Description:
<table width="100%" cellspacing="0" cellpadding="1" style="font-family: "Times New Roman"; font-size: medium;"><tbody><tr class="renkp"><td colspan="4" id="td0" style="background-color: rgb(240, 245, 249); padding-left: 9px; font-size: 10px;">İnsan var olduğu günden bu yana evreni ve doğayı kavrama çabası içindedir. İlkel toplumlarda doğanın bilinmezliği ve tekinsizliği karşısında doğa güçlerini etkileme adına zorunlu bir gereksinim olarak doğan sanat, insan doğa ilişkisinden kültürel bir unsura evrilmiştir. Özellikle mevsim geçişlerinde taklitten yola çıkarak şarkı ve danslar eşliğinde oynanan ritüel niteliğindeki bu oyunlar tiyatronun doğuşunu sağlamıştır. Anadolu topraklarında, Orta Asya Kültürü, Şamanizm ve İslam inancıyla sentezlenen bu ritüelistik oyunlar mite ve öyküye dönüşerek, Geleneksel Türk Tiyatrosu'nun temel dinamiklerini oluşturmuş, günümüz tiyatro anlayışına kadar uzanmıştır. Bu çalışma Geleneksel Türk Tiyatrosunun biçim özelliklerinin Haldun Taner'in oyunlarına yansımasını içermektedir. Çalışmanın ilk bölümünde Geleneksel Türk Tiyatrosu'nun türleri ve bu türlerin özellikleri değerlendirilmiştir. Türler değerlendirilirken, biçim özellikleri bağlamında Göstermeci biçim anlayışı, kişileştirme ve dil-tavır ilişkisine değinilmiştir. İkinci bölümünde ise Haldun Taner'in "Keşanlı Ali Destanı", "Eşeğin Gölgesi" ve "Ay Işığında Şamata" adlı oyunlarında Geleneksel Türk Tiyatrosu'ndan gelen biçimsel özelliklerinin izi sürülmüş, güncel tiyatro anlayışı ile olan sentezi ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Geleneksel Türk Tiyatrosu, Haldun Taner, Keşanlı Ali Destanı, Eşeğin Gölgesi, Ay Işığında Şamata.</td></tr><tr class="renkbas"></tr></tbody></table><br>