylemhukuka aykırı olarak işlenmişse, failin cezalandırılıp cezalandırılmayacağı,cezalandırılacaksa hakkında indirim uygulanıp uygulanmayacağı meselesikusurluluk kapsamında ele alınmalıdır. Günlük hayatın türlü evrelerinde çok sıkkarşılaşılan ve bir yönüyle karanlık alanda kalan “yığınların etkisi”, fail,toplum ve hatta mağdur tarafından suç olarak değil, haklı bir tepki gibi algılanabilmektedir.Sportif etkinliklerdeki seyirci tezahüratları, toplumda infial doğuran şiddetya da istismar vakaları gibi kolektif bir tepki ve davranışa yol açan hallerdefailin cezai sorumluluğu, kusurluluk ve akabinde iştirak iradesi yönüyle tahliledilmelidir. Bu hukuki analiz, ceza adaletinin tesisi, karanlık alan ilemücadele ve cezai normların birey ve toplum nezdinde doğru şekildedeğerlendirilip içselleştirilmesi için elzemdir.</span><br></p>